• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 4 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin 1 °C

Çok bilmişler, haklı çıkmışlar, küçük adamlar

Ferda Çetin

Kürt sorununun siyasal yöntemle çözümü için Kürt Halk Önderi Öcalan’ın başlattığı süreç tıkanma noktasında. Taraflar henüz son sözlerini söylememişken, bu sürecin bitimini kutlamaya hazırlanan epey bir “taraftar” grubu var.

Gazetelerin manşetleri ve ilk sayfaları değişiverdi hemen. Köşebazlar, hükümetin yapması gerekenleri fazlasıyla yaptığını anlatıp duruyor. PKK’nin süreci bozma planları yaptığından tutalım da, Kürt Halk Önderi Öcalan ile KCK yönetimi arasında çelişki olduğuna, KCK’nin BDP yönetimine müdahale ettiğine kadar sıra sıra yalan.

Siyasal çözüm arayışlarına geçiş aşamasına da yoğunlaştırılmış bir psikolojik savaş eşlik ediyor. AKP Hükümeti, toplumun psikolojisine hükmederek ve algı yaratarak yapmak istiyor bunu. Türk devlet yetkililerine ve onların denetimindeki medyaya, “neden psikolojik savaş yürütüyorsunuz, siz kime hizmet ediyorsunuz?” diye bir soru sormak da abes. TC Başbakanı ve ekibinin kendine güvensiz, kibrinden körleşmiş, tedavi olmak istemeyen ağır bir hastanın ruh hali içinde olmalarının, Türkiye’de sağlıklı düşünenlerin etkili olmalarının önündeki en büyük engel olduğunu da biliyoruz.

Fakat Kürt kökenli büyük(!) fikir insanları ve “mümtaz yazar”ları da bu psikolojik savaşın içine dahil oluverdiler.

Ne zaman burunları bir olumsuzluk kokusu alsa, bu “çevreler” de çıkıyorlar meydana. Cahit Mervan bir yazısında bu “tip”in varoluş nedenlerini ve düşünsel dünyalarını “çok bilmişler ve haklı çıkmışlar” başlığı ile dile getirmişti.
Bu günlerde de yazıyor da yazıyorlar. Müzakereler süreci, PKK, KCK, seçimler, Rojava’nın durumu… Fakat yazıların ana teması, kazanılan mevziler, yaratılan değerler ve bunların geliştirilmesi ne ilişkin değildir. PKK’nin, KCK’nin politikaları, izlediği “yanlış yol ve yöntemler” ve Kürt halkına verdiği “zarar”lardır.

Bu tiplerin Türkiye kolu, kanal kanal dolaştırılarak Kürtlüğünden de insanlığından da çıkarıldıktan sonra “Kürt aydını” payesi kazanıyor. Sonra TRT Şeş’te sırasıyla dublaj, tercüme ve program yapımcılığına terfi ediyor. Bunların devlet nezdinde “muteber” kılan tılsımlı cümle: “Kürt sorununun çözümü önünde PKK engeldir, Öcalan ve PKK Kürt halkını temsil etmiyor.”

Bunların içinde bir zamanlar partilerin merkez komite üyeliği ve tepe yöneticiliği yapmış kişilikler de var. Şimdilerde, devlet kapısında ulufe karşılığında hizmet rahatsız etmiyor kendilerini. Utanma, hicap, ar hak getire…

Bu tayfanın Avrupa’daki “kol”unun böyle “geniş ve etkili” bir imkanı yok. Ama onların da kendilerini başyazar yaptıkları, kendilerine ait büyük(!) internet sayfaları var. Onlar da oralar da karınca kararınca bir psikolojik savaş yürütüyorlar. Bilmedikleri, fikir sahibi olmadıkları hiçbir konu yoktur. Stratejisttir çoğu. Arada güncel politika ile ilgilenmek zaruretinde(!) kalanlar da vardır. Nerede, nasıl ve hangi yöntemle mücadele edileceğini herkesten iyi onlar bilir. Kürt halkının ne istediğini, ne yapması gerektiğini, kurutuluş reçetesini... İlle de Öcalan’ın, PKK’nin, KCK’nin, BDP’nin yaptıkları “ölümcül” hataları ve Kürt halkına verdikleri zararları bilirler.

İşte örnekler:

“Biz başından bu sürecin ilerlemeyeceğini söylemiştik”
“PKK yönetimi Öcalan’ı dinlememeli”
“Öcalan Kürtleri temsil etmiyor”
“BDP, PKK’ye rest çekip ilişkisini kesmeli”
“Demokratik özerklik diye bir şey yok”
“AKP Öcalan’ı kandırdı”
“Ortadoğu’da ve Rojava’da üçüncü yol diye bir şey olmaz.”
“PKK Rojava’daki imkanları heba etti”

Yaşamı boyunca söylediklerinin hiçbiri gerçekleşmemiş, yaptığı tespitlerin tamamı boşa çıkmış, büyük(!) Kürt fikir adamlarının durumu böyle. “Adam” diyoruz çünkü bu tipin ekseriyeti erkek.

Tabi bu tipin Türki “sol-sosyalist” çeşiti de var. Çoktan tası tarağı toplamış ama yine de “mücadele ediyor” görüntüsü verenler tayfası… Orhan Yılmazkaya’nın, Serkan Tosun’un yaşamını ve ismini bilmeyen “devrimci filozof”lar… PKK’yi, Öcalan’ı, Kürdistan devrimini karalayan, Rojava’daki gelişmelere burun kıvıran en hakiki(!), en radikal, en keskin tipler…

Demek ki çokbilmişlik ve “ben demiştim”cilik Kürt ve Türk ayrımını anlamsızlaştırıyor.

Bu yenilmiş bezginler cephesinde, bugünlerde yine bir heves bir kıpırdanma görülüyor. Bilmedikleri, anlamadıkları, yabancısı oldukları hiçbir konu yoktur. Her konuda yetkin ve hakimdirler. Kendilerini ferasetli mi ferasetli sanırlar. Öcalan’ı, KCK ve BDP yöneticilerini de birikimsiz, tecrübesiz, bu işlerden anlamaz, kandırılmaya, aldatılmaya müsait herhangi bir örgüt gibi değerlendiriyorlar.

Ortam gerildi ya bu tip de yine kendisini kontrol edemez hale geldi. Artık rol yapamıyor. Gerçek niyetini ve düşüncelerini döküyor ortalığa.

Tip, kendince hesap yapmaktadır. Devrim başarısızlığa uğradığında, kendisi doğru düşünen ve doğru söyleyen kişi konumuna gelecek, itibar kazanacaktır. Çünkü o herkesten önce bilmiş(!), herkesten önce söylemiş, üstelik devrime öncülük eden hareketin liderine, yönetimine en sert eleştirilerini yapmıştı. Böylece ömrü boyunca yaşadığı anlamsızlıklar bir anda ödüle dönüşecek, altından bir taç oluverip başına konuverecek. Hayal, hülya bu…

Bu tipin bir de zekice(!) buluşu var: Sitelerinde Y.Özgür Politika, Fırat Haber Ajansı ve Özgür Gündem haberlerini ve yazarlarının yazılarını koyarak güya “tarafsız” yayın yapıyor görüntüsü vermek. Ardından da izinsiz bir şekilde yayınladıkları bu yazılara kendileri, uyduruk adlarla, güya farklı okurların eleştirileriymiş gibi her türlü hakareti, saygısızlığı ve terbiyesizliği yazarak yayınlamak.

Ne büyük yaratıcılık, ne dahiyane bir buluş ama değil mi?

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89