• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 19 °C

Cumhurbaşkanı’nın çağrısına keşke kulak verilse...

Hasan Cemal

Dokunulmazlıkların kaldırılması, 18 yıl önce olduğu gibi bugün de Türkle Kürdün arasını daha beter açacak, “Benim seçip gönderdiğimi Ankara hapse atıyor!” duygusu bölgede çok daha fazla güçlenecek, istikrarı zehirleyecek ve Türkiye’nin dışarıda manevra alanını daha da daraltacaktır. 

Diyarbakır, 1994 yılı Mart ayı. Polisevi’nde, uzun bir masanın etrafında, bölgenin önde gelen sivil ve asker yetkilileriyle, yani ‘devlet’le yemek yiyorum.

Masada tek gazeteci benim.

Başbakan Çiller’in adı sık geçiyor. PKK’ya karşı mücadelede Çiller güvenlik kuvvetlerine, askere açık çek vermiş gibi bir hava esiyor masada. Üst düzeydeki bir güvenlik yetkilisi şöyle diyor:

“DEP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve tutuklanmaları... Başbakan Çiller’in başını çektiği bu gelişmeden dolayı güvenlik kuvvetleri müthiş memnun oldu. Moralleri iyileşti. Yöre halkı da böylece devletin gücünü görmüş oldu.”

Ve gözümün içine bakarak ekliyor:

“DEP’le ilgili bu kararı eleştirenler buranın, bu bölgenin gerçeklerinden habersiz...”

Güvenlik yetkilisi bunu söylerken benim gözümün içine bakıyordu, çünkü DEP’le ilgili kararı gazetedeki köşemde eleştirenlerden biri de bendim.

Sabah gazetesinde, 4 Mart 1994’te çıkan eleştiri yüklü yazımın özeti şöyleydi:

“Demokrasi adına kötü bir sınav verdi Türkiye Büyük Millet Meclisi.

Meclis’in içinde ve çevresinde güvenlik barikatları kurmak ve dokunulmazlığı kaldırılan milletvekillerini apar topar gözaltına almak bir talihsizliktir.

Adı parlamenter demokrasi olan bir rejimin parlamentosunda böylesine görüntülere tanık olmak ve hele parlamento üyesi olarak bunları onaylamak, geçiştirmek, görmezlikten gelebilmek ya da böylesi olaylara tahammül edebilmek de bir başka talihsizliktir.

DEP ve Refah Partili milletvekillerinin siyasal gerekçelerle dokunulmazlıklarının kaldırılması, Türkiye’de siyasal istikrara fayda değil zarar veriyor. Rejim bu karardan dolayı güçlenmiyor, tersine darbe yemiş oluyor.

PKK’yla mücadelede hedef küçülmüyor, büyüyor.

Devletin iç odaklarında sanıldığının aksine, Meclis’in bu kararı Güneydoğu’da devleti halkın gözünde güçlü kılmayacak.

Böyle bir görüntü aldatıcıdır.

Bu kararla, yöre halkı nezdinde PKK’nın değirmenine su taşınmış oluyor.

Türk-Kürt düşmanlığını körüklemek isteyenlerin eline yeni bir koz geçiyor.

Türkiye’nin dış politikada manevra alanının daralması gündeme geliyor.

Avrupa Konseyi, AGİK, BM İnsan Hakları Komisyonu, Avrupa Parlamentosu gibi uluslararası platformlarda ve tek tek Batı ülkelerinde Türkiye bundan böyle daha çok sıkışacak.

1991 sonunda Paris Şartı avazeleriyle kurulan DYP-SHP ortaklığına uluslararası platformlarda insan hakları ve demokrasi konusunda açılmış olan kredinin son dilimi de böylece harcanmış oluyor.

Bir noktayı daha belirtmek istiyorum. İktidarda olsun muhalefette olsun sosyal demokratların da (SHP iktidarda, DSP ile CHP muhalefetteydi o tarihte) iyi bir sınav verdikleri söylenemez. Çoğunluğunun kaçak güreştiğini vurgulamak bir gerçeği saptamak olur.

Ama bir de Erdal İnönü örneği var. Baştan beri son derece demokrat bir tutum sergilemiş ve dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşı çıkmıştır.”

18 yıl önceki bir yazım.

Neden bir daha köşeme aldığım ise çok açık. Bugün yine dokunulmazlıkların kaldırılması gündemde.

O zaman yapılan, bugün tekrarlanmak üzere. 18 yıl önce işleri kötüleştirmekten başka hiçbir yararı dokunmayan bir adımın bugün hayırlara vesile olmasını kimse beklemesin.

Bu adım, 18 yıl önce olduğu gibi bugün de Türkle Kürdün arasını daha beter açacak, “Benim seçip gönderdiğimi Ankara hapse atıyor!” duygusunu bölgede çok daha fazla güçlendirecek, siyasal istikrarı zehirleyecek ve Türkiye’nin dışarıdaki manevra alanını daha da daraltacaktır.

Bu arada not etmekta yarar var.

Cumhurbaşkanı Gül, dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşı.

Keşke Cumhurbaşkanı Gül’ün bu konuyla ilgili sağduyuyu yansıtan mesajlarına ve “Geçmişe dönmeyelim, kendimizi çıkmaz sokaklara sokmayalım” sözlerine kulak verilse siyaset kurumunda, iktidar çevrelerinde, Ak Parti’de...

Milliyet

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89