• BIST 89.629
  • Altın 146,317
  • Dolar 3,6219
  • Euro 3,9415
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 16 °C

Dağın yolunu kapatmak

Mümtaz er Türköne

Bülent Arınç’ın “ben de dağa çıkardım” empatisi, Kürt sorununun duygusal anaforları arasında kayboldu. 

Arınç “dağa çıkmayı” meşrulaştıran bir söz söylemedi; bir zamanlar yapılan işkenceleri, adaletsizlikleri sorguladı. Türkiye’yi tek parça halinde tutacak doğru yaklaşım budur. Arınç’ın yaptığı, sağa sola savrulan toplumu vicdanından yakalayıp, sağlam bir merkeze sabitlemek. Dağa çıkmak bir sonuç. Peki sebep? Sonucu sorgulayan ve yargılayan sebep üzerinde hiç durmuyorsa adalet tesis edilemez.

Türkiye’de çok yanlış işler yapıldı. Bu yanlış işleri yapanlar memleketin böyle düzene gireceğine inanmıştı. Birkaç kişiyi ipte sallandırırsınız. Her şeye yasak koyar, memleketi açık cezaevine çevirirsiniz. Herkes siner, korkar ve itaat eder. Ortalık düzene girer. Elinde sopa, emrinde yasakları uygulayacak silahtan başka bir güç olmayanların mantığı böyle işler. Sonra süt-liman olduğunu sandığınız ülkenin, silah zoruyla atılmış dikişleri tek tek patlamaya başlar. Ne olup bittiğini bile anlayamazsınız. Bu işlerin uzmanı bir devlet büyüğünden dinlemiştim. Dağa çıkanların ortalama ömrü yedi sene imiş. Dağ şartlarının getirdiği böbrek hastalıkları, eklem romatizması gibi rahatsızlıklar ve beslenme sorunları ömrü kısaltıyormuş. Bu kadar zor bir işe kalkışmanın ikna edici bir sebebi olmalı. Arınç, kurduğu empati ile bize bu sebebi anlatıyor. Ve hepimiz adına bir muhasebe yapıyor. Şayet insanların dağa çıkmasını, devlete başkaldırmasını istemiyorsanız, hukuka riayet eden bir devletiniz olacak. Eğer devletiniz, na-ehil ellerde zulüm yapıyorsa hesabını soracaksınız. Dağa çıkan kişi, toplumun kendisi için hesap sorduğunu bilirse, bir daha bu işkencelerin yaşanmayacağından emin olursa, o soğuk mağaralarda neden kalsın? Arınç’ın kurduğu empati kadar, dağa gitmeyi caydıracak ikna edici bir güç olabilir mi?

“Gültan Kışanak’ın maruz kaldığı işkenceleri biz de yaşadık.” diyenler çıkabilir. Ben de yaşadım. Peki biz neden dağa çıkmadık? Bülent Arınç’ın rikkatli kalbi ile kurduğu empatiyi, benzer işkenceleri yaşamış biri olarak ben daha dolaysız kurabilirim. Çıkılacak bir dağ olsaydı, vallahi ben de çıkardım. Yıllarca bana işkence yapanları, bir yerde kıstırıp öldürme hayalleri kurdum. İşkence sadece yapana değil, yapılana da insanlığını kaybettiriyor. İnsan onurunu tekrar elde etmek, işkencecilerinizden intikam almaya, size bu onursuzluğu yaşatanları yok etmeye odaklanıyor. Evet, bizim mecazî anlamda bir dağımız yoktu. Yani intikam duygusu dışında başkaldırmayı mazur gösterecek bir gerekçeye sahip değildik. Bir zamanlar bu ülkede kendi vatandaşlarına işkence eden, faili meçhul cinayetlerle ortadan kaldıran, insan onurunu ayaklar altına alan bir devlet hüküm sürüyordu. Bir millet halinde barış ve huzur içinde yaşama irademiz bu zorba devlet tarafından tuzla buz edildi. Hataları tamir edip geleceği kurtarmak istiyorsanız, iki şeyi mutlaka yapmanız lâzım. Birincisi bu zorbalıkların hesabını sormak. İkincisi, devletinizi bir daha bu hataları tekrarlamayacak hale getirmek. Millet olmak, hatırladıklarımız kadar unuttuklarımıza bağlıdır. Unutmanın da kuralları vardır. Devlet dediğimiz, bizim zulüm karşısında bireysel intikam duygumuzu alır, hukuk içinde adaleti yerine getirerek giderir; zulmü kendisi işlemiş olsa bile. İnsan onuruna aykırı muamelelere ve akıl almaz işkencelere maruz kalsaydınız ve çıkılacak bir dağınız olsaydı, dağa çıkmaz mıydınız? Vereceğiniz cevabın dağa çıkanları caydıracağını unutmayın. Bülent Arınç, “ben de dağa çıkardım” diyerek vicdanlardaki adaleti tesis ediyor ve dağın yollarını çok güçlü bir empati ile kapatıyor. Artık bu sözden sonra dağa çıkmanın anlamı kalmıyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89