• BIST 82.549
  • Altın 146,569
  • Dolar 3,7625
  • Euro 4,0173
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -5 °C

Davutoğlu’nun stratejisi, HDP’nin tavrı ne olacak?

Abdülkadir Selvi

Siyasette 24 saatin dahi uzun olduğu günlerden geçiyoruz.

Seçim hükümeti için son ana kadar, muhalefet liderlerinden sürpriz bir hamle yapmalarını bekledim.

Ama olmadı.

Bu durumda iş Cumhurbaşkanı Erdoğan'a kaldı. Erdoğan, bugün TBMM Başkanı İsmet Yılmaz ile görüşerek süreci başlatacak.

Oysa liderler bir formül geliştirebilirdi.

Çünkü 45 günlük süre dolmadan AK Parti, "Seçim hükümeti “için bir kez daha CHP'nin nabzını yokladı. İki parti arasında bir arka kapı diplomasisi yürüdü. Yine sonuç çıkmadı.

Ama başka bir gelişme söz konusu. AK Parti, Meclis'te sınır ötesi operasyonla ilgili tezkerenin görüşülmesi için harekete geçti. Bu sırada CHP'den, "Önseçimler için yasal bir düzenleme ihtiyacı doğabilir. Bu nedenle bize biraz zaman tanıyın" talebi geldi. AK Parti de bunun üzerine seçim barajının yüzde 7'ye indirilmesi ve seçim güvenliğine ilişkin bir düzenleme yapılabilir mi diye CHP'yi yoklamaya başladı.

Koalisyon görüşmelerinde AK Parti ile CHP heyetler halinde görüştü ama eksik olan bir şey vardı. Heyet başkanları hariç, iki lider arasında “Mekik diplomasisini yürütecek" isimler yoktu. Örneğin AK Parti seçim hükümeti önerdi. Kılıçdaroğlu 4 yıllık güçlü hükümet istedi. Bu süre 10 ay ya da 1 yıllık koalisyona dönüşebilir miydi? O müzakere bile edilemedi. Elbette ki tabanı birbirine zıt olan iki partinin koalisyon kurmakta ne kadar zorlandıklarının farkındayım. Sadece siyasette arka kapı diplomasisinin sonuç almada ne denli etkili bir araç olduğuna dikkat çekmek istedim.

Tansu Çiller'den bir örnek.

1998 yılıydı.

28 Şubat'ta askerin Refahyol'u devirmesinden sonra, üç partinin imzalı deklarasyonuna rağmen Demirel görevi Çiller'e değil, Mesut Yılmaz'a vermişti. Yılmaz hükümetinin çökmesi üzerine bu kez de Yalım Erez'i görevlendirmişti.
12 Mart'ın Sadi Irmak hükümetine benzer bir formülle.

Yalım Erez, Bakanlar Kurulu'nu onaylatmak üzere Çankaya'dan randevu almıştı.

Birkaç saat içinde Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanı olacaktı.

HBB TV'nin Meclis muhabiriydim.

Canlı yayın aracını Çankaya Köşkü'nün önüne kurmuştuk.

Yayından önce son kulisleri öğrenmek için Meclis'e gelmiştim.

Tansu Çiller'in Ecevit'e bir teklif ilettiğini öğrendim.

Çiller adına Ecevit'e giden bugün AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet İyimaya'ydı.

DYP'nin Amasya Milletvekiliydi.

Çiller'in Başbakanlık önerisini iletince Ecevit heyecanlanmıştı.

Çiller, dışarıdan destekli azınlık hükümeti önermişti.

Ecevit, "Siz niye girmiyorsunuz?" diye sormuş, İyimaya, "Tansu hanım 28 Şubat'la uzlaşmak istemiyor" karşılığını vermişti.

O andan itibaren her şey tersine döndü.

Bakanlar Kurulu listesi cebinde Yalım Erez görevi iade etti.

Çiller, bu hamlesiyle Erez'in önünü kesti ama kendisinin değil, Ecevit'in önünü açtı.

Ecevit önce azınlık hükümeti Başbakanı oldu, Öcalan'ın Türkiye'ye getirilmesiyle birlikte 18 Nisan 1999 seçimlerinden zaferle çıktı.

Muhalefet liderleri ellerindeki kozu iyi kullanamadılar. Eğer isteselerdi bugün başka bir tablo yaşanabilirdi.
Siyaset bir çözüm üretemeyince iş Cumhurbaşkanı Erdoğan'a kaldı.

Şimdiye kadar Cumhurbaşkanı'nın, "anayasal sınırlara" çekilmesini şart koşan muhalefet dilerim bu kez de Cumhurbaşkanı'nı Anayasa'ya uyduğu için suçlamazlar. Anayasa'nın 116 ve 114. Maddeleri, 45 gün içinde hükümet kurulamadığı taktirde, "seçimlerin yenilenmesine karar verebilir" diyor.

Türkiye şimdiye kadar 62 hükümet kurdu. Tek parti iktidarından koalisyon hükümetine, ara rejim hükümetlerinden, teknokratlar kabinesine kadar her türlü hükümetimiz oldu ama anayasal zorunluluk olarak, seçim hükümeti ilk kez kuruluyor.
Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı Prof. Dr. Burhan Kuzu ile konuştum.“Seçim hükümeti ilk kez kurulduğu için bir anlamda kendi geleneğini oluşturacak" dedi.

CHP ve MHP, hükümete girmeyeceklerini açıkladılar. Hesap, şehit cenazelerinin geldiği bir dönemde, AK Parti ile HDP'yi aynı fotoğraf karesinin içine sokmak. Seçim meydanlarında, "Bunlar PKK ile hükümet kurdu" diyebilmek.
Bu durumda AK Parti'nin, "MHP'ye koalisyon teklif ettik. Hükümete girerek, PKK ile mücadelede yer almak yerine, bizi anayasal olarak HDP ile hükümet olmaya mecbur bıraktı" diyeceğinden kuşkum yok. AK Parti, hükümet kuruluşunda nasıl hareket edecek? Başbakan, "Bakanları ben seçerim. İsimleri belirlerken ehliyet, liyakat ve uyuma bakarım" demişti.

Burhan Kuzu, “Genel hükümet kurma politikası uygulanır. Başbakan beraber çalışacağı bakanları belirler" dedi. Ahmet İyimaya ise Anayasa'nın 109.Maddesi'nde yer alan, "Bakanlar, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya milletvekili seçilme yeterliliğine sahip olanlar arasından Başbakan'ca seçilir"hükmünü hatırlattı.
Seçim hükümeti ilk kez kurulacak ama anayasal prosedür belli. AK Parti'ye 11, CHP'ye 6, MHP ve HDP'ye 3'er bakanlık düşüyor. CHP ve MHP hükümete girmeyeceklerini açıkladılar. Bu yeni bir hükümet olduğu için, AK Parti'de üç dönemlik olan ve milletvekili seçilmeyen bakanların “seçim hükümeti"nde yer alması beklenmiyor. Peki AK Parti'den milletvekili seçilmediği için mevcut bazı bakanların, “bağımsız" kontenjanından bakanlıklara getirilmesi söz konusu mu? Kulisleri yokladım. Böyle bir eğilim görmedim. Onun yerine CHP ve MHP'nin isim vermediği bakanlıklara “Bürokrat"ların getirilmesi eğilimi daha ağır basıyor. HDP'li bakanlara gelince, isimlerin tespiti konusunda AK Parti ile HDP arasında bu ana kadar arka kapı diplomasisi işlemedi. Başbakan, ilk başlarda isimler konusunda HDP'nin nabzını tutmayı düşündüğünü söylemişti. Doğru olanı da buydu. Ama Eş başkanların sert açıklamaları nedeniyle bundan vazgeçtiğini açıkladı. Bu durumda Başbakan, uyumlu çalışacağı isimleri belirleyip HDP'ye bildirecek. Kulağıma Gaziantep Milletvekili Celal Doğan'ın, Bitlis milletvekili Mahmut Celadet Gaydalı'nın isimleri geliyor. Aslında yine aynı isimler HDP ile konuşularak seçilebilir.

HDP'nin tavrını ne olacağı merak ediliyor. Usul konusundaki itirazlarına rağmen, HDP, 63. Türkiye Cumhuriyeti hükümetinde yer almak istiyor. Çünkü bunu psikolojik bir eşiğin aşılması ve bir kırılma noktası olarak görüyorlar.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89