• BIST 96.400
  • Altın 144,414
  • Dolar 3,5647
  • Euro 4,0036
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 23 °C
  • Berlin 22 °C

‘Çözümsüzlük sürecinden yanayım’

Murat Belge

MHP’nin HDP söylemini epey akıldışı buluyorum; dün de bu konuda birkaç şey yazdım. Burada tam ne olduğunu anlamadığım –ama “bir şeyler” olduğunu sezdiğim– kaymalar, politika değişiklikleri olduğunu sanıyorum.

Türkiye gibi bir toplumda, MHP gibi bir parti, Kürt sorunu gibi bir sorun karşısında çok büyük gaileler başlatabilirdi. Ama böyle davranmadı; bazı kritik konjonktürlerde tabanını şiddet eylemlerinden uzak durmaya çağırdı vb. Çoğumuz yazılarımızda buna değindik.

Ama şimdi HDP’ye karşı “akıldışı” dediğim bir düşmanlık politikası başlatmış durumda. Neden? Nereye varmak istiyor, nereye varacağını hesaplıyor?

Adı değişen, sonunda “Çözüm Süreci” olan gidişata MHP başından beri eleştireldi –“eleştirel”den öte, sert bir muhalif tutum almıştı. Ama bu sertlik gün geçtikçe arttı.

Başlangıçta bunun HDP’den çok AKP’ye karşı alınmış bir tavır olduğunu söylemek yanlış olur mu? Sanmıyorum. MHP, hükümete ateş püskürüyordu. Kürt sorunu, “barışçı çözüm” vb. hükümeti köşeye sıkıştırmak için bulunmuş saldırı kanallarından biriydi.

Belki MHP o zaman da Tayyip Erdoğan’lı AKP’nin bu alanda gerçekten “barışçıl çözüm” üretemeyeceğinin bilincindeydi. Üretemeyince ne olacak? PKK yeniden silâhlı ataklar başlatacak; belki, sık sık söylendiği gibi, Türkiye’nin batısında eylemlere girişecek. O zaman MHP hükümete dönüp, “İşte! Sizin politikanızın sonu! Bunları yapan adamlarla ‘müzakere masası’na oturma fikri, sizin fikriniz! Şimdi gördünüz mü? Beceremiyorsunuz!” diyecekti.

İki üç yıl önce böyle düşmek, bana göre doğru değildi, ama gerçeklikten büsbütün kopuk da değildi. Nitekim, böyle bir tasarım var idiyse, bunun AKP tarafı doğru çıktı. Tayyip Erdoğan, zihninde gerçek bir “çözüm” olmadığını gösterdi. Onun “çözüm”den anladığı “Hepimiz Müslüman’ız! Oturun oturduğunuz yerde!

Ama denklemin öbür ucunun HDP hanesinde önemli bir değişim oldu. Bu değişim de son bir iki yılda belirmiş bir şey değil; önceden de vardı ama sesini yükseltemiyordu, oldukça cılızdı. “Türkiye Partisi olmak” klişesi altında, hepimizin bildiği şeylerden söz ediyorum. Bu eğilim vardı, ama bu eğilim son seçimde ciddi bir geçerlilik kazandı. HDP’nin yüzde 10 barajını geçmesinde, “AKP bedava oy kazanmasın diye HDP’ye oy verelim” diyenlerin bir payı var herhalde. HDP’liler de hemen onların varlığını kabul edip medeni sözler söylediler. Ama partiyi barajın beri tarafına bu oyların taşıdığı kanısında değilim. Bu, daha çok, Tayyip Erdoğan’ın nasıl bir “çözüm” istediğini daha net gören Kürtler’in oylarıyla oldu.

Ama sonuçta oldu. Bu “olan”, Kürtler’in demokrasi mücadelesini silâhın egemen olduğu kanaldan siyasetin egemen olduğu kanala taşımak isteyenlerin göz dolduran kazanımıdır. Dolayısıyla, bu harekete, bu mücadeleye hiç sempati duymayanların da kutlaması gereken bir olaydır.

Ama tam bunlar olurken, MHP’nin hükümete etkili bir muhalefet için “çözüm süreci”ne karşı çıkma politikası, doğrudan doğruya “HDP’ye düşmanlık” politikasına dönüştü. “HDP’linin tarlasından geçmiş ineğin sütünü içmem” tarzında bir absürditeye varırken, AKP’ye muhalefet politikasında da yelkenler iniverdi.

Bu HDP’yi “görmeme” politikasıyla ne istemiş oluyor MHP? Kürtler’e ne istediklerini sormadan gerçekleşecek bir “çözüm” mü? Yani biz Türkler “otur” diyeceğiz, Kürtler oturacak; “kalk” diyeceğiz, Kürtler kalkacak. Bu mu çözüm? Diyelim ki öyle, çözüm bu; bunca yıldır niçin çözülemedi? Denenmedi mi? Denendiği için buraya gelinmedi mi?

Gerçekten, bu işin içinden çıkmak zor.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89