• BIST 90.383
  • Altın 145,141
  • Dolar 3,6152
  • Euro 3,9060
  • İstanbul 12 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 13 °C

Demirtaş'ın başarısının sırrı ne?

Kurtuluş Tayiz

HDP adayı Selahattin Demirtaş'ın 10 Ağustos seçimlerinde gösterdiği başarının arkasında neler yatıyor? Demirtaş, partisinin oylarını yüzde yüze yaklaşan bir oranda artırmasını neye borçlu? Bu sorular sadece siyaset bilimcileri arasında değil, kamuoyunda da ciddi bir merak konusu. Başbakan Erdoğan'ın seçim zaferinden daha çok HDP'li adayın başarısının konuşulmasının haklı nedenleri var. Kürt siyaseti 24 yıllık siyasi tarihinde ilk kez bu kadar büyük bir sıçrama gerçekleştirdi. Bu sıçramanın neden ve sonuçları haklı olarak merak uyandırıyor.

Geriye dönük bir tarama yapınca fark ettim; Kürt siyaseti, bundan önceki en büyük seçim başarısını 12 yıl önceki 3 Kasım 2002 genel seçimlerinde göstermiş. HEP geleneğinden gelen DEHAP (Demokratik Halk Partisi) Türkiye genelindeki oyların 6,14'ünü alarak ilk kez ciddi bir oy oranına ulaşmış. Ne var ki Kürt partileri bu tarihten sonra aynı başarıyı bir daha gösterememiş.

Bunun nedenlerinden biri ülke genelinde uygulanan yüzde 10'luk seçim barajı olarak görülebilir. Baraj engeli nedeniyle Kürt partileri bağımsız adaylarla seçime girmek zorunda kaldıkları için Türkiye genelindeki oy potansiyelini de harekete geçiremiyorlardı. Bu önemli bir etken ama tek nedenin bu olduğu söylenemez.

Seçim sonuçlarını etkileyen diğer bir etken ise silahların varlığıydı. Güneydoğu'yu teslim alan silahlar, sivil siyasetin önündeki en büyük engellerden birini oluşturdu. Silahların sustuğu dönemler ise sivillere yaradı. 3 Kasım 2002 seçimleri ile 10 Ağustos'taki seçimler arasında böyle bir dikkat çekici ortaklık bulunuyor. Her iki seçim sürecinde de Güneydoğu'da barış havası hakimdi. Kürt siyaseti ilk kez silahların sustuğu, örgütün silahlı unsurlarını Türkiye sınırlarının dışına çektiği 2002'deki barış koşullarında en büyük başarıyı yakaladı. 12 yıl aradan sonra HDP adayına başarıyı getiren yine benzer barış koşullarıdır. Demirtaş, Güneydoğu'da silahların sustuğu, PKK'nın silahlı unsurlarını sınır ötesine çektiği bir zamanda başarıyı yakalayabildi. Kürt siyasal partilerinin 12 yıl arayla yakaladıkları başarının arka planında böyle bir ortak nokta bulunuyor.

HDP'nin 10 Ağustos'ta oylarını ikiye katlayarak sıçrama yapması çözüm süreciyle çok yakından bağlantılı. Siyasal alan bugüne kadar olmadığı kadar çözüm süreciyle birlikte normalleşme belirtisi gösterdi. Ülkenin siyasi havasını zehirleyen silahlar devreden çıkar çıkmaz Kürt hareketi nefes almaya başladı. Siyasi tarihimizde ilk kez bir Kürt adayı Çankaya Köşkü'ne çıkmak için özgür bir yarışa katıldı. Ve merkez medyanın da katkısıyla Kürt adayı Türkiye'nin her yanından seçmen kitlesine ulaşma şansını yakaladı.

Silahlar siyasi hayatı zehirler. Çatışma ve ölümler vatandaşın seçme özgürlüğü üzerinde değişik kaygı ve endişelerin belirmesine yol açar. Barış ve yumuşama koşullarında ancak bireylerin siyasal tercihleri güvence altında olabilir. Çözüm süreci sayesinde Kürt siyasi hareketinin etki sahası da genişledi. Demirtaş'ın, çatı adayını benimseyemeyen Alevi ve solcu kesimlerden oy kaydığı doğrudur; ancak HDP'yi yüzde 10 sınırına taşıyan Kürt oylarıdır.

Kaldı ki HDP'nin Türkiye'nin her bölgesine açılarak oy çıkarması kimseye zarar vermez, aksine bu ülkenin yararınadır. HDP'nin Türkiyelileşmesi ülkenin birlik ve bütünlüğüne katkı sağlayacağı gibi demokrasinin güçlenmesine ve siyasal alanın çoğulculaşmasına da yarayacaktır. Hatırlayalım daha yakın tarihte HDP geleneğindeki bir partinin sınır illerinden birinde yerel yönetimi üstlenmesi "ulusal tehdit" olarak algılanmıştı. Oysa bugün HDP'nin geçmiştekilerle kıyaslanmayacak düzeydeki başarısı iktidar tarafından da takdir ediliyor. Kamuoyu da bu seçim sonuçlarını Türk-Kürt birliğinin pekişmesi olarak algılıyor. Barış ve kardeşliği zora sokan, çözüm sürecini boşa çıkaran, tekrardan silaha yönelen bir eğilim en çok Kürt siyasetine zarar verir. HDP'yi bugünkünden daha geri bir noktaya götürür. HDP'li Sebahat Tuncel'in "CHP ile ittifak yapsaydık Erdoğan cumhurbaşkanı seçilmezdi" türünden yakınma içeren sözlerinin de gerçek hayatta pek bir karşılığı yok. CHP'yle ittifak yapan HDP'nin bırakalım yüzde 9'un üzerine çıkmasını, 30 Mart seçimlerinde elde ettiği 6,5'lik bir sonuca ulaşması bile zor olurdu. Eğer HDP, 10 Ağustos başarısının çözüm süreciyle bağını doğru kuramazsa Haziran 2015 seçimlerinde hezimete uğrar, yüzde 9.7'lik bir sonucu yakalaması ise mucize olur.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89