• BIST 89.809
  • Altın 145,306
  • Dolar 3,6167
  • Euro 3,9083
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin 8 °C

‘Değerler’ savaşı

Murat Belge

Başbakan Erdoğan’ın Türkiye’nin siyasî rejimini “başkanlık sistemi” diye bilinen sisteme dönüştürmek istediği yazılıyor, söyleniyor ve böyle bir şey olmadığına dair Başbakan’ın kendisinden de gelen hiçbir işaret yok. Demek ki öyle.

Bunun çalışması sürüyor. Olur mu, olmaz mı, bilemem. Biraz zor görünüyor.

Bir yandan da Başbakan epey geniş bir yelpazeye yayılan görüşlerini açıklıyor. İdam derken kürtaj, kürtaj derken dizi, okul üniforması, tıksırıncaya kadar içenler, ucu bucağı belirsiz bir monolog hâlinde. Durmadan, her ağzını açışta, birilerini azarlıyor, yanlış bilenlere işin doğrusunun ne olduğunu bildiriyor, bir hışmınan geliyor ama geçmiyor. Her sözüyle gerginlik, kutuplaşma yaratıyor.

İnsanlar doğal olarak merak ediyor: niçin böyle yapıyor? “Böyle yaptığı” oldukça kesin. 2002-2010 arasında yapmadığı bir şeyi yapmakta, Başbakan. Burada genel bir ortaklaşma var. Ama, “niçin yapıyor” sorusu sorulunca, yorumlar muhtelif. Bana en aykırı gelen yorum, “demokratik bir şey yapacak, onun için anti-demokratik konuşuyor” yorumu. Bu, bazı özgül konularda kısmen doğru olabilir. Örneğin BDP’lilere dokunulmazlık kaldırma fezlekeleri işleme konurken Kandil’dekilere bir “ara çözüm” önerisi gibi şeyler, bu yoruma bir miktar inandırıcılık katıyor. Ama Başbakan’ın kürtaj veya Muhteşem Yüzyıl dizisi üstüne konuşurken herhangi bir politik manevra içinde davrandığı kanısında değilim. İnandığı gibi konuştuğunu sanıyorum. “Günden değiştirme” gibi kaygıları olduğunu da düşünmüyorum.

Ama zaten bu “niçin” faslı da beni fazla ilgilendirmiyor. Tayyip Erdoğan, bütün bu konuşmalarıyla, önümüze bir zihniyet seriyor. Bunun nasıl bir zihniyet olduğunu görmek daha önemli. Açtığı “münferit” tartışmalar sonunda geliyor, “değer” noktasına dayanıyor. Birkaç kere “idam” konusunda bir şeyler yazdım. İdam konusunda Başbakan Tayyip Erdoğan’ın söylediği sözleri söylemiş bir kimsenin, bunları niçin söylediği ikincil bir konu: demokrasi yapmak için anti-demokratik görünmek, MHP’den oy kapmak vb. O sözler ortada; o sözleri söyleyebilen kişiyle herhangi bir ortaklık düşünemeyeceğim de ortada.

Dolayısıyla, “neden”i, “niçin”i beni fazla ilgilendirmiyor, nedeni neyse ne, ortada sistematik bir “gericilik” var. Bu kelimeyi sevmem ve kullanmam. Bunca yıldan sonra kullanmaya beni zorlayan Başbakan Erdoğan oldu. Çünkü hangi konuda ağzını açsa, o konuda söylenebilecek en “gerici” şeyleri söylemeden susmuyor.

Ancak, “en muhafazakâr İslâm anlayışı” olarak değerlendirilebilecek bu sözlerinin gerisinde, o sözlerin araçsallaştırılmasını düzenleyen, yönlendiren, kişisel bir “tek adamlık” tutkusunun yattığını görüyorum.

Başbakan, ikinci seferdir, “yargı” hakkında tuhaf sözler söylüyor. Daha önce, yargıya talimat verdiğini açığa vuran bir cümle kurmuştu ve bu cümle elbette haklı olarak yoğun eleştiriye uğramıştı. Muhteşem Yüzyıl derken Başbakan yeniden “yargı”yı “vazifeye çağır”dı. Geçen gün yazdığım gibi, yargının bu konuda neye dayanarak ne yapacağını anlayamamıştım. Şanar dostum dayanağın 301 olacağını söyleyerek bana yardımcı olduğunda daha da şaşırdım, çünkü 301’e bu yeni absürditenin yüklenebileceği gerçekten aklıma gelmemişti.

Erdoğan’ın da aklında 301, 302, 303 gibi bir şeyler olduğunu sanmıyorum. Çünkü bunlar ne olsa, ne kadar hukuk dışı bir zihniyete dayansa, gene de bir modern sistemin maddeleridir. Başbakan’ın aklındaki “Kazaskere söyleyelim de şu işi halletsin” tarzında bir şey olmalı. “Yargı” dediği böyle bir yargı. “Kuvvetler ayrılığı” ilkesi diye bir şey, “makbul” değil. Başbakan’ın gönlünde, ucu kendi elinde olan bir “kuvvetler birliği” özlemi yatıyor. Ülkenin tarihine bakınca, yeni değil, çok eski bir özlem bu. Her zaman da o geçerli olmuş. Ama zaten bundan dolayı bu ülke hiçbir zaman demokratik olamamış.

Şimdi gene aynı yerdeyiz: topluma kendi inandığı değerleri egemen kılmaya çalışan, buyurgan bir Başbakan’la.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89