• BIST 109.050
  • Altın 153,876
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • İstanbul 14 °C
  • Diyarbakır 0 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 2 °C

Çözüm süreci ve süreklilik…

Ali Bayramoğlu

Son yıllarda siyasetin ve demokrasinin güzergahını önemli ölçüde şekillendiren konulardan birisi Kürt sorunu oldu.

Bugün öyle: Çözüm süreci yaşadığı tüm krizlere, iniş çıkışlara, örselenmelere rağmen, hali hazırda seçim kampanyasında araçsallaşmasına rağmen ülkenin hem geldiği nokta açısından hem geleceği açısından belirleyici bir nitelik taşıyor.

Soruna çözüm arayışının öyküsü yeni değil.

Devlet açısından PKK isyanını dindirmek için Öcalan'la ilk temas arayışlarının Özal döneminde başladığını, 28 Şubat günlerinde askerlerle sürdüğünü biliyoruz.

İkinci evrede, çatışmaların yeniden alevlenmesi üzerine 2005-2008 yılları arasında örgütle temas kurulduğunu, enformel ilişkilerin sürdürüldüğünü, 2008-2011 arasında ise Oslo süreci adı altında kapalı bir görüşme döneminin yaşandığını da biliyoruz.

2012 sonu itibariyle bu kez daha şeffaf bir görüşme döneminin başladığı, bunun kamouyuna çözüm süreci olarak deklare edildiği ve hala sürdüğü de malum.

Son evrenin kilometre taşları da öyle:

2012 sonu PKK'nın ilan ettiği o günden bugüne hala süren ateşkes, hızla akamete uğramakla birlikte 2013'te silahlı güçlerin çekilmesinde ilk aşamanın yaşanması, 2014'te çözüm için çerçeve bir yasanın çıkması, 28 Şubat Dolmabahçe toplantısı ve tüm taraflar arasında ne görüşüleceğine dair mutabakatın açıklanması, en nihayet 2015 Nevruz'unda Öcalan'ın çözüm açısından tarihi dönüm noktası vurgusu yapan konuşması…

Tüm bunlar arka arkaya koyulduğunda üç husus öne çıkar.

- Çözüm arayışı ve iradesi açısından bir süreklilik vardır ve Türkiye belli bir deneyim olgunluğuna erişmiştir. Çatışma 30 yıllıktır, ancak bunun son 15 yılı çatışmaya çözüm bulma çabalarına, son 10 yılı ise bir temas-diyalog-görüşme evresine tanıklık etmiştir.

-Yol daimi kazanımlarla şekillenmiştir. Zaman, deneyim ve etkileşim ilk temastan Dolmabahçe mutabakatına uzanan çizgide, çatışma çözümü arayışını, her geçen gün biraz daha derinleştirmiştir. Meşruiyet, beklenti, hatta kurumlaşma açısından geri dönülmez noktaları geride bırakarak yol alınmıştır. Bu çerçevede kalıcı girdiler kriz dönemlerinin tahribatından çok daha güçlü olmuştur.

-Gerek Kürt hareketi gerek siyasi iktidar için ise barış süreci geri dönülmesi zor bir siyasi angajmana işaret eder. Bu angajman tarafların yapılanmlarını, politikalarını etkilemiş ve biçimlendirmiştir.

Siyasi partilerin seçim kampanyasına bağlı olarak çözüm süreci üzerinden politika yapmalarına, “bitiririz, biter, böyle devam etmez” tarzı tehditlerine ve ileride yaşanabilecek muhtemel gerginliklere rağmen, seçim sonrası ana kural tekrar devreye girecek, çözüm sürecinde derinleşme devam edecektir.

HDP'nin barajı geçme ihtimali, Türkiye'nin her anlamda yeni bir anayasa hazırlama evresine girmiş olması, uzlaşma gerekleri Kürt sorununa ve çözüm sürecine yeni bir ivme kazandıracaktır, en azından mevcut dinamiklerin yanına yenileri eklenecektir.

Buna şüphe yok…

Ayrıca açıktır: Çözüm süreci, bu süreç etrafındaki uzlaşma gereği ve koşulları ülkedeki çatışmacı atmosferin dağılması, demokratik ve çözüm vurgularının artması, siyasi, hatta toplumsal kutuplaşmanın azalmasında barış süreci önemli bir rol oynayabilir.

Kürt sorununun kalıcı çözümü şüphe yok ki, yeni “siyasi kod sistemi” ve yeni bir siyasi yapılanma gerektiriyor. Bu, elbet Kürtlerin taleplerine yanıt verecek, ancak o oranda ülke bütünlüğünü pekiştirecek sistem olmalı. “Kültürel farklılıkların kabulü, kendi varlıklarını işleyebilme imkanları, kendi yaşam alanlarıyla ilgili karar mekanizmalarında yer alabilmeleri yanında, kültürel ve toplumsal çoğulculuğu devreye sokabilecek bir sistem”den söz ediyoruz.

Böyle bir sistem sadece hem “Kürt sorununda çözüm gereklerini”, hem “katılımcı demokrasi ihtiyaçları”nı tatmin edecektir.

Bu istikamette en büyük risk Adana, Mersin olaylarının hedef aldığı, tahrike kalktığı tehlikeli iç karşılaşmalardır, iç çatışmalardır.

Bunu bertaraf etmek ise başta siyasi iktidar olmak üzere tüm siyasi aktörlerin işidir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89