• BIST 97.291
  • Altın 144,193
  • Dolar 3,5593
  • Euro 3,9955
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 26 °C
  • Berlin 23 °C

Çözüm süreci yola girecek mi?

Muzaffer Ayata

Bir süre önce hükümetin bir yol haritası hazırladığı ve Kandil’e de gönderdiği basına yansıtılmıştı. Hükümet temsilcileri de bir yol haritası hazırlayıp Kürt tarafına verdikleri havası vermeye çalıştılar. Kürt tarafı da böyle bir yol haritasının olmadığını anlatmaya çalıştı.

Bugün böyle bir yol haritasının olmadığı artık netleşmiş durumda. Süreci rayına sokmak ve bir çıkış sağlamak için yine Önder Apo bir çözüm projesini hükümete sundu. “Demokratik Çözüm ve Müzakere Taslağı”nı önderliğini yaptığı Kürt örgütlerine de iletti. Ayın on’unda HDP’li heyet Kandil’le görüştüklerini ve projeyi KCK ve diğer birimlerin incelediğini ve oybirliğiyle kabul ettiklerini basına açıkladılar.

Sayın Öcalan daha önce de kapsamlı bir yol haritası hazırlayıp sunmuştu. 2013 Newroz’unda yine kapsamlı bir manifesto yayınlamıştı. Üç aşamalı bir çözüm hazırlamıştı. Hükümet buna uyacağını kabullenmişti. Ateşkes ilan edilmiş ve gerilla güçlerinin sınır dışına çekilmesine başlanmıştı. PKK ve KCK ne kadar ciddi olduğunu ve sürece disiplinli biçimde uyduğunu göstermişti. Ancak hükümet atması gereken hiçbir adımı atmadı. Böyle olunca gerillanın çekilmesi de durdurulmuştu.

Hükümet tarafından güven artırıcı herhangi bir adım atılmadı. Şimdi 6-7 Ekim serhildanlarını öne sürerek önce ‘kamu güvenliği’ gibi bir argümanı öne sürmektedirler. Bu konuda ne kadar tutarsız ve ipe un sermeye çalıştıkları da ortada. Mart 2013’ten 15 Eylül 2014 Kobanê saldırısına kadar, yani bir buçuk yıl boyunda herhangi bir olay olmamış ve onların sözünü ettiği kamu güvenliği tamamıyla sağlanmıştı.

Bu bir bucuk yıl boyunca AKP hükümeti hangi ciddi adımı atmıştı? AKP yandaşı basının içi boş, kof propagandalarını bir tarafa bırakırsak hükümet hiçbir adım atmadı. Anayasa değişikliği gündemden ve tartışmalardan tümüyle çıkarıldı. Temel bazı prensiplerde herhangi bir anlaşma sağlanmadı. Ortada kayda alınmış, taraflarca imzalanmış tek bir belge yok. Önder Apo’nun koşullarında bile bir değişikliğe gidilmedi. Cezaevlerinden kendisine yardımcı olabilecek birkaç tutuklu bile getirilmedi.

Ateşkes ortamında tarafların bulunduğu konumu korumaları gerekirken AKP hükümeti buna uymamıştır. Çatışma ortamında yapamadığı yol, kalekol ve baraj yapımına hız vermiş, barış değil savaş hazırlıklarına devam etmiştir. Halbuki yüzyıllık tarihi Kürt sorununu çözmek isteyen bir hükümetin yapacağı işler bunlar olamazdı. Kürt-Türk ilişkilerinde silahları aradan çıkarmak ve eşitlik temelli birlik için karakollara ihtiyaç yoktu. Karakollarla bu tarihi sorun çözülseydi bugüne kadar çoktan çözülmüş olurdu.

Tüm bu oyalama ve ayak diremelerin üstüne bir de Kobanê, daha doğrusu Rojava eklenmiştir. AKP bir türlü Kürtleri tanımayı ve dostluk kurmayı, devletin eski zihniyetini aşmayı başaramadı. Ezilmiş, kimliği tanınmayan Rojava Kürtlerinin kendilerini yönetme ve kimliklerini sahiplenmelerini kabul edilemez buldu ve kırmızı çizgileri ilan etti. IŞİD’i destekleyerek, Kürtlere saldırtarak kabul edilemez ve sindirilemez bir düşmanlık örneği sergiledi. Kendi topraklarını ve halkını savunmak dışında bir amacı olmayan PYD ve YPG’yi terörist ilan etti.

AKP herhangi bir uluslararası gücün ateşkesi denetleme ve süreci izlemesine yanaşmadı. İçeride de gözlemci ve izleyici bir kurulu kurmaya çalışmadı. Her şeyi kendi keyfiyetinde götürmek istedi. Bu da çatışmalı ve toplumsal boyut kazanmış tarihi bir sorunun çözüm yolu olamazdı. Nitekim olmadığı artık yeterince görülmüştür. Dünya örneklerinden yararlanarak, sorununun büyüklüğüne ve ciddiyetine yaraşır bir yaklaşım gösterilmemiştir. Türk usulü işleri götürme doğal ki çözüme götürmezdi.

AKP hükümetleri Kürt sorununu Türkiye’nin ayağına dolanan bir bela olarak gördü. Bu beladan kurtulmaya çalıştı. Beladan kurtulmanın yolu olarak Kürtlerin liderini ve örgütlerini bertaraf etmeye ve etkisiz kılmaya çalıştı. Diğer önemli bir derdi de seçimleri kazanıp devleti ele geçirmek ve iktidarda kalmaktı. Şimdiye kadar ateşkesleri ve Kürt tarafının sorumlu davranmasını seçimleri kazanma aracı olarak kullandı.

Şimdi Önder APO, AKP hükümetini artık netleştirmek istiyor. Seçim öncesi temel ilkelerde anlaşma sağlayıp sorunu bir kaç ay içinde sonlandırmaya çalışıyor. Bu Türk devletinin ve AKP hükümetinin de hayrına olan ve günlük siyasi çıkarların ötesinde büyük bir projedir. Eğer AKP eski zihniyetini terk eder ve Kürtleri bir halk olarak kabul ederse tüm Türkiye halkları kazanacak ve demokrasi egemen olacaktır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89