• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -1 °C

Davutoğlu’nun anayasal hakları

Ergun Babahan

Önce bir konuyu açıklığa kavuşturmak lazım. Ahmet Davutoğlu istifa etmedi. Erdoğan tarafından işine son verildi. Davutoğlu, başkanlık sistemine kadar AKP ve Başbakanlık Genel Müdürlüğü görevine atanmıştı. O bu rolü gerçek sanmaya başlayınca, kontratı feshedilip işine son verildi.

Şimdi, Saray'a sorun çıkarmayacak şekilde, bu rolü üstlenmeyecek bir kişi bulunacak, önce kongre, sonra erken seçimle Erdoğan'ın istediği sistem değişikliği sağlanacak. Burada, Saray'a en büyük desteği sadece AKP Grubu ve teşkilatı değil, CHP lideri Kılıçdaroğlu ile MHP lider Bahçeli verecek.

Bugün Türkiye'nin anayasası askıya alınmış durumda. Anayasaya göre partiler üstü olması gereken Cumhurbaşkanı, Saray'ından AKP kongresini yönetiyor, milletvekilleri ile görüşmeler yapıp listeler hazırlıyor ve hiçbir tepki görmüyor.

Cumhuriyet'in hukuk ve siyasi sistemini nasıl bir çürük zemine kurduğuna, kurum ve kurallarını nasıl yenileyemediğine hep birlikte tanıklık ediyoruz. Tüm kurumlar varlık sebeplerini, işlevlerini unutmuş vaziyette. Sorunları çözmekten çok, tek adamın hedefine ulaşmasına odaklanmış bir siyasi sistemimiz var ne yazık ki.

Davutoğlu'na dönersek, Saray'a giderken hâlâ koltuğunu koruma umudunda olduğu, ancak Erdoğan'ın ‘‘Doğru olanı yapın, Kongre'yi toplayın'' mesajıyla karşılaştığı anlaşılıyor. Danışmanlarına, anayasal haklarının korunmasından bahsettiği iddiası da var Davutoğlu'nun…

Oysa kendisi, başta Kürtler olmak üzere, Cemaat'e gönül vermiş iş adamları başta birçok insanın, medya kuruluşunun anayasal hakkını korumadı. Bu insanların, mülkiyet de dahil olmak üzere en temel anayasal haklarının ihlaline seyirci kaldı, destek oldu.

Kürtlere ve Cemaat'e yönelik devlet şiddetinin uygulanmasına yardımcı olmanın, koltuğunu korumakla kalmasının ötesine geçip yetki alanını genişletmeye yardımcı olacağını umut etti.

Sonunda, ne bakanlar kurulunu, ne milletvekili aday listesini, ne de partisinin Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyelerini belirleyemeyen bir genel başkan ve başbakan sıfatıyla tarihe geçti. Elbette, resmi olarak onun başbakanlık döneminde gerçekleştirilmiş tüm insan hakları ihlalleri ile birlikte.

Arkasında hoş bir seda bile bırakamadı ne yazık ki. Dış politikada, Ortadoğu çöküntüsünün mimarı oldu, gerekli reformları gerçekleştirmeden Avrupa Birliği'nin gerçekten bir parçası olabileceğine inandı.

Ekonomiden hukuk sistemine, Kürt meselesinden yargı bağımsızlığına, yolsuzlukla mücadeleden dış politikaya uzanan bir yelpazede kırıklarla dolu bir karne bıraktı geride.

Yıldırım Akbulut'tan bile daha kötü bir genel başkanlık ve başbakanlık mirasıyla, Türkiye siyasi tarihinin görebileceği en zayıf lider örneği oldu. Başta Abdullah Gül olmak üzere, kendisine siyaset sahnesinin kapılarını açan eski dostları ile bile bağını koparmaktan çekinmeyen Davutoğlu, kendisine güvenen başta Anadolu sermayesi olmak üzere tüm kesimleri hayal kırıklığına uğrattı.

Davutoğlu sayfasının kapatılması, Türkiye'nin giderek artan otoriter, baskıcı bir rejime gidişinin açık işareti. Başta Kürtler olmak üzere, tüm demokratik güçleri biraz daha karamsarlık ve umutsuzluğa itecek bir dönemin kapısı açılıyor. Sonuçlarını hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89