• BIST 89.955
  • Altın 145,546
  • Dolar 3,5984
  • Euro 3,9105
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 11 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin 10 °C

Çözüm süreci üzerine

Hayrettin Karaman

Türkiye baştan sona dolaşıldı, halkın her kesimi (daha ziyade her kesimin temsilcileri) ile bire bir görüşüldü, iyi niyetli, milletini ve memleketini seven herkesin 'yıllardır canımızı ve malımızı tüketen, daha önemli işler ile meşgul olmamızı engelleyen, düşmana fırsat veren' bu krizin sona ermesinden yana oldukları açık ve kesin olarak görüldü. İyi niyetli muhaliflerin veya şüphe içinde olanların endişelerini biz de paylaşıyorduk, ancak bizim farkımız o endişelerin uzak ihtimal olduğu merkezinde idi. Halkımızın istemediği, ülkenin aleyhine olan herhangi bir alış-verişe kimsenin razı olmayacağı tabii idi.

Bu durum tespitinin tabii sonucu şu olmalı idi:

Süreç yürüsün, herkes süreci takip etsin ve elinden geldiği kadarı ile desteklesin, yanlış yapılırsa sesini çıkarsın, demokratik muhalefetini ortaya koysun ve sonunda herkesin yüzü gülsün!

Ne oldu?

PKK yönünden:

Eğer oyun içinde oyun yoksa Öcalan'ın duruma tam olarak hakim olmadığı anlaşıldı. Bir iç mücadelenin devam ettiği ortaya çıktı. Bu yüzden yeterli sayıda ve şekilde ülke dışına çıkma şartı yerine getirilemedi. Buna rağmen –sanki bu şart yerine gelmiş gibi- ikinci aşamaya geçilmesi ve talep edilen hakların verilmesi isteniyor. En kötüsü, çirkini, kabul edilemez olanı ve sürecin ruhuna taban tabana zıt bulunanı ise 'ya dediğimiz olur veya tekrar silaha sarılırız' tehdididir. Bu tehdit ve onu gerçek kılan 'çekilmemiş silahlı unsurlar' bulundukça sürecin işlemesi mümkün değildir.

Siyasi muhalefet yönünden:

Siyasi muhalefetin sözcülerine bakılırsa bunların, baştan beri bu hayati meselenin AK Parti iktidarı tarafından çözülmesini istemedikleri anlaşılıyor. Sözleri ve davranışlarının başka türlü okunması mümkün değil. Devamlı olarak yaptıkları, atılan adımların müspet olanlarını görmemek veya önemsizleştirmek, anlamsız şüpheleri körüklemek, olmayanı (verilmeyeni) olmuş (verilmiş) göstermek, süreci baltalamaktan ibarettir. Kendilerinin kanı durdurmak, huzuru ve sükunu sağlamak için gösterdikleri bir yol, bir yöntem yok; 'vuralım, kıralım, öldürelim, bitirelim' demiş oluyorlar. Eğer teklifleri bu ise zaten çözüm teşebbüsünden önce otuz yıldır olan bu idi; şu halde bırakın –hatta yapabiliyorsanız- destekleyin, çözüm başarılı olursa ne ala, olmazsa zaten sizin dediğiniz olacak!

Aklı ve vicdanı düzgün olanlara yakışan süreci desteklemektir; diyelim ki, başarılı olmadı, ne kaybederiz?

Kayıp şöyle dursun, çatışmasız geçen süre içinde elde kalan can ve mal büyük kazanç değil midir?

Halk yönünden:

Alınan bilgilere göre halkın ümidi biraz zayıflasa da yok olmadı, kabul edilebilir ıslahat ile çözümün başarılı olmasını canu gönülden istemeye devam ediyorlar.

İktidar yönünden:

İktidar bir yandan karşı tarafın verdiği 'silahı bırakacağız, siyaset yapacağız' şeklindeki sözün yerine getirilmesini bekliyor, diğer yandan bütün demokratik talepleri, mevcut şartlarda olabildiğince karşılayacak bir demokratikleşme paketi' üzerinde çalışıyor. Dönüşümler bir günde ve bir adımda olmaz, ayrıca siyasetin de bağlayıcı kuralları vardır.

Eğer çözüm başarılı olmazsa bu kötü sonuca katkı yapanlar bundan sonraki can ve mal kaybının 'iştirak halinde mesulü' olacaklardır.

Bir de, daha önce bazı durumları ve değerleri istismar edenlerin ellerinde meşru görünen bir bahane kalmayacaktır.

  • Yorumlar 12
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89