• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 18 °C
  • Berlin 14 °C

Davutoğlu'nunki bile fazla geldi, daha düşük profillisi aranıyor!

Celal Başlangıç

Başbakan Davutoğlu, Finlandiya gezisi dönüşünde uçağındaki "şanslı" gazetecilerle sohbet ediyor.

O gün söyledikleri, gazetelere hemen hemen aynı başlıkla giriyor:

"Cumhurbaşkanı ile aramızda milim fark yok."

Davutoğlu bu başlığa kaynaklık eden konuşmasını 8 Nisan 2016'da yapıyor.

Bu açıklamasının üzerinden daha bir ay bile geçmeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Davutoğlu'nu başbakanlıktan "azlediyor".

Bugün anlıyoruz ki değil milim, aralarında kilometrelerce fark varmış ama Davutoğlu durumun farkında değilmiş.

Bir soru da soruyor Davutoğlu:

"Benimle Cumhurbaşkanımız arasında, neredeyse iki yıla yaklaşacağız, devlet işleyişi bakımından bir aksama gördünüz mü?"

Davutoğlu "bir aksama yok" sanıyormuş ama, Erdoğan'a göre "çok büyük aksamalar" varmış.

 

"Azledildiği" günden bu yana herkes "Davutoğlu neden gitti?" sorusunun yanıtını arıyor.

Bu sorunun yanıtı hem var, hem de yok.

Yanıtı var, çünkü; AKP sözcüleri, yandaş yazarlar, yorumcular alt alta bir çok madde sıralıyor Davutoğlu'nun gitme nedenlerine ilişkin.

Bu sorunun yanıtı yok. Çünkü gösterilen hiçbir gerekçe durumu açıklamaya yetmiyor.

Davutoğlu'nun gitmesini gerekçelendirme çabasında olanlar, 7 Haziran öncesi MİT Başkanı Hakan Fidan'ın aday gösterilmesinden başlıyor. Hatta içlerinde 28 Şubat'taki "Dolmabahçe Mutabakatı"nı Davutoğlu'nun Erdoğan'dan habersiz gerçekleştirdiğini iddia edenler de var.

Bazıları "Başkanlık rejimine karşıydı, açıktan söylemiyordu ama gizliden gizliye aleyhinde çalışıyordu" diyor.

Kimine göre "HDP'lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını ağırdan alıyormuş" Davutoğlu, ondan gitmiş.

"Dışarıda ABD ve AB ile içeride Genelkurmay ve MİT ile Erdoğan'ın bilgisi haricinde ilişkiler geliştiriyordu" iddiasında olanlar bile var.

Gönderilme nedenleri arasında AB'nin "muhatabımız Cumhurbaşkanı değil, Başbakan" sözüne Davutoğlu'nun yanıt vermemesi de sayılıyor.

Hele bir "Davutoğlu'nun Obama'dan aldığı randevu meselesi" var ki kimilerine göre "bardağı taşıran damla" olmuş.

Ancak pek seslendirilmeyen, daha doğrusu AKP yandaşları tarafından dile getirilmeyen başka nedenleri sayan "münafıklar" da var Davutoğlu'nun gönderilmesi konusunda.

Bunlardan biri "vizesiz Avrupa" için AB'ye verilen sözlerden biri olan "Şeffaflık Paketi"ni Davutoğlu'nun Ocak 2015'te gündeme getirmesi. Hazırlanan yasaya göre kamu harcamaları, ihaleler, siyasetçilerin ve bürokratların mal varlıkları, her şey şeffaf olacaktı.

Ancak Erdoğan'dan paparayı yiyince Davutoğlu bir daha ağzına almaz oldu "Şeffaflık Yasası"nı.

Davutoğlu'nun bir başka "gönderilme" nedeni olarak da "Yüzde 100 hazine güvencesi"ne karşı çıkması gösteriliyor.

2014'ten bu yana bazı kamu yatırımlarında "yüzde 100 hazine güvencesi" uygulanıyor. Bunlar arasında 3. Köprü, 3. Havaalanı, yapılması planlanan 10'dan fazla dev bölge hastaneleri de var.

Bilindiği gibi bu ihalelerle beslenip "havuz medyası" oluşturan AKP yanlısı patronlar da var bu ihaleyi alanlar arasında.

Yani bu ihaleler bir anlamda "havuz medyası"nın beslenme musluğu.

İddiaya göre Davutoğlu, ekonomik istikrar için yüzde 100 olan hazine güvencesini yüzde 80'e indirmek için çalışma yaptırıyormuş. Ancak ömrü vefa etmemiş bu kesintiyi yapmaya.

Gitme nedeni ne olursa olsun, Davutoğlu'nun arkasında kan revan içinde bir ülke bıraktığı kesin.

Kim diyebilir "Bu ülkede yedi ay önce yüzde 49,5 oy almış bir iktidar partisi ve onun genel başkanı var" diye.

Davutoğlu döneminde Türkiye Cumhuriyet tarihinin en uzun süreli sokağa çıkma yasakları yaşandı.

16 Ağustos 2015'ten bu yana Türkiye kimi il ve ilçelerde sokağa çıkma yasağının olmadığı, kentlerin kuşatılmadığı, bombalanmadığı, insanların ölmediği tek bir gün yaşamadı.

Davutoğlu'nun Başbakanlığı sırasında Kürt Sorunu'nun en kanlı süreçlerinden biri yaşandı.

Arkasında sadece devletin güvenlik güçlerinin kendi kentlerini bombaladığı bir ülke değil, aynı zamanda ülkesindeki bir kentin, Kilis'in neredeyse her gün sınır ötesinden IŞİD'in füze hedefine dönüştüğü, insanların öldüğü bir ülke de bırakıyor.

Kısa bir süre önce "Cumhurbaşkanı'yla aramızda milim fark yok" diyen, bu sözün üzerinden daha bir ay geçmeden Erdoğan tarafından "azledilen", yani değil önünü, burnunun ucunu bile göremeyen bir Başbakan, işte arkasında böyle bir ülke bırakarak gidiyor.

Gidiş şeklinden bile Davutoğlu'nun "zahiri" Başbakan olduğu net biçimde ortaya çıktı.

Ülkenin durumunu düşünün artık; 30 gün sonrasını göremeyen Başbakan bile fazla gelmiş, yerine de daha düşük profillisi aranıyor! (Haberdar)

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89