• BIST 82.976
  • Altın 146,876
  • Dolar 3,7951
  • Euro 4,0443
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin -3 °C

Çözüm: İnadına Kürt reformu

Lale Kemal

Toplumları derinden sarsan terörizm gibi olayların tekrarının önlenmesi ya da deprem, sel gibi doğa felaketler meydana geldiğinde etkilerinin en aza indirilmesi için devletler önlemler alırlar. 20 bine yakın insanın ölümüyle, pek çoğunun yaralanması, evsiz, kimsesiz kalmasıyla sonuçlanan 1999 Marmara depremi sonrası genel beklenti, bu doğa felaketinden ders çıkarılması ve benzer acı olaylar meydana geldiğinde yıkımın bu denli büyük olmaması idi. Ama öyle olmadı, 1999 depremi sonrasında yaşanan diğer doğa felaketlerinden ki buna en yakın örnek bu yıl içindeki Van depremi idi , yine ders almadığımız ortaya çıktı. Devletin, faaliyetlerine izin vererek bir o kadar suçlu olduğu aç gözlü müteahhitlerin, inşa ettiği evler yerle bir oldu yine binlerce insan öldü, hayatta kalanlar, çadırlarda yaşamlarını acı içinde sürdürüyorlar. Geçmişten ders almama alışkanlığı, Kürt ve PKK sorunlarında da kendini olağanca ağırlığıyla hissettiriyor, dolayısıyla çözümsüzlük içinde debelenip duruyoruz. Devletin, Kürt sorununda nerede hata yaptık, silahlı eylemler neden bitirilemiyor, gibi sorular sorup, yanıtlarına göre doğru reçete uygulama gibi bir derdi yok. Tam tersine daha yakın tarihe kadar, Kürtlerin hakları ve hatta varlıkları bile önemli oranda inkâr ediliyordu.

PKK’nın, Eruh’ta, bundan 28 yıl önce, bugüne denk gelen günde güvenlik güçlerine saldırısıyla silahlı eylemleri başladı. Dile kolay 28 yıl geçti ama ortada, tüm siyasi partilerin, partilerüstü görüp uzlaştığı silahsız bir çözüm planı yok. İktidardaki AK Parti’nin, 2009 yılında başlattığı Kürt sorununa politik çözüm planı ise kısa sürdü ve devamı gel(e)medi.

CHP’nin, geçtiğimiz aylarda Kürt sorununun çözümü için duyurduğu girişimini alkışladık ama sonradan gördük ki bu ana muhalefet partisi de yan çiziyor. Yan çiziyor zira Kürt sorununu zaten yok sayan MHP, sürece katılmak istemediği için hepimizin canını yakan bu sorunu, ikili düzeyde AK Parti ile birlikte oturup çözmeyeceğini söylüyor. Neymiş, bu konu ulusal mutabakat gerektirdiği için parlamentoda temsil edilen tüm partiler biraraya gelmeliymiş. Tabii ki, Türkiye’yi, her yönüyle sarsan Kürt sorunu, partilerüstü bir politika ve ulusal mutabakatla çözülür ve ana muhalefet ile iktidar partisi, zaten aldıkları oy oranları itibariyle ulusal mutabakatı temsil ediyorlar. CHP, maalesef, Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün’ün, PKK tarafından kaçırılma olayını da, AK Parti’ye yüklenmek için bir vesile bildi, PKK’yı sert bir dille eleştirmek ve çözüm üretmek yerine.

İktidar partisi ise, gerek 2010 Anayasa referandumu, gerekse 12 Haziran seçimlerinde yüzde 60’lara ve yüzde 50’lere yaklaşan oy oranlarıyla halktan aldığı desteği, gerek, TSK’yı denetim altına almak gerekse Kürt sorununun çözümü için gerekli reformları hayata geçirmeyerek heba etmeye devam ediyor. Tam tersine AK Parti, temel hakları önemli ölçüde daraltma politikası izleyerek, mimarlığını yaptığı özgürlükler alanındaki kazanımları da heba ediyor.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın, geçen hafta gazetelerin Ankara temsilcilerine verdiği iftar yemeğinde, kendi savaş uçaklarının, kendi vatandaşlarını bombalamasıyla sonuçlanan geçen aralık ayındaki Uludere saldırısını kastederek, sarfettiği, “Uludere ile her şey berbat oldu. Öncesindeki terörle mücadele, halkı o kadar çok rahatlattı ki kim yaptıysa kim düşündüyse, planladıysa Allah bin defa cezasını versin. Başarılı gidişatımızı olumsuz etkiledi,” sözlerinden ne anlamalıyız. Bu sözleri sarf eden, Türkiye’yi yönettiğini düşündüğümüz iktidar partisinin bakanı, “Vatandaşları PKK’lı sanıp yanlışlıkla bombaladık,” diyense bu iktidara itaat etmesi gereken TSK.

Biz birkaç gazeteci dışında Bakan’a anlamlı bir soru soran olmadığı ve bizlerin de kotası dolduğu ve çevreden “Amma da çok soru soruyorsunuz,” tepkileri ile yapılan mahalle baskısı gelince soramadığımız ama sorulması gereken soru şuydu: “Ey bakan, iktidar sizsiniz, iyi gidişatı berbat eden sorumluları nasıl bulamıyorsunuz? Bu sorular o kadar çoğaltılabilirdi ki.

Türkiye, her ne kadar, darbe teşebbüsü eylemleriyle suçlanan asker ve sivil kişileri yargılasa da, kargaşa yaratmayı marifet bilen derin devletini temizlemek çok uzun soluklu ve kararlılık gerektiren bir iş. PKK’nin silahlı eylemleri neden, tamamen bitirilmese bile en aza indirilemiyor, sorusunun da yanıtı aslında temizlenemeyen derin devletin varlığında yatıyor.

Kürt aydını, yazar ve siyasetçi Kemal Burkay, geçtiğimiz haftalarda çıktığı Habertürk programında, PKK ve derin devlet arasındaki işbirliğine işaret ederken, PKK hareketlenmesinin, 2003-2004 yıllarına yani darbe tertiplerinin yapıldığı döneme rastladığına dikkat çekiyordu.

PKK ve derin devlet arasındaki bağı zayıflatmanın önemli bir platformu olan Meclis’in, fazlasıyla yarım kalan Kürt reformunu başlatması gerekiyor. PKK bu noktada, muhatap alınmak için itibarını çoktan yitirdi, inadına Kürt reformu diyorum, Meclis toplanırsa bu amaçla toplanmalı ki saygınlık kazansın.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89