• BIST 97.314
  • Altın 145,314
  • Dolar 3,5633
  • Euro 3,9989
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 25 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 19 °C

Danimarka’da MİT icraatları

Ferda Çetin

MİT yasası için düşünülen değişiklik şimdilik ertelendi.

Ama MİT’in yurt dışındaki "faaliyet" politikasında geçmişten bugüne sürdürülen bir çizgi var. Paris cinayetleri de bu çizginin bir halkasıydı.

Bu politikayı anlamak için Danimarka’da, 1994 yılında MİT’in gerçekleştirdiği bir suikasti hatırlatmakta fayda var. İmdat Yılmaz 1978 yılında Danimarka’ya göç etmiş, 1986 yılından itibaren Kopenhag’daki Kürt kurumlarında çalışmaya başlamıştı. 1992’de Kürt Dernekleri Federasyonu Başkanı oldu.

1993 yılı Türkiye’de peş peşe faili meçhul cinayetlerin işlendiği, hiçbirinin failinin "yakalanamadığı" yıllardı. Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’dı. Ağar aynı yıl Danimarka’yı ziyaret etti. Danimarka istihbarat örgütü (PET) ile Türk istihbaratı (MİT) aynı yıl "teröre karşı işbirliği" antlaşması imzaladılar.

1994 yılının 7 Şubat günü, İmdat Yılmaz evinden çıkarken, silahlı saldırıya uğradı. Saldırgan 7.65’lik İtalyan yapımı bir tabancadaki tüm mermileri İmdat Yılmaz’ın vücuduna boşalttı. Olay günü Danimarka polisi Kürt derneğini bastı, Kürt yurtseverleri gözaltına aldı. Polis ve Danimarka basınını, olayın "PKK içi bir çatışma" olduğunu açıkladı.

İmdat Yılmaz günlerce süren komadan çıktıktan sonra, polis ifadesine başvurdu. İfade alırken telkinlerde de bulundu: "Suikasti PKK’nin gerçekleştirdiği"ni söylerse kendisine yardımcı olunacağı taahhüt edildi. İmdat Yılmaz açık bir dille, suikastin Türk devletinin işi olduğunu belirtti. Saldırgan yakalanamadı. Danimarka savcıları ciddi bir soruşturma yapmadan dava dosyası kapandı.

Oysa Danimarka istihbaratı (PET) bu olayı kimin gerçekleştirdiğini biliyordu. Yılmaz suikastini yapan kişi, Kopenhag’daki "Irak Türkleri Kültür Derneği"ne sık sık giden ve Türk diplomat pasaportu taşıyan Sabah Ketene’ydi.

Ama saldırgan ve arkasındaki güç açıklandığında Danimarka-Türkiye ilişkileri bozulacaktı. Danimarka hükümeti, olayın vehametini anlamıştı. Nitekim bu olayın vehametinin farkına varan Danimarka hükümeti, Ağar döneminde Türkiye ile imzalanan "teröre karşı mücadelede işbirliği" anlaşmasını tek taraflı bir kararla iptal etti.

Gazeteci müsveddesi Emin Çölaşan, 11 Haziran 2006 tarihli Hürriyet gazetesinde, "Kahraman" başlıklı yazısında, bu olayı bütün detayları ile anlatıyor, Kopenhag’daki İmdat Yılmaz suikastini, Sabah Ketene’nin devlet görevlisi sıfatıyla gerçekleştirdiğini itiraf etti. Aynı Çölaşan, Paris cinayetleri işlendiğinde, bu kez Sözcü isimli paçavrada, Paris Katliamını Sabah Ketene gibi "isimsiz kahraman"ların gerçekleştirmiş olabileceğini yazdı.

Emin Çölaşan’ın bildiklerini, Danimarka istihbaratı ve Fransız istihbaratı bilmiyor olabilir mi?

Emin Çölaşan’ın "isimsiz kahraman"ı Sabah Ketene, Kerkük’teki evinin önünde, 2 Haziran 2006 tarihinde öldürüldü. Bazı internet siteleri Sabah Ketene suikastini PKK’nin gerçekleştirdiğini yazdı.

Geldik bugüne…

Danimarka’da yıllar süren ROJ TV davasından sonra şimdi de Kürt yurtseverlerine ilişkin bir dava yürütülüyor. Her iki davanın da, Türk devleti ile işbirliği çerçevesinde açılmış siyasi davalar olduğu açık. Wikileaks belgeleri, bu davalarda ABD’nin Danimarka devletine müdahale ettiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ifşa etmişti.

Danimarka eski başbakanı Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliği’ne seçilmesinden sonra, Türkiye-Danimarka ilişkileri de yeni bir aşamaya girdi. Danimarka devleti, Kürt karşıtı politikalarda Türkiye’nin dümen suyunda hareket ediyor.

Kopenhag savcıları, Türkiye’de Kürtlere uygulanan hukuk dışı yöntemleri, Danimarka’da da uygulamaya çalışıyor. Türk esnafların işyerleri gündüz arama bahanesiyle ve köpeklerle basılıyor. Böylece açılacak davaların alt yapısı hazırlanıyor, Kürt esnafın itibarı kirletilmiş oluyor. Kürt yurtseverlerin evleri gece yarıları maskeli polislerce basılarak, komşularına "yakınlarındaki tehlike"nin büyüklüğü(!) hatırlatılıyor. Aynen "Türk usulü" baskınlar.

ROJ TV davasından sonra şimdi de Kürt esnaf ve siyasi mültecileri kriminalize etmeye yönelik bir dava sürüyor. ROJ TV’de çalışırken şirketin parasını çalan, sonrasında PET tarafından ajanlaştırılan Manouchehr Zonoozi, Kopenhag’daki davada da savcının en önemli "tanığı". Türkiye’de itirafçılık yaptıktan sonra Danimarka’ya sığınan Zafer Kanat da bu davanın başka bir tanığı.

Kopenhag savcıları bu dava için diğer tanıklarını Danimarka’da değil, Türkiye’den hazırlıyor. Bu amaçla Danimarka savcıları, MİT’in bilgileri ve yönlendirmesi ile Türkiye’de 10 kişinin ifadesini aldı. Bu on kişinin tamamı da itirafçı. Barış Kızılçay, Reşat Atsız, Nevin Cirit(Cücük), Şemdin Avcıl, Nuray Aydın, Kadri Cihan, Aydın Tutak, Gül Kırtan, Ferdi Aslan, Bilal Yaşık isimli itirafçılar.

Bu on kişinin ifadeleri Kopenhag’da yargılanan Kürt esnaf ve siyasi mülteciler hakkında "kanıt" olarak dava dosyasına konuluyor. Bu itirafçıların tümü ifadelerinde, "PKK’nin silahlı terör örgütü olduğu"nu anlatıyorlar. Başka bir şey söylemiyorlar. Dava savcısı da bu ifadeleri esas alarak, Danimarka’daki Kürtleri "terör örgütü"ne yardımla suçlayacak.

Türk devleti, PKK’yi siyasi bir muhatap kabul edip görüşürken, Danimarka devleti, Türk istihbaratı ile işbirliği içinde, Danimarka’daki Kürt esnafı ve siyasi mültecileri kriminalize etme çabası içinde.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89