• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Ankara 4 °C
  • İzmir 10 °C
  • Berlin 8 °C

Demirtaş'ın şanssızlığı 'normal' değil 'mevcut' şartlar

Murat Aksoy

İlk turu 10 Ağustos’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçiminde öne çıkan iki aday Başbakan Erdoğan ve çatı aday Ekmeleddin İhsanoğlu. Kamuoyunda en çok bu iki isim tartışılıyor, 2. tur olursa bu iki isim öne çıkıyor, bu isimler üzerine yorum yapılıyor. 

Oysa “mevcut şartlar”dan bağımsız olarak değerlendirdiğimizde bu iki adaydan pek çok özelliği ile daha güçlü, Türkiye sorunlarına, demokratikleşmeye, hak ve özgürlüklere daha duyarlı, özel alandaki demokratlığından kuşku duymadığımız üçüncü aday da Selahattin Demirtaş.

AK Parti’nin ve Öcalan’ın ötekisi

HDP adayı ve aynı zamanda eş başkanı olan Selahattin Demirtaş, adaylık sürecinde gerek yazılı gerekse görsel medyada verdiği mesajlarla olumlu anlamda farkını açık biçimde ortaya koydu.

Demirtaş pek çok yönü ile Kürt siyasi hareketi içindeki en özgürlükçü, en “Türkiyeli” birkaç isimden birisi. Bu özellikleri ile de, hem AK Parti çevresinde hem de Öcalan tarafından çok da hazzedilmeyen birisi. Siyaset dışına itilmek istenen Demirtaş’ın HDP’nin Eş Başkanı olması ise bu özelliklerinden ve parti içindeki gücünden kaynaklandı büyük ölçüde. Siyasal söylemleriyle Demirtaş, en az İhsanoğlu kadar güçlü ve siyasal sistem, Türkiye hayali olarak da ona yakın bir adaydır. Erdoğan cumhurbaşkanı olmaktan çok başkan olma isteğini karşısında; İhsanoğlu ile Demirtaş ise parlamenter sistemin güçlendirilmesinden yana ve Demirtaş bir adım daha ilerde yerel yönetimlerin güçlendiği bir parlamenter demokrasiden yanadır.

Bu açıdan üç adaydan İhsanoğlu ve Demirtaş, hem savundukları siyasal sistem hem Türkiye okumaları ile birbirine daha yakındır. Onların bu pozisyonu, Erdoğan’ın savunduğu ve aldığı pozisyonun tam karşı tarafında durmaktadırlar.

Eğer bu tespit yanlış değilse Demirtaş’a oy verenlerin, seçim 2. tura kalırsa “normal şartlar”da İhsanoğlu’na oy vermeleri beklenir.

Demirtaş’ın zaafı

Demirtaş’ın, söylemleri ile ilk turda CHP ve daha az oranda AK Parti çevresinde,  HDP’li olmayan sosyalist çevreden oy alarak yüzde 10’u zorlayacağı açıktır.

HDP adayı Demirtaş’ın alması muhtemel yüzde 10 civarındaki oyun, Kürt siyasi hareketi için iki anlamı olacaktır.

İlki, bu seçim, yeni kurulan HDP’nin tüm Türkiye’de örgütlenmesi ve 2015’deki seçimler öncesi güçlerini ve imkanlarının testi olacaktır. Ve ona göre bir yol haritası çizecekler.

İkincisi de, alınacak yüzdenin, içinde olduğumuz çözüm süreci içinde AK Parti ile yürütülen görüşmelerde “pazarlık” unsuru olarak göreceği işlevdir. Demirtaş, yaptığı açıklamalarla bunu reddetse de; kendisine ilişkin en büyük olumsuz algı da bu noktadır.

Bunun nedeni de yazının başında ifade etmeye çalıştığım “mevcut şartlar”dır. Mevcut şartlar yani Öcalan’ın tutuklu olması ve Kürt siyasi hareketi çevresinde çözüm sürecinin ancak AK Parti ve Erdoğan ile sürdürebileceği yönündeki görüştür. Nitekim Öcalan ile görüşen ekipte yer alan HDP’li Pervin Buldan, çözüm süreci için Erdoğan’ın önemini yaptığı açıklama ile ifade etmiştir

Bu yüzden Demirtaş’ın aksi yönündeki açıklamalarına rağmen pazarlık olacağı yönündeki algı kamuoyunda güçlüdür. Bu da Demirtaş’ın en büyük zaafıdır.

Demirtaş’ın bu zaafına karşılık güçlü yanı özgürlükçü siyasal kişiliğidir. İhsanoğlu için ise zaaf tüm siyasallığına rağmen siyaset üstü algısı, güçlü yanı ise çatı adayı olarak 2. tura daha yakın olması ve kendiyle barışık olmasıdır.

Öcalan tutuklu ama rehin

Kabul edelim ki, Öcalan tutuklu oldukça ve çözüm süreci de MİT üzerinden yürüdükçe Kürt siyasi hareketinin AK Parti’ye mesafe alması mümkün değildir.

Peki Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesi Kürt sorununu ve çözüm sürecini nasıl etkiler?

Bu soru üzerine Öcalan’ın da Kürt siyasi hareketinin de düşünmesi gerekiyor.

Sembolik cumhurbaşkanından çok icracı başkan görevi üstleneceğini ifade eden Başbakan Erdoğan’ın süreci devam ettiren mi yoksa süreci zamana yayan bir politika mı izleyeceğini düşünmek gerekiyor.

Bu soruya HDP’lilerden ve Kandil’den gelen açıklama ise sürecin ilerlemesinin zor olacağı yönünde.

Eğer bu görüşler samimi ise HDP kulislerinde konuşulan seçim 2. tura kalırsa “boykot” kararı alma ne anlama geliyor?

Boykotun Erdoğan veya İhsanoğlu’na yaramasından daha önemlisi Kürt siyasi hareketinin bu süreçte pasif siyaset mi yoksa aktif siyaset mi izleyeceğidir.

Kürt siyasi hareketinin bu tavrı aynı zamanda Demirtaş’ın söyleminin testi niteliğinde olacaktır.

Kürt siyase hareketinin yol ayrımı

Açıkça ifade etmek gerekiyor ki, HDP ve Kürt siyasi hareketinin önünde iki yol vardır.

Türkiye’nin normalleşmesi ve demokratikleşmesi siyaseti tekeline alan, yürütmeyi teknokratlaştıran, yasama ve yargıyı kendisine engel gören bir cumhurbaşkanı ile mi yoksa parlamenter demokrasinin ve yerel yönetimlerin güçlendirileceği, siyasetin Meclis’te yapıldığı, çözümün toplumsallaşmasına katkı sunacak bir cumhurbaşkanı ile mi?

Yukarıda ifade ettik. İdeolojik olarak İhsanoğlu ile Demirtaş birbirine daha yakın ise Demirtaş’a oy verenlerin seçim 2. tura kalırsa pasif değil aktif siyasete sahip çıkarak “mevcut şartlara” göre değil  “normal şartlara” göre oy vermeleri beklenir.

Kürt siyasi hareketi için sorun tam da bu: Kürtler normal şartlara göre mi yoksa mevcut şartlara göre mi oy verecek?

Tabi burada İhsanoğlu’na da düşen bir sorumluluk var. Kürt sorununa özgürlükçü yaklaşımını daha güçlü biçimde vurgulamak ve çözümü daha güçlü savunmaktır.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89