• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 11 °C
  • Berlin 11 °C

Çözüm, Köşk’e Bağlandı

Utku Çakırözer

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan-Başbakan Ahmet Davutoğlu ortak yapımı yeni AKP kabinesinde öne çıkan değişimlerden biri, İmralı ile yürütülen çözüm sürecinin patronunun değişmesi oldu. Başbakan Yardımcısı, hükümetin çözüm sürecinin yürütülmesinden sorumlu ismi Beşir Atalay yerini, Erdoğan’ın siyasi başdanışmanı ve Ankara milletvekili Yalçın Akdoğan’a bıraktı. Danışman sıfatıyla çözüm sürecini yürüten ekip içinde de bulunan Akdoğan, öncelikle “sol, marjinal; halkın değerlerine uzak” diye suçladığı HDP’nin yönetici düzeyindeki kadrolarının değiştirilerek dizayn edilmesine yönelik görüşleriyle dikkat çekiyor. Akdoğan, özellikle AKP’lilere yönelik yolsuzluk iddialarını gündeme getirmesi ve bazı sol değerleri savunması nedeniyle hiç hazzetmediğini açıkça ifade ettiği Selahattin Demirtaş’ın İmralı’yı ziyaretine ambargo koyan isim olarak da dikkat çekiyor. Ülkenin tüm konularında en temel yaklaşımı, “Erdoğan ne derse o olacak” olan Akdoğan’ın çözüm sürecini doğrudan Köşk’e bağlı yürütmesi bekleniyor.

Erdoğan’ın partide tek adamlığını iyice pekiştirdiği 2011 sonrası iktidar sahnesindeki görünürlüğünü ve etkisini genişletmeye başlayan ve 2012 sonunda İmralı ile kurulan bağlantıyla başlayan çözüm sürecini yürüten Başbakan Erdoğan’ın ekibi içinde aktif olarak yer alan Akdoğan’ın kabineye girmesinin çözüm sürecine etkilerinin Ankara kulislerinde altı çizilen başlıkları şöyle:

HDP’yi CHP’ye yakın görüyor: Akdoğan, görüşlerini hükümete yakın Star gazetesinde kendi adını taşıyan köşesinde, Yeni Şafak gazetesinde ise “Yasin Doğan” takma adıyla köşesinde ifade ediyor. Akdoğan bu köşelerdeki yazılarıyla medyaya yaptığı çoğunluğu çözüm süreci konulu açıklamalarında, başından bu yana HDP’yi hedef alıcı bir tutum sergiledi. Akdoğan, HDP’nin çözüm sürecinin ruhuna uygun hareket etmediğini belirterek bu partinin “halkın değerlerine yabancı, sol, laik, Marksist, Stalinist görüşlerden etkilenen marjinal bir yönetimin” elinde olduğu görüşünü savundu. Erdoğan’ın “HDP Güneydoğu’nun CHP’sidir” sözlerinin de Akdoğan’a ait olduğu belirtiliyor.

Demirtaş gitsin: HDP öncesi BDP sürecinde Akdoğan, partiye karşı bu görüşleri savunurken partinin Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ı ise özel olarak suçlamayı tercih etti. Demirtaş’ın özellikle AKP’ye yönelik yolsuzluk iddialarını gündeme getirmesine karşı tam anlamıyla ateş püskürdü. Akdoğan’ın, BDP sonrası HDP kurulurken Demirtaş’ın partinin başına getirilmemesi ve birkaç isimle birlikte tasfiye edilmesi, böylece partinin “çözüm sürecinin ruhuna uygun olarak yeniden dizayn edilmesi” için kulis yürüttüğü de ifade edildi. Demirtaş’ın İmralı ziyaretine birkaç kez izin verilmemesi ve geciktirilmesindeki sorumlunun da Akdoğan olduğu biliniyor.

Kandil de dizayn edilsin:
Akdoğan, HDP’nin yeniden yapılandırılmasının ardından Kandil’in de aynı şekilde dönüştürülmesini savunuyor. Akdoğan bu nedenle sık sık HDP ve Kandil’in “Çözüm sürecini çok iyi kavrayan Öcalan’ı boşa düşürecek ve gömecek” tavırlar izlemekle suçladı.

Kimyaları tutmadı: HDP’liler, 2 yıla yaklaşan çözüm süreci boyunca hükümette görüşmeleri 5 isimle yürüttü. MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın yanı sıra Beşir Atalay, bir önceki Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ve Yalçın Akdoğan. HDP’liler bu isimlerden en çok Fidan ve Ergin’le çok sıcak ve olumlu bir diyalog yakaladılar. Atalay ve Bozdağ’la da ortanın üzerinde olumlu bir iletişim kuran HDP’lilerin, sıcak diyalog sıralamasında Akdoğan sonuncu oldu.

Atalay’la olmaz: Akdoğan’la Atalay arasında Başbakan’ın çözüm süreci ekibi içindeki gerilim de çözüm sürecine hep yansıdı. Akdoğan’ın uzun bir süredir çözüm ekibinin patronu olmak istediği ve iktidara yakın çevrelerde bununla bağlantılı, “Beşir Hoca ile bu işin sonuca ulaşması zor” şeklinde alttan alta görüşler seslendirildiği biliniyor.
Çözüm Köşk’e bağlandı: Akdoğan, yalnızca çözüm süreci açısından değil başka konularda da Erdoğan’a en yakın isim konumunda. Kabinede başbakan yardımcısı olarak çözüm sürecinin başına resmen getirilmesi, “Çözüm süreci Akdoğan aracılığıyla doğrudan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bağlandı” değerlendirmesine neden oldu. Yazılarında da yansıttığı gibi yakın çevresi, Akdoğan’ın çözüm sürecinde “Erdoğan ne derse o” tarzıyla hareket edeceğini belirtiyor.

Öcalan ne diyecek: Atalay, son olarak Meclis’ten çözüm süreci için çerçeve yasayı çıkarmış, önümüzdeki günlerde İzleme ve Müzakere kurulları oluşturulup hızla süreci sona erdirecek adımların atılacağını açıklamış, Öcalan da bu adımları beklediğini belirtmişti. Ancak kabine değişimi nedeniyle Öcalan da 1 Eylül’de barış mesajı yayımlamaktan vazgeçmişti. Tüm bu gelişmelerin üzerine sürecin başına Akdoğan’ın gelmesi, çözüm sürecinde bugünden itibaren çok hızlı gelişmelerin olacağı beklentisini artırdı.  

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89