• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin 2 °C

Çözüm sürecinin Kanunları Nasıl Olmalı?

Celalettin Can

HDP milletvekili Sırrı Süreyya Önder, geçenlerde bir TV programında 6551 sayılı kanun ile ilgili ‘devletle aramızda mutabakattır’ deyince, hiç istemediğim halde aşağıdaki metni kaleme alma ihtiyacı duydum.

***

Şöyle başlayalım: Çözüm süreci için’ yürürlüğe giren 6551 sayılı Kanunun işlevi nedir?

Toplam 6 maddeden oluşan 10 Temmuz 2014 kabul tarihli 6551 sayılı Kanunun son iki maddesi yürürlük ve yürütme maddeleridir. Bu Kanunun kapsam ve amacı 4 maddede düzenlenmiştir.

Kanunun amacı, ‘terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi için başlatılan çözüm sürecine ilişkin usul ve esasları düzenlemektir’ (Madde 1).

Hükümetin çözüm süreci kapsamında alacağı tedbirler ile ilgili uygulama, izleme ve koordinasyon görevleri Kanunun 2. Maddesinde düzenlenmiştir.

2.Maddeye göre; Hükümet, çözüm süreci kapsamında aşağıdaki hususlarda gerekli çalışmaları yürütmekle görevlidir:

a) Terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki, sosyoekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek adımları belirler.

b) Gerekli görülmesi hâlinde, yurt içindeki ve yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verir ve bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşları görevlendirir.

c) Silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirleri alır.

ç) Bu Kanun kapsamında yapılan çalışmalar ile alınan tedbirlere ilişkin kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesini sağlar.

d) Alınan tedbirlere ilişkin uygulama sonuçlarını izler ve ilgili kurum ve kuruluşlar arasında koordinasyonu sağlar.

e) Gerekli mevzuat çalışmalarını yapar.

‘Çözüm sürecine ilişkin hususlarda Bakanlar Kuruluna gerekli kararları alma yetkisi verilmektedir Çözüm süreci kapsamında yapılan çalışmalara ilişkin koordinasyon ve sekretarya hizmetleri Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı tarafından yürütülecektir.’ (Madde 3).

‘Kanun kapsamında verilen görevlerin, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarınca ivedilikle yerine getirilecektir. Bu süreçte görev alanların ve çalışmalara katılanların, gerçekleştirdikleri ‘faaliyetler nedeniyle gelecekte herhangi bir yaptırım tehdidi ile karşılaşmamaları amacıyla, bu görevleri yerine getiren kişilerin hukuki, idari veya cezai sorumluluğunun doğmayacağı kabul edilmiştir’ (Madde 4).

Yani 6551 sayılı Kanunun 3. Maddesi’nde yer alan (a), (b) ve (c) bendinde sayılan ‘çalışmalara’ katılanlar veya katılacaklar; bu Kanun kapsamındaki her türlü eylemlerinden dolayı sorumlu olmayacaklardır. Örneğin ‘yurt içindeki ve yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar’ yapanlar veya yapacak olan kişilerin, gerçekleştirdikleri bu ve benzeri ‘eylemler’ nedeniyle hukuki, idari ve cezai sorumlulukları doğmayacaktır.

Peki, sorumsuzluk ve cezasızlık neye yarar?

Hükümete, Bakanlar Kurulu üyelerine, çözüm sürecinde verilen görevleri yerine getiren kişilere yarar. Tedirgin olmazlar ve sürekli ceza tehdidi altında kalmazlar ve ceza yargılamalarına karşı koruma kalkanıdır. Başka bir işe yaramaz. Olmasa da olur ama siyasal iktidarın isteği ve kanun koyucunun iradesi budur.

Bir başka deyişle; ‘Hükümete, Bakanlar Kurulu üyelerine, çözüm sürecinde verilen görevleri yerine getiren kişilere yürürlükteki kanunların uygulanmaması için kanun yapıldı. Ceza tehdidinden kurtulmaları için ‘Devlet politikası niteliğinin pekiştirilmesi’ ve sorumlu tutulma tehdidi altında’ kalmamaları amacıyla çözüm sürecine katkısı olanların hukuki, cezai, idari, cezai sorumsuzlukları için kanun yapıldı.

Çözüm sürecini tıkayan kanunların ne olduğuna ve ne olması gerektiğine bakılmadı, değiştirilmedi, yürürlükten kaldırılmadı, aksine; yürürlükte kalmasını tercih edildi.

Tek taraflı kanun yapmak yerine, ‘Kanunsuz suç olmaz’ ve cezaların şahsiliği ilkesinin en çok ihlal edildiği, eskimiş Terörle Mücadele Kanunu’nun hemen yürürlükten kaldırılması daha doğrudur. Sürdüğüne inanılan ‘çözüm süreci’ asıl böyle bir cesaretli adımın atılmasıyla başlar çünkü.

Hükümetin kendini yasal güvence altına alan bu tip kanunlar yapmak yerine, temel hak ve özgürlüklerinin aleyhine, barışı ve çözüm sürecini tıkayan kanunlar ortadan kaldırılmalıdır.

***

İktidarda olanları yargıdan koruyan ve sorumsuz kılan kanun yapmaları yeni bir şey değil; tek taraflı ve ama bir ölçü de yasallık da sağlayan, bir kanun ortak mutabakat metni olabilir mi? Hele ‘İçindeki terörü çıkar tamam’ görüşü. Bu kadar basit mi?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89