• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 16 °C
  • Berlin 2 °C

Çok- kimlikli demokrasi artı özerklik:Çözümün anahtarı bu

Erol Katırcıoğlu

Ortadoğu coğrafyasında olan bitenleri, Osmanlı’nın tarihten silinmesiyle farklı adlarla ulus devlet formatına sokulan halkların güneşin altında yerlerini istemeleriyle ilgili gelişmeler olarak okumak mümkün. Bir yandan küreselleşmenin getirdiği birey ve toplumla ilgili yeni fikirler, diğer yandan önce Körfez savaşı, sonra Irak Savaşı gibi zora dayanan baskılar, Ortadoğu’da suni de olsa yıllar içinde oluşmuş dengelerin bozulmasıyla sonuçlandı. Aslında biraz dikkatli bakarsak benzer bir durumun Türkiye’de de yaşandığını ve yaşanmakta olduğunu görebiliriz. Bugün Türkiye’de, Osmanlı sonrası oluşmuş Cumhuriyet düzenin hakim aktörlerinin ve hakim anlayışlarının toplumdaki etkinliklerinin azaldığına, bunun yerine İslami kesimin (çokluk Sünni) ve Kürt etnik varlığının siyaseten yükseldiklerine tanık oluyoruz. Bu nedenle de son on yılda bizde ve Ortadoğu’da yaşananların birbirleriyle ilintili olduğu çok açık.

Nasıl olmasın ki?

Bütün bu coğrafyada kurulmuş devletlerin hemen hemen tamamı altı yüz yıl sürmüş Osmanlı’nın yarattığı devlet geleneği içinde biçim almış devletler. Bu nedenle de aralarında ayrılıklardan çok benzerliklerin olduğu çok açık. Kaldı ki bu ülkelerin insan malzemesinin hemen hemen tamamı da Müslüman. Yani ortak bir dine sahipler. Bunun yanı sıra hemen hepsinde bizde de olduğu gibi demokrasiye geçerlerken, askere özel bir statü verilmiş devletler. Yani ortak özelliklerinden biri de sahip oldukları rejimlerin “askeri vesayetçi rejimler” olması.

Uzatmayalım. Demem o ki bugün Ortadoğu’da yaşananlar, bugün Suriye’de Irak’da ve Türkiye’de yaşananlar, büyük ölçüde Batı’nın Osmanlı’nın çöküşü sonrası biçimlediği suni devletler düzeninin yıkılmakta ve yeni bir yapının oluşmakta olduğuna dair gelişmelerdir. Böyle baktığımızda bizde olan bitenleri, örneğin AKP’nin uzun iktidar dönemini ve Çözüm Süreci gibi gelişmeleri de daha iyi değerlendirmek mümkün. Öyle anlaşılıyor ki iktidar partisiyle Abdullah Öcalan arasında varılmış anlaşma, daha çok üniter devlet yapısı içinde demokrasinin herkes için demokrasi anlamı taşıyacağı, içinde Kürt olsun, Türk olsun, Alevi olsun Sünni olsun bütün farklı kesimlerin farklı taleplerini ifade edebilecekleri, bu talepler etrafında siyasallaşabilecekleri çok-kimlikli gerçek bir demokrasinin kurulması üzerine. Bu çerçeveden bakınca bu yaklaşımın aslında bütün Ortadoğu halkları için de örnek alınabilecek bir yaklaşım olacağı açık. Bizde henüz daha netleşmemiş olmakla birlikte bir de buna, (çok ayrıntılı bilgim olmasa da) Rojava’da uygulanmakta olan “özerk yönetim” modelini eklerseniz, kurulmakta olan modelin yalnızca Ortadoğu ülkelerine değil belki de “temsili demokrasiyle” artık sorunlarını çözemeyen Batı’ya bile örnek olması çok mümkün.

Yaşadığımız çağ, toplumların yukarıdan biçimlenebileceğine dair emperyalist anlayışların artık zamanını doldurduğu, şimdilik ìcemaatçiî görünse bile içinde bireyin de palazlandığı yeni bir toplumsallığa doğru yürüdüğümüz bir çağ. Böyle bir çağda “çözüm süreci”, ne kadar ayak sürünürse sürünsün yine de başarıyla sonuçlanacak bir süreç olacaktır. Anlayacağınız enseyi karartmamız için bir neden yoktur.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89