• BIST 83.067
  • Altın 147,029
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 2 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 6 °C
  • Berlin 1 °C

Çünkü onlar mazlumdu...

Reyhan Yalçındağ

Bu başlık, 1993 yılında Şırnak’ın Zivinge Köyünden gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan; 19 yıl sonra torbalar içinde cesetleri ailelerine teslim edilen Sait Şen, Beşir Baskak ve Abdullah Güler’in yakınlarına ait. Askerlerce gözaltına alındıktan sonra bir uçurumdan atılan ve sonrasında da üzerlerine bomba yağdırılan masum üç sivil köylünün, mezarları içindeki elbiselerinin dahi çürümediğini gören aileleri, “öylesine mazlum ve temizdiler ki, elbiseleri dahi çürümemişti” dediler.

Üç torba içinde 19 yıl sonra teslim edilen 3 cenaze…

Çürümeyen elbiseler, çürüyen adalet..

Binlerce haftalardır her Cumartesi günü yakınlarının akıbetini öğrenmek isteyen annelerin adalet arayışları, imdat çığlıkları, faillerden hesap sorulsun talepleri… Buna karşılık bugüne kadar tek bir failin adalet önünde hesap vermemesi, yargılanmaması, cezalandırılmaması gerçeği öte yanda durmakta…

Geçen gün emekli ve muzavvaf askerlere verilen hapis cezaları günlerdir konuşuluyor. Bu ülkede askeri darbelerden en çok Kürtler, muhalifler, sosyalistler, devrimciler çekti. Pek tabii ki demokrasi dışı yöntemlerle bildik İttihat Terakki ezberi olan darbe girişimlerinin yargıda mahkum edilmesi oldukça önemli. Ama hiç kimsenin şunu konuşmaması gayet ilginç: bu insanlar 30 yıldır devam eden savaş süresince gerçekleşen insanlık suçlarının, tecavüzlerin, köy yakmalarının, faili gizlenen cinayetlerin, gözaltında kayıpların da failleri. Ama tek bir tanesi bu suçlardan dolayı sorgulandı mı, yargılandı mı, cezalandırıldı mı? HAYIR.

Üstelik yakın dönemden de örnek vermek gerekirse, tanıklardan biri mahkeme önünde, aynı şahısların, Osman Baydemir’e, Ahmet Türk’e, Sebahat Tuncel’e yönelik suikast girişimlerinden de bahsederken, kararda bunun da esamesi dahi okunmuyor.

Dahası suikast kurbanı olabilecek bu Kürt siyasetçilerin davaya müdahillikleri dahi kabul edilmedi.

Peki hangi adil yargılama ve hakkaniyet ilkesinden bahsedilecek bundan sonra?

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, HADEP’li yöneticiler Ebubekir Deniz ile Serdar Tanış’ın gözaltına kaybolmalarından Türkiye’yi sorumlu tutması gerçeği de ortadayken, birinci fail, dönemin Şırnak Alay Komutanı Levent Ersöz neden bu kayıplardan dolayı da mahkum olmuyor?

Peki askeri bombayla ölen Ceylan Önkol ve diğer çocuklarımızın failleri kimler?

Askeri alana serbest patlayıcılarını bırakan, çöplüklere patlayıcı atan, mayınlarla çocukların ölümüne yola açan askeri sorumluları kim cezalandıracak?

Adalet, herkes içindir.

Kendi iktidarına el uzatanları cezalandırmak yerine halkın iktidarına, canına, malına, çocuğuna el uzatanları cezalandırmak, demokrasinin gereğidir.

Asıl o zaman adaletten bahsedilebilir.

Unutmayın ki, tam 9 aydır Roboskî’de katledilen 34 Can’ın gözleri üzerimizde. Katilleri yargılanmayana ve hak ettikleri cezayı almayana kadar bize rahat uyku yok.

Peki katiller, size uyku var mı? Bir nebze vicdan esamesi kalmışsa sizde, derhal suçunuzu itiraf edin ve tarih önünde hesap verin.

Yoksa er ya da geç, bu halk sizden hesap sormasını bilecektir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89