• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -1 °C

'Çocuklar', Mücahidler ve Vicdan

Hamid Omeri

İnsan özgür iradesiyle bir siyasi yapının, hareketin veya örgütün üyesi ve sempatizanı olabilir. Aynı şekilde aynı harekete yine özgür iradesiyle karşı olanlar da olabilir. Bahse konu sivil veya siyasi hareket yaptıklarından dolayı eleştirilebilir de. Dikkat edilmesi gereken temel husus şudur. İnsanlar kendi düşünce ve duygularıyla, birileri onları yönlendirmeden fikirlerini ifade edebilmelidirler. Bir hareketin yaptıklarını hiçbir analize gerek duymadan her hâlükârda iyi ve doğru kabul etmek nasıl hatalıysa söz konusu harekete karşı olunduğu için her yaptığını da peşinen kötü ve çirkin bulmak da hatalıdır.

Son günlerde PKK saflarına katılan ya da kaçırıldığı iddia edilen gençler temel gündem maddesi. Kaçırıldığı iddia edilenlerin aileleri Diyarbakır’da seslerini duyurmaya çalıştı ve bu gelişme siyasi gündemi değiştirmek için fırsat kollayan ve bir bakıma rahatlamak isteyen Ankara’nın da dikkatini çekti. En yükse perdeden konu gündeme taşındı ve görev verilircesine konu ilgili adreslere paslandı. İki hafta boyunca sessiz kalan BDP ve HDP yetkililerinin Başbakan Erdoğan konuştuktan sonra devreye girmiş olması ya da “devreye girme”nin kamuoyuna bu şekilde yansımış olması düşündürücüdür. Bu bir bakıma demokratikleşme konusunda kendi kararlarını vermede aciz kalan Türkiye’nin Avrupa Birliği istediği için adım atmasına benziyor. Bu manada ilgili adreslerin Erdoğan konuşmayana kadar ses çıkarmaması, adım atmaması ciddi bir eksikliktir.

Öte yandan “çocuk” meselesi önemli bir meseledir ve kesinlikle araştırılmalıdır. Eğer sahiden bir kaçırma ya da kaçırılma söz konusu ise durumun vahameti büyür. Fakat eğer bahse konu kişiler kendi özgür iradeleriyle PKK kadrolarına katılma kararı vermişlerse değerlendirmeleri farklı yapmak mümkündür. PKK’ye dair düşüncelerim öteden beri bellidir yineleme gereği hissetmiyorum. Nasıl devletin Kürde dair olan kozmik odalarının açılmasını talep ediyorsam PKK’nin o özel arşivi ve odasının da açılmasını istiyorum. Kurdistan dağlarında savaşarak ölenlerin de “hain, işbirlikçi” denilerek infaz edilmelerin de hesabının oluşturulacak bağımsız komisyonlara verilmesini elbette istiyorum. Ama bu düşüncelerim PKK’ye dair değerlendirme yaparken vicdanlı olmama engel olamaz; olmamalıdır.

 “Çocuk”lar böylesi bir özgür iradeye sahip değillerdir düşüncesi sosyoloji ve reel politik çerçevesinde tartışmaya açıktır. Zira hayatın acımasız gerçekliği düşünüldüğünde bu yaklaşım bir iyi niyet gösterisi olmanın ötesine geçememektedir. Genç yaştaki insanların neden böylesi bir yönelim gösterdiği üzerinde düşünmek ve bu sebepleri ortadan kaldırmak yerine “kaçırıyorlar” demek ne kadar sağlıklı ve fayda sağlayıcıdır iyi tahlil etmek lazım.

Hikayelerimiz özel olmaları hasebiyle çarpıcıdırlar. Misal; 80’lerin sonunda en yakınlarınızın askerler tarafından yerlerde sürüklenmesine, bağırmasınlar ve sesleri çıkmasın diye ağızlarına naylon poşetler konarak işkencelere tabi tutulmalarına kendi gözlerinizle şahid olduğunuzda aniden büyüme ihtimaliniz çok yüksektir. Komutan panzeri ve topu evin karşısına dikip ya gidersin ya da yakarım dediğinde elinize hiçbir zaman geçmeyen ama hayalinizdeki, düşünüzdeki o oyuncakların düşüp kırılma ihtimali çok yüksektir. Kurdsitanlı çocukların bir sabaha uyanır gibi babası ve annesiyle yaşıt olma ihtimali çok yüksektir.

Buradan bakınca Kurdistan’da çocuk olmak İstanbul’da ya da Paris’te çocuk olmaya benzemiyor. Çünkü Kurdsitanlı çocuğun hikayesi ve oyun sahası biraz başkadır. Kurdistan’da çocuk olmak Enfal’in ne olduğunu bilmek demektir. Kurdistan’da “çocuk” olmak Mela Mustafa Barzani’nin yanında tüfengi yere değen çocuk yaştaki Serok Mes’ud Barzani duruşudur da bir bakıma.

Adil, ahlaklı ve vicdanlı olmak yere ve zamana göre değişmemelidir. Karşı olduğumuz bir siyasi yapıyı salt karşı olduğumuz için değil gerçekten hata yaptığı için eleştirmeliyiz. Yeri geldiğinde bize yakın düşüncede oldukları için “küçük mücahidlerimiz” diye şişire şişire göklere çıkarılan kurtuluş mücadelecileri ama yeri geldiğinde “çocuk”lar! Afganistan, Filistin ve Keşmir’dekiler için “Küçük Mücahidlerimiz” deyip iş Kurdistan’a gelince “Kaçırılan çocuklar” demek ciddi bir ahlaki problemle karşı karşıya olduğumuzu gösterir.

Çocukların savaş alanlarında olması, savaştırılmasına kesin bir dille karşı çıkarken aslolanın bunu dillendirip birilerine haksızca saldırmak yerine savaşın gereklerini, gerekçelerini ortadan kaldırmak için atılacak adımlar olduğunu belirtmek isterim. Kimse bu konuda üzerine düşenleri yapmadan işin kolayına kaçmamalı ve Kurdistan adına Kurdistanlıları terbiye etmeye kalkmamalı.

Not: Selahattin Demirtaş’ın arenalara dönmesi hayırlı olmuştur. Bu mes’eleyi, ciddi sorunlara sebebiyet vermeden sonuçlandırmasını temenni ediyorum.

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89