• BIST 110.248
  • Altın 155,545
  • Dolar 3,8262
  • Euro 4,5259
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin -2 °C

Demokrasi bloku mu?

Mesut Yeğen

Milli ve yerli rejime hukuken geçemedik belki, belki geçemeyeceğiz de, ama fiilen etrafında dönmeye başladık. AK Parti’deki Genel Başkanlık değişimiyle birlikte milli ve yerli rejime geçişi AK Parti marifetiyle durdurabilmenin imkanı sıfırlandı, bu belli. Başka ihtimal var mı peki? Olsa gerek. Ama etrafta konuşulan ihtimallere, yapılan milli ve yerli rejimi durdurma tekliflerine bakınca, ümitvar olmak zor.

Milli ve yerli rejimi durdurma işini gürültülü bir biçimde dert edenlerin bir kısmına kalırsa ortada tek yol var: Daha seküler, daha ulusal, daha anti-emperyalist, daha Gezici vs. bir cephe kurmak. Memleketin bu halinde CHP’nin çekip çevirdiği % 25’i (bu arada % 25’in karşısındakileri de) ‘militanlaştırmak’ hayalinden başka bir şeye denk düşmeyen bu teklife bakınca, “milli ve yerli rejim, sadece mukadder değil, kalıcı da olacak” diye düşünmek işten değil.

Neyse ki, teklifler bunlarla sınırlı değil. Yakın zamanda daha makul teklifler de duyulur oldu. Bir zamandır işitilen bir dizi teklifin odağında milli ve yerli rejimi bir Demokrasi bloku ile durdurmak var. Odağına Erdoğan’la simgelenen otoriter rejim tehlikesini yerleştiren bu teklif hem tek gündemli olması hem de memleketin epey bir yekununu oluşturan milli ve yerli rejimin mevcut ve müstakbel mağdurlarına hep birlikte hitap etmesi itibarıyla ilkiyle kıyaslanamayacak bir üstünlük içeriyor. Ne var ki, bu teklifin de çalışabileceğine kani değilim.

Niye çalışmayacağına dair kanaatimi temellendirmeden önce bir üçüncü teklifin olduğunu da hatırlatayım. 7 Haziran 2015’de milli ve yerli rejime gidişi durdurmuş gibi görünen HDP teklifi. Bu teklif, malum bugün de geçerli. Lakin, geçen bir sene galiba şunu gösterdi. HDP, niyeti ne olursa olsun, merkezinde Kürd hareketinin olduğu bir parti ve bu değişmedikçe, milli ve yerli rejimi durdurmanın esas aktörü olamayacak: Kendisine bağlı sebeplerle değil, bu memleketin tarihine, bugünden yarına değişmesi imkansız güç matrisine bağlı sebeplerle.

Demokrasi bloku teklifinin niye çalışmayacağına döneyim. Aslında çalışabilir, ama bu haliyle değil. Erdoğan karşıtlığına dayanan ve esas hedefi milli ve yerli rejimi durdurmak olan bir blok HDP’de ve CHP seçmeninin bir kısmında ilgi uyandırmaz değil, uyandırır, ama yerlerini terk ettirecek kadar değil. AK Parti ve MHP seçmenlerini ise ancak yerlerine mıhlar.

AK Parti ve MHP seçmenini yerlerine mıhlamayacak, HDP ve CHP seçmenini ise yerlerinden kıpırdatabilecek bir oluşum için Erdoğan’ı devirmeyi, rejimin otoriterleşmesini durdurmayı aşan niteliklere sahip bir siyasi platforma ya da inisiyatife ihtiyaç var. Şundan: Bugün memleketin epey bir kısmı için en büyük mesele Erdoğan’ın giderek otoriterleşmesi ya da milli ve yerli rejimin adım adım gelişi değil; Kürd Meselesi’nin ve uluslararası durumun seyri. Bu hal de, malum, milli ve yerli rejimin ideologlarınca tepe tepe kullanılan bir tedirginlik ve dehşet duygusuna yol veriyor. Bu duygu yatıştırılmadıkça  milli ve yerli rejimin durdurulabileceğini sanmıyorum.

Bu duyguyu yatıştırmanın sihirli yolunu bilmiyorum. Ama şu işe yarayabilir: Kalabalıklara, “Türkiye dindarların, sekülerlerin, Kürdlerin, Alevilerin bir diğerinin hukukunu tanıdığı ve bölgedeki alt üst oluşa uluslararası hukuku ve güç dengelerini tanıyan bir zaviyeden dahil olan bir ülke olabilir” duygusunu verebilmek. Kast ettiğim tabii ki “Türk, Kürd, Sünni, Alevi, Ermeni, Rum hepimiz kardeşiz” ya da “yurtta barış, cihanda barış” türünden sığlıklara sığınmak değil. Aksine, kast ettiğim kalabalıkların karşısına hem ülke içi hem de ülke dışı barışın imkan dahilinde olduğunu gösteren bir tür proto-anayasayla, bu proto-anayasayı referans alan bir platformla çıkmak. Anadilde eğitimi, yerelleşmeyi, cemevlerini, dindar ya da seküler hayat tarzlarını sürdürmeyi ve ülke dışında macera aramaktan uzak durmayı garanti eden bir proto-anayasa, bu türden bir anayasayı esas alan bir platform sözünü ettiğim tedirginlik duygusunu gidermeye yardımcı olabilir.

Hülasa, memleketin gark olduğu beka kaygısını yatıştırmadan milli ve yerli rejimi durdurmak mümkün görünmüyor. (basnews)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89