• BIST 89.629
  • Altın 146,317
  • Dolar 3,6219
  • Euro 3,9415
  • İstanbul 10 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 8 °C
  • İzmir 17 °C
  • Berlin 16 °C

Çözüm sürecinin kırılgan noktaları

Fehim Işık

PKK Lideri Abdullah Öcalan geçtiğimiz hafta HDP heyeti ile en uzun görüşmesini yaptı. Şunu da biliyoruz; HDP heyeti ile görüşmeden önce devlet heyetiyle de en uzun görüşmesini yapmış.

Öcalan ile görüşmeden sonra HDP heyeti ile devlet heyeti arasındaki trafik de yoğunlaştı.

Şu günlerde neredeyse her gün HDP heyeti ile devlet adına süreçte yer alanlar bir araya geliyor. Anladığımız kadarıyla 1 Eylül’e kadar yetiştirilmesi gereken bazı somut adımlar ve eylül sonunda açıklanacağı belirtilen yol haritası ile ilgili görüşüyorlar. Başta gelen pratik adımın izleme komisyonu oluşturulması çalışmaları olduğuna dair bilgiler de var.

KCK üzerinden gelen açıklamalara da dikkat çekmekte yarar var. KCK Yürütme Konseyi Eş Başkanı Cemil Bayık, en son İMC Televizyonundan Eyüp Burç’a yaptığı açıklamada Şengal sonrası yaşanan gelişmeleri değerlendirirken, çözüm sürecine dönük yaklaşımlarını da somutluyor. Dedikleri net; artık sözlere değil pratik adımlara bakacaklarını üstüne basa basa söylüyor.

Görünen o, diyalogdan müzakereye evrilen bu süreçte artık pratik adımlara ve bunların nasıl yaşam bulacağına bakılacak.

İlk pratik adım, Mecliste kabul edilen yasaydı.

Önemli bir adım olduğuna şüphe yok.

Ancak yasanın hükümete tanıdığı esnekliği de düşününce, önemsenmesi gerekenin yasadan çok onun nasıl uygulanacağı olacak.

Taraflar açısından her şeyin bir an için çok olumlu gideceğini, sorun yaşanmayacağını düşünelim.

Peki, süreç yeni bir noktaya, diğer bir deyimle diyalogdan 30 yıllık savaşı bitirecek bir müzakereye evrilirken, kırılma noktaları yok mu?

Var, hem de çok!

En başta gelen kırılma noktası, süreç karşıtlarının direnci olacak. Bunun ipuçlarını da görüyoruz.

Bir kesimin, Lice’ye Mahsum Korkmaz heykelinin dikilmesini kamuoyuna nasıl yansıttığını anımsayalım. Cemaat medyası, “Devlet artık yok” demeye getirdi. Bu medyanın kalemşorları sosyal medyada, “Devlet bölgeyi PKK’ya teslim etti” diye veryansın etti. Irkçı kesimler, ulusalcılar, savaş naraları attı. Nihayetinde bu yaklaşım, devlet içinde intikamcı yaklaşan kesimlere de fırsat verdi ve Lice’ye büyük bir askeri operasyon düzenlendi. Halka gerçek mermilerle ateş açıldı. Bu saldırı sonrasında Mehdin Taşkın adlı genç katledildi, bazıları ağır birçok insan yaralandı, heykel de yıkıldı...

Saldırı bununla kalmadı, bir gencin canına kıyarak heykeli yıkan askerler geçmişte gerilla cenazeleri ile çekilen pozlarını anımsatan karelerle heykelin başına ayak basarak çektikleri resimleri sosyal medyada paylaştılar.

Devlet içinden ve süreç karşıtlarından gelişen provokatif yaklaşım bir yana...

Yıkılacağı ve korunamayacağı daha baştan belli Mahsum Korkmaz heykelinin dikilme kararının alınmasına ne demeli? Heykelin dikilmesinden bu yaklaşımın gerekçe edilerek bir gencin despotça öldürülmesine kadar yaşananları münferit bir olay gibi değerlendiremeyiz.

Elbet sürecin kırılma noktaları, sadece süreç karşıtlarının provokasyonları ve Lice’de yaşananlara benzer gelişmelerin yol açacağı sonuçlar değil...

Bölgede yaşanan gelişmeler, IŞİD saldırısı sonrasında ortaya çıkan yeni durum ve en önemlisi de Kürtler arası ilişkilerin henüz istenen düzeyde olmamasını da kırılma noktaları olarak değerlendirebiliriz.

En önemsenmesi gereken noktalardan biri, Kürtler arası ilişkilerin vardığı boyuttur.

Kürtler bir ve benzer düşünmek zorunda değil ama birbirlerine düşmanlık yapma gibi bir lükse de sahip değiller. Kürtler birbirlerine düşmanlık yapmaz, iş birliğini geliştirecek adımlar atarlar ise hem sürece dönük, hem de Kürt hareketinin gelişimine ve demokratikleşmesine dönük diğer saldırıları bertaraf etmeleri daha rahat olur.

Kuzey Kürtlerinin kendi içindeki ilişkileri rayına oturtacak ve nihayetinde Kürdistan Ulusal Kongresine giden süreci kolaylaştıracak örgütlerin başında kabul etmemiz gerekiyor ki DTK geliyor.

Belki bir başka yazıda bunu ayrıntıları ile irdelemek daha yerinde olur ama özetle diyeyim, DTK, ne yazık ki bu konuda rolüne uygun bir davranış içinde olmadı, olamadı.

Köşe sınırımız buraya kadar, ama belli ki her şeyin en ince ayrıntısına kadar hesap edilmesi gereken bir süreçten geçiyoruz.

Çünkü hiç kimsenin kendini dayatamayacağı ama bir diğerinin de yok sayılamayacağı, yeni bir döneme giriyoruz; girmemiz gerekir...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89