• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 13 °C
  • Berlin 12 °C

Değiştiren hayat ve chp…

Ersin Tek

Sürekli değişen hayat gerçeğinin karşısında; hiçbir zihniyetin, hiçbir mevzuatın, hiçbir süper gücün, değişmeden, dönüşmeden yerinde kalması düşünülemez. Hayat akıyor ve akarken önünde ne varsa onu da sürüklüyor, dönüştürüyor ve yeni bir geleceğe götürüyor. Evrenin kanuna göre: her şey, her an hareket halindedir. Hareketin olduğu yerde canlılık, yenilik, değişim kaçınılmazdır.

Sosyal olaylar da, siyaset de, söylemler de, düşünceler de, bu değişim ve dönüşüme tabidir. Tabi ki, bu değişime direnmelerin olmaması da düşünülemez. Statüko dediğimiz şey, değişime karşı olan direncin adıdır işte.

Son dönemdeki iç ve dış politika trafiği çok hızlı ve yakın temas halinde ilerliyor bu ülkede. Bu da değişimi(mizi) daha çok kaçınılmaz kılıyor.

Aslında bizim konumuz; bütün bu gelişmelerin karşısında statükocu tavrından ödün vermeyen CHP’nin durumu. Bilindiği üzere, bu ülkede statüko denilince akla ilk gelen parti CHP dir. CHP’nin hali pürmelâl, ortadadır şu an.

Bu CHP, son günlerde ortaya çıkan, kendi parti başkanlarına ait seks görüntüleriyle çalkalanıyor. Aslında sadece CHP’de değil, Türkiye siyasetinin seyrini ve ülkenin geleceğini değiştirebilecek önemli bir gelişme bu. Bu ülkenin geçmişine bakıp da, CHP’nin bu ülkenin kaderinde nasıl kilit bir noktada durduğunu görülebiliriz.

Baykal ve yakın çevresindekiler kendi partilerinde büyük bir temizlik, kıyım operasyonuna başladılar diye haber duyuldu, ya da öyle duyuruldu. Mustafa Sarıgül’ün taraftarlarını aramaya çıktılar ilk önce. Bu görüntüleri, Baykal’a yapılacak suikast ihbarı ile ilintileyerek ilk önce, Sarıgül’e bağlamaya çalıştılar her şeyi. Tabi tutmadı bu. Anladık ki, zaman kazanma taktiği olarak bunu yapmışlar.

Daha sonra, Gülen’in telefonla aradığını söyleyerek, ‘gülen taraftarları olabilir’ seçeneği de elediler. Geriye ellerinde iktidar seçeneği(aslında tek seçenekleri de bu idi!)kaldı. Sonra iktidarı suçlamaya başladılar. Bakalım tutar mı?

Komplo teorileri havada uçuyor bu aralar. Tuhaf olan, yıllarca her şeyi dış ülkelerin istihbaratlarına, süper güçlere bağlayanlar, bugün böyle laflar edemiyorlar. Neden? Ne değişti? Türkiye siyasetinin değişim dinamiklerini içine kapatmaya, boğmaya çalışan CHP ve yandaşları, bu bel altı vuruşları nasıl izah edeceklerini şaşırdılar.

Değişimi zorlayan iç dinamikler kimin lehine işliyor şimdi? Katı Kemalizm’in tasfiyesi mi bütün bunlar? Ya da laik zihniyetin geri dönüşü için mi yapıldı bunlar? Benim dikkatimi çeken bir şey; CHP başkanlığı için ismi geçenler arasında, çok ilginç isimlerin bulunması. Bunlardan biri, Öğretim görevlisi Süheyl Batum ve birkaç ilginç isim daha… Tesadüf bu ya, balyoz darbe planın listesinde de bu isim ve benzerleri vardı!

Eğer bu kaset olayı, AKP’nin bilgisi dâhilinde gerçekleşmişse, o zaman AKP bu süreci en iyi şekilde yönetmek zorundadır. Yoksa aksi takdirde kendi çukurlarını kazımış bulunmakla beraber, eski filme geri dönüşümüzün yolunu açmış olacaklar. Baykal’ın siyasi denklemin dışına itilmesi, AKP’nin aleyhine bir durumdur. Bunu en iyi bilen, başbakan ve AKP’lilerdir…

Bir gerçek var ki; bu durum millette, CHP’ye karşı daha çok güven bunalımı yaratacak gibi. CHP mağdur oyununu iyi oynayamıyor Her ne kadar bu iğrenç bir komplodur diye çırpınsa da. Çünkü geçmişi ve icraatları buna izin vermiyor.

Baykal, işin vahametini(kimilerine göre bu şantaj kasetinin tamamını gördüğünü için veya daha başka komplo teorilerini hesaba kataraktan!) bildiği için olsa gerek istifa etti. Kim bilir, belki de bir taktik olarak böyle yapmış da olabilir. Zaten, Baykal’ın yakın çevresi ve CHP’nin demirbaşları bunu güçlü bir geri dönüşün alameti olarak algılıyor, bekliyor. Aslında Baykal’ı yıllardır tanıyanların görüşleri de bu yönde. Her ne kadar bu görüntülerin servis edilmesi etik olmayıp, kanun dışı ve alçaklık olsa da, bu görüntülerin bir parti başkanını yerinden etmeye yeterli olduğu su götürmez bir gerçek.

Asıl mesele; Baykal’ın gitmesi, kalması veya geri dönmesi değildir. Bütün mesele CHP’nin kemikleşmiş yapısı ve kafalarıdır. Bu yapının değişmesi gerekiyor. Baykal’ın bugüne kadar orda kalması, bu kemikleşmiş yapının bir sonucudur. Koltuk sevdasının ne yaman bir şey olduğunu, unutmadan…

Baykal, bu durumu kendi lehine çevirmeyi çok iyi bildi. Korkak, kurnaz, kirli ve içten pazarlıklı, saldırgan siyasetçi profilini çizdi hep. Baykal öyle bir duruma getirdi ki CHP’yi; şu an içinden parti başkanlığı geçen hiçbir CHP’li, bu arzusunu yüksek sesle dile getiremiyor. Konuşacakları zaman, ilk önce Baykal’a dönüyorlar. İşte tüm bu kimseler, kemikleşmiş yapının donuk kafalarıdır.

Biz bu görüntülerin CHP’de değişim yaratacağını umuyor olsak da, görünen o ki öyle kolay olmayacak bu değişim… Bu kafalar hâlâ çoğunluk durumunda.

Dış ilişkilerden tutun, ülkenin tüm meseleleri hakkında, CHP Genel Başkanı ve taraftarlarının değerlendirmelerini dinleyince, okuyunca, CHP’nin içinde bulunduğu bataklığı ve bu bataklıkta çırpındıkça daha da battığını ve gittikçe kaybolacağını görüyorduk ve de görüyoruz.

Çünkü değişen ve değiştiren hayat’ın önüne barikat çekmeye çalışanların kaderi bu, tarihin ve insanların belleğinden silinip gitmek.

Aslında CHP yetkililerinin değerlendirmelerine bakınca, çok ilerici ve haklı tespitlerdir diyenler de vardı ve hâlâ var. Bunların sayısı da yabana atılacak gibi değil. Biliyorum. Daha büyük bir pencereden bakarsanız, bu kişilerin, statükocu zihniyetin, değişen dünya olgusunu kavrayamadıklarını ya da işlerine gelmediği için statüko bataklığında kalmaya direndiklerinin görürsünüz.

Zaten değişimi anlasalardı, o zaman statüko diye bir şeyden bahsedebilecek miydik?

Bunları söylerken bir niyet okumasıyla değil, CHP ve benzerlerinin, hem geçmişteki, hem de şimdi ki söylemlerini ve pratiğini referans alarak bu sonuca varıyoruz. CHP, büyük bir çıkmazın içinde, çelişkili ve ötekileştirici söylemlerle toplumun zihnini bulandırma gafleti içinde. Buna dur diyecek kimse de yok; zaten olsa ne yazar, karşımızda dinleyecek birileri de yok. Gözleri kapalı, kulakları sağırdır bu zihniyetin.

CHP üzerine çok yazıldı, çizildi. Lakin CHP de değişim adına, yenilik adına, yeni olan hiçbir şey görülmedi şimdiye kadar, ne yazık ki. Seçim dönemi oldu, çarşaf açılımı falan filan derken, bunlar da fiyasko çıktı. Samimiyetsizliğin ve dar kafalılığın varacağı yer belli idi zaten.

Ülkenin büyük çoğunluğunun Müslüman olması ve İslam’ın bir arada tutan, birleştirici hoşgörüsüne rağmen, bu zihniyet için İslam her zaman yabancı, öteki ve de tehlikeli bir değerler sistemi oldu. Yıllar yılı İran’dan şeriat tehlikesi, Suriye’den, Ermenistan’dan bölünme tehlikesi, Araplardan cehalet gelecek diye bu halkı kandırmakla ve oyalamakla geçirdiler günlerini. Bu ülkenin geleceğini heba ettiler ve Türkiye’nin bölgede üstlenebileceği bütün rolleri ve sorumlulukları yok ettiler. Hâlâ da, bu yanlışa devam etmekte ısrar ediyorlar.

CHP’ye sormalı; bu ülkenin ödediği bedeller az mı geldi size?

Birileri, CHP ve benzerlerine; 1920’lerin Türkiye’sinde olmadıklarını hatırlatmalı artık. Paranoyalarla, milli kafaların içine sıkışarak, yaşama devri kapandı deyivermeli. CHP’ye ne diyelim ki: Allah akıl fikir versin.

Bu ülkenin, değişen dünyaya ayak uydurmasının ve evrensel değerleri yakalamasının önündeki en büyük engel olan, CHP ve benzerleridir. Bunların içinde bulunduğu durum, iğrenç bir durum ve bir o kadar da vahim. Trajik olan bu iğrenç durumu kendi kendileri başardı.

Bu memlekette statükoyu besleyen, ayakta tutan asker-medya-siyaset üçgeninin bizi getirdiği nokta burası. Şantaj, tehdit, kirli pazarlıklar, ölümler ve Amerikan dalkavukluğu aldı başını gidiyor. Üzüntü ve kaygı verici bir durum… Görülüyor ki bu durumu aşmamız için de, yine siyaset kurumuna ihtiyacımız var. Sorunların çözümü yolunda, siyaset kurumu önemli bir işlev görüyor. Ve de görmek zorunda.

Lakin CHP siyaset yapandan da, yapmaktan da korkar bir vaziyettedir. Onun içindir ki, CHP ve benzerleri statükocu zihniyetlerinden vazgeçmemek için; siyaset alanını daraltarak ve hatta çoğu zaman bu alanın dışına çıkarak ve de çıkartarak siyasetin kendisini işlevsiz bırakmak, hatta görüldüğü gibi kendi kendilerini bloke etmek için ellerinden gelen her şeyi yaptılar, yapıyorlar. Bu yolda darbe yandaşlığından tutun, yargıyı kullanmaya kadar her yolu mubah sayıyorlar.

Utanç olarak tarihe geçecek icraatları saymakla bitmez, CHP’nin.

Trajikomik bir durum ise; bu partinin isminin içindeki ‘halk’ın kim olduğunu, neyi temsil ettiğini, CHP’liler dâhil kimsenin bilmemesi, anlayamamasıdır. Lakin şuna eminiz ki CHP isminin içindeki ‘halk’, bu halk değil. Çünkü CHP hiçbir zaman, bu halkı ve bu halkın iradesini tanımadı ve bu halkın hiçbir değerini kabul etmedi. Bu değerlere saygı göstermek bir yana, bu değerlerin imhası, yozlaşması ve magazinleştirilmesi çabalarının da öncüleri, sözcüleri oldular bizzat. Halk, bunu yapan CHP’yi unutmadı hiçbir zaman ve unutmayacakta.

Gönül ister ki bu zihniyet, kendi özgür iradesi ve kendi tercihleri ile değişsinler; bu kadar iğrenç görüntüler ve durumlar olmasın ve de kimse bunun üzerinden siyaset yapmasın. Ama görünen o ki, bu o kadar kolay olmayacak.

Değişimin CHP’ye uğraması zaman alacak belki. Ama değiştiren hayat, er geç CHP’yi de önüne katıp değiştirecektir. Hayat güçlüdür, bunu aklınızdan çıkarmayın. Hayata karşı kim, ne kadar direnebilir ki?

Bakalım bekleyip göreceğiz, CHP kurultayından sonra ne değişecek, kim gidecek, kim kalacak…?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89