• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin 10 °C

Değişen devlet paradigması

Mümtaz er Türköne

90 yıllık devlet paradigması değişti. 2007’den bugüne, tedricî bir devrim yaşandı. Kurucu paradigmanın yerinde bugün yeller esiyor. 

İdeolojilerin duygu ve hamaset yüklü dünyası, tekrarlana tekrarlana yerleştirdiği alışkanlıklar bu değişimi kavramayı zorlaştırıyor. Devlet dediğimiz varlık, elindeki imkânları ve alternatifleri kullanarak bünyesini kuvvetlendirdi, beka sorununa yeni çözümler buldu. Devletin ezelî ve ebedî var olma reflekslerini merkeze alarak, bu değişimi takip etmek daha mantıklı. Devlet dediğimiz aşkın bir varlık değil, bizim birlikte barış içinde var olma ve ortak çıkarlarımızı sürdürme irademizin kurumlaşmış, somutlaşmış hali. Bu âlî çıkarları koruma yeteneği ölçüsünde lüzumlu. Bu pencereden bakınca, askerî vesayet düzeni, devletin ve milletin çıkarlarını koruma yeteneğini kaybettiği için sona erdi. AK Parti’nin güçlenerek süren saltanatı, bu yeteneğe sahip olmasının eseri. 

Dün devlet, küçük bir yönetici azınlık tarafından temsil ediliyordu. Bir tarihsel blok olarak bu yönetici azınlık, askerin ön planda olduğu bürokrasi-sermaye ittifakına dayanıyordu. Güya halk, her zaman yoldan çıkmaya, yanlış bir yola sapmaya meyilliydi. Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu ancak bu azınlık bilebilir ve devletin çıkarlarını sadece onlar gözetebilirdi. Bunun için halk güdülmeli, onun temsilcilerine sınırlı bir iktidar teslim edilmeliydi. Sandıktan çıkan iktidar haddini aştığı zaman arkasından askerî müdahaleler geliyordu. 

PKK terörünün, “devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü”nü tehdit eder hale gelmesi, PKK’nın silahlı eylemlerinin değil, BDP’nin aldığı oyların eseridir. Yönetici azınlık artık devletin bekasını temin edemez hale geldi. 2007 yılına gelindiğinde tam anlamıyla bu iflas hali ilan edildi. 28 Şubatçılar deveyi hamuduyla götürürken, yönetici azınlığın kalan itibarını da yerle yeksan ettiler. Devlet iktidarı kendini tüketti. Devletin âlî çıkarlarını sürdürebilmek için bu iktidarın el değiştirmesinden, küçük bir azınlığın elinden alınıp halka teslim edilmesinden başka çare kalmadı. Bugün AK Parti’nin Güneydoğu’dan aldığı oya, tek başına devletin beka sorunu açısından bakmayı deneyin. Koskoca ordu, güvenlik birimleri, Cumhuriyet’in ideolojik omurgasını teşkil eden eğitim başta olmak üzere bütün kurumlarını “devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü”nü sürdürme yeteneği ile terazinin bir kefesine koyun. AK Parti’nin, Türkiye’nin geleneksel cemaat ve tarikatlerinin birliği sürdürme potansiyeli yanında esamesi okunabilir mi? 23 Nisan, 19 Mayıs törenlerinin, “Andımız”ın geride kalan doksan yıllık Cumhuriyet tarihinin kısa sürede unutulacak ritüelleri halinde buharlaşıp yok olması, AK Parti iktidarından önce, bu iktidarı da var eden paradigma değişikliğinin eseri. Bu ritüellerle Türkiye’nin birliğini sağlama imkânınız var mı? Öyleyse yok olmaları doğal değil mi? 

Paradigma değişikliği, askerî vesayet düzenine geri dönüş endişesine de cevap veriyor. Dün bir darbe olsaydı, askerler çapraşık ekonomik ilişkilerin altından kalkamaz ve bir haftada pes ederlerdi. Bugün, bir askerî darbe olsa Kandil’de kırk gün kırk gece düğün-bayram ilan edilir. Hangi askerin ülkeyi peşinen bölecek böyle bir hamleye yüreği yeter? Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin beka sorunu, bugün demokrasi ile çözüldü. Demokratik iktidar, devletin bekası için meşruiyet üretiyor. Demokratikleşme Paketi’ne, devlet adına “bir paket meşruiyet” olarak bakarsanız, taşların yerli yerine oturduğunu göreceksiniz. Dün eğitimde Türkçe ile devlet varlığını sürdürüyordu, bugün anadilde eğitim hakkı ile rahat bir nefes alıyor. Aslolan birinden birinin vazgeçilmezliği değil, devletin “milleti ve ülkesi ile bölünmezliği”. Geçmişin paradigmasına takılanların bugünün dünyasında yerleri kalmadı. AK Parti iktidarının alternatifi de ancak yeni paradigma içinden çıkabilir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89