• BIST 82.166
  • Altın 147,844
  • Dolar 3,8195
  • Euro 4,0719
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 0 °C

‘Çözüm süreci' niye çöktü?

Şahin Alpay

Kuşku yok ki, başında Başbakan Tayyip Erdoğan'ın bulunduğu AKP hükümeti, Kürt sorununu çözmek için en önemli girişimi başlatan iktidar oldu.

Kürt sorununun inkârına son verdi; Kürt kimliğinin ifadesi üzerindeki yasakların birçoğunu kaldırdı; silahlı mücadeleyi terketmesi için PKK ile görüşmeleri başlattı. Peki nasıl oldu da AKP iktidarının bizzat başlattığı “çözüm süreci” sonunda çöktü? Nasıl oldu da,  2005 yılında “Kürt sorunu benim sorunumdur…” 2013'te, “Biz çözüm için her yola başvururuz. Baldıran zehrini içmekse, biz o baldıran zehrini içeriz, yeter ki bu ülkeye huzur gelsin…” diyen Erdoğan, bu yıl “Kardeşim ne Kürt sorunu ya...” deme noktasına gelebildi? AKP iktidarının Türkiye'ye verdiği en önemli derslerden biri de, Kürt sorununun nasıl çözülemeyeceği.

AKP iktidarının Kasım 2002'den bu yana uzanan performansına ve geçen iki yazımda değindiğim 2011 sonrasındaki keskin U dönüşlerine bakıldığı zaman, kaçınılmaz olarak çıkan sonuç, Erdoğan yönetiminin temel amacının, Kürt sorunu dahil Türkiye'nin temel sorunlarını çözmekten ziyade, AKP iktidarını, (“Türk usulü” başkanlık sistemine geçilerek) Erdoğan'ın kişisel iktidarını pekiştirmek olduğu. AKP iktidarı altında ne askeri vesayeti kurumlaştıran 12 Eylül Anayasası yerine AB kriterlerinin öngördüğü şekilde demokrasiyi, insan haklarını, hukuk devletini ve azınlık haklarını güven altına alacak bir anayasa yapıldı; ne 12 Eylül'ün Siyasi Partiler Kanunu, ne de Seçim Kanunu değişti. AB kriterlerini yerine getirmeye yönelik hemen bütün reformlar da AKP iktidarının sadece keyfî ve otoriter olmakla kalmayıp gırtlağına kadar yolsuzluğa bulaşmış olduğunu da ortaya koyan 17 / 25 Aralık 2013 soruşturmasının bastırılması amacıyla tersyüz edildi; yargı bağımsızlığı, yani hukuk devleti, “bitti.”

Bugün gelinen noktada ortaya çıkan gerçek şu ki, başında Erdoğan'ın olduğu AKP iktidarının hiçbir zaman, Kürtlerin temel demokratik taleplerini karşılayarak Kürt sorununu çözmeye yönelik bir stratejisi olmadı; izlenen taktik, “çözüyormuş gibi yaparak” Kürtlerin olabildiğince geniş kesimlerinin oylarını almak, seçim kazanmak oldu. MİT'in İmralı'da hükümlü (rehin?) Abdullah Öcalan ile yürüttüğü, “ver başkanlığı – al özgürlüğü” temelli olduğu anlaşılan pazarlık, Kürt siyasi hareketinin giderek barışçı ve demokratik bir çizgiyi benimseyen yasal partisi HDP'nin “Seni başkan yaptırmayacağız!” demesiyle ve AKP'yi tek başına iktidardan düşürmesiyle suya düşünce, “çözüm süreci” terk edildi; AKP iktidarı Kürt kimliğinin inkar edildiği onyılların söylemine geri döndü: “Kardeşim ne Kürt sorunu ya... Artık böyle bir şey yok. Neyin eksik senin? Başbakan çıkardın mı, bakan çıkardın mı, çıkardın. TSK'da var mısın, varsın. Ne istiyorsun, daha ne istiyorsun?” Siyasi çözüm umudu yerini eski, askeri çözüm politikalarına bıraktı; Erdoğan, 17/25 Aralık sonrasında askerle geliştirdiği ittifakta bir adım daha ilerledi.

Gerçekçi olalım: Anayasa yurttaşların tümünü Türk saymaya son vermedikçe; Kürtçe anadilde eğitim yasallaşmadıkça; ülkenin bütün bölgelerine olduğu gibi Kürt çoğunluklu bölgeye de yerinden yönetim imkanı tanınmadıkça; tüm Kürtlere meşru, demokratik siyaset yolu açılmadıkça Kürt sorunu çözülemez; Türkiye'nin bütünlüğü güven altına alınamaz. Karar vermek zorundayız: Amaç, Kürtlerin ülkeye gönülden bağlılığını kazanarak Türkiye Cumhuriyeti'nin bütünlüğünü korumak mıdır? Yoksa, yeni Genelkurmay başkanının 30 Ağustos mesajında altını döne döne çizdiği üzere, Türkiye Cumhuriyeti'ni bir “Türk devleti,” Türkiye'yi bir “Türk yurdu” olarak korumak mıdır? Türkiye Cumhuriyeti, her kimlikten bütün yurttaşlara mı, yoksa sadece Türklere mi ait olacaktır?

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89