• BIST 109.050
  • Altın 153,876
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin 2 °C

Dağılıyoruz...

Sanem Altan

 Farkında mısınız, toplumun sorunları hepimizi kuşattı, aklımızı boğdu. 

Sıradan, günlük, neşeli hiçbir konuşma geçmiyor artık aklımızdan.. 

Herkeste yaşamın elinden kaçtığı duygusu belirmeye başlamış sanki. 

Herkes yaşamı yakalamaya, kendi bireysel sorunlarını çözmeye uğraşıyor. 

Ne ölen çocuklar, ne insanların içine düştüğü sefalet, ne işsizler, ne sahipsiz hastalar, ne kaybettiklerini arayan kadınlar yakıyor canımızı… 

Ya yaklaşan seçim ya da kişisel dertlerimiz... 

Ya öfke, ya yakınma… 

Başka bir şey konuşamaz olduk. 

*** 

 Hepimiz etrafımızda yaşanan acılara boş gözlerle bakıyor, duyarsız, kaba nutuklar atıp, ‘bana ne onlardan, ya ben ne olacağım’ noktasına geliyoruz sanırım yavaş yavaş. 

Sorunların çözümsüzlüğü herkesi bencilleştirmeye başladı... 

Herkes kendi dertlerinden konuşmak, kendi dertlerini çözmek istiyor. 

Toplumsal sorunların içinde ezilip yok olduklarına inanıyor artık insanlar... 

*** 

 Konu adaletsizlikse, ne Türk, ne Kürt, ne Alevi, ne Ermeni, ne kadın, ne erkek, ne zengin, ne fakir, kim olduğumuz hiç önemli değil bu ülkede, herkes payına düşen adaletsizliği alıyor, öyle değil mi? 

Bazen bazıları daha fazla alıyor... 

Ama artık haksızlıklar o kadar arttı ki insanlar başkalarının uğradığı haksızlıkla uğraşmaya güç bulamıyorlar... 

Sorunların çözümlenmemesi, çözümlenmeyeceği inancı yaratıyor, umutlar azalıyor ve insanlar başkalarıyla ilgilenmemeye başlıyor artık. 

*** 

Bunu seçimlerle ilgili konuşmalarından anlıyorum... 

O kadar öfkeli ki insanlar kimse gerçeği bir bütün halinde görmek istemiyor, kendi gerçeği gözüksün istiyor... 

Bu bir dağılma hali bence. 

Toplumun çeşitli halkalarını birbirine bağlayan zincir kopuyor. 

Tespih taneleri gibi dağılıyoruz. 

“Bana ne onlardan, ya ben ne olacağım” bencilliği,kendi hayatını kurtarma telaşı bir hastalık gibi yayılıyor...  

 *** 

 Sıkıntılardan kurtulabilmek için, herkesin birlikte kurtulmasını sağlayacak ortak yolu bulmak gerekiyor... 

Ama artık “ortak yol” arama çabaları tükeniyor sanki bu toplumda. 

Sanki birisinin “herkes başının çaresine baksın” diye bağırdığı batan bir gemide gibiyiz öyle değil mi?  

Abartıyor muyum?  

Size de öyle gelmiyor mu? 

*** 

Hala Kürt Türk kavgası olarak görenler var bu seçimi... 

HDP’nin Türkiyelileştiğini, demokrasiyi ve barışı herkes için savunduğunu görmek istemeyen insanlarla dolu çevremiz. 

Bu partinin ne söylediğini hiç dinlemeden “ben Kürtlere oy vermem” diye insanlara rastlıyorum. 

 Kendi “çağdaş”  kabul eden, sözlerindeki“ırkçılığı” fark etmeyen insanlar. 

*** 

 Bu toplum ortak değerleri yeniden yaratamazsa kurtuluş zor gözüküyor bana. 

Bence ilk işimiz o değerleri yeniden yaratmak olmalı… 

Demokrasinin, barışın, laikliğin, adaletin,özgürlüğün hepimiz için olduğunu anlamamız gereken günler yaşıyoruz. 

Ama o değerleri savunacak olanlar herkesten once o değerleri yok ediyorsa ne yapacağız? Hepimizi çaresiz kılan soru da bu işte. 

Gene de son bir refleksle kendimizi toparlayacağımıza inanıyorum ben. Bütün çaresizliğimize rağmen…

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89