• BIST 82.779
  • Altın 146,779
  • Dolar 3,7701
  • Euro 4,0274
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 0 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -4 °C

Çivisi çıkmış Türkiye!

Reyhan Yalçındağ

Tüm bu yaşananlar, aylardan beri ortalığa saçılan ses kayıtları ve görüntüler, kişiye ve "iktidarın ihtiyacına" göre bir gecede çıkartılan antidemokratik sansür yasaları ve diğer yasalar… Sanırsınız ki bu ülke halklarının sabrı sınanmakta. Ortada haksız ve ahlaksız biçimde gün gün katlanarak büyüyen bir çıkarlar silsilesi; ve gün geçtikte büyüdüğü için de paydaşların iştahını ve ahlakını zorlayan kocaman bir pasta! Bütün hikaye, iktidarı "tek" başına ele geçirmekle ve oradan "beslenmekle" açıklanabilecek kadar net. Lakin, atlanmaması gereken bir şey var: Türkiye’de devlet ve sistem partileri bu yaklaşımda olduğu sürece A gitmiş B gelmiş; B gitmiş C gelmiş; değişen hiçbirşey olmayacak!

Son yüzyıla bir bakalım! Özellikle de savaşın yarattığı akıl almaz bir aymazlıkla, kirli savaş ödenekleri, bütçeden sağlığa, eğitime, çocuğa ayrılacak payların silaha ve savaşa aktarılmasından tutalım; devlet için ayan beyan çıkar çetelerinin, cinayet şebekelerinin bu ülkeye neler kaybettirdiği hala hafızalarda. Susurluk’ta patlayan irin, denizde sadece minicik bir dalgaydı. Bu ülke, CHP’sini de, ANAP’lı MHP’li koalisyon hükümetlerini de ve son on yılda da AKP otokrasisini de gördü.

Yolsuzluk deseniz, hepsinin ortak yanı. İnsan haklarıymış; hak getire! Hepsinin zamanında kadınlar sokak ortasında da öldü, evde de! Çocuklar, asker ya da polis mermileriyle tüm partiler zamanında toprağa düştü. En korkunç savaş suçları işlendi; Roboskî de AKP iktidarında yaşandı. Savaş tezkereleri için eli çabuk olan parlamento, konu, sosyal güvenliğe, insanca yaşama yetecek asgari ücrete, ekonomik kalkınmaya gelince bütçelerini, savaşa ayırmaya devam etti. Bu ülkede bugün çocuklar hala çöplüklerden besleniyorsa, hala yıl ortasında okullarını bırakıp anneleriyle-babalarıyla beraber kamyon kasalarına doldurulup mevsimlik tarım işçiliğine zorlanıyorsa, öğrenci yurtlarında "hocalar" tarafından tecavüze uğruyorsa, sağlık hizmetinden yararlandırılmadığı için ihmalden ölüyor ve cesedi bir insan boyu karda babasının sırtında taşınıyorsa, Gezi’de beynine isabet eden gaz fişeği yüzünden 16 Haziran'dan beri 14 yaşındaki Berkin uyuyorsa, ve siz hala utanmıyorsanız bu ülkenin paraleli- paralel olmayanı; derini derin olmayanı Devlet’i, insanlıktan zerre nasibinizi almamışsınız demektir.

Minicik buz kesmiş elleriyle ayakkabılarınızı boyuyorsa çocuklar ve siz ayakkabı kutularında saklıyorsanız milyarlarca doları; insanlığın bittiği noktadayız demektir. Kendi çocuklarınızı Amerika’da, Londra’da okuturken, 13-15-16 yaşındaki kız çocukları "anne" oluyorsa, sizde vicdanın tek bir kırıntısı kalmamış demektir. Daha dün, AİHM, 12 yaşındaki Uğur’la babasının 21 Kasım 2004’de kasıtlı olarak polis tarafından öldürüldüğüne hükmetti. Peki Uğur ve diğerleri kimin zamanında katledildi ve de failler hangi mahkemelerce beraat ettirildi?

…Herkes, yasadışı biçimde dinleniyormuş! İyi de, son 5 yıldır binlerce Kürt, sırf bu yasa ve hukukdışı dinlenmeler, yanlış çeviriler, eklemeler, çıkartmalar yüzünden cezaevinde değil mi? Özel Yetkili Mahkemeler, iktidar sahiplerine ve oğullarına dokununca mı eşitlik ilkesini hatırladınız? 20 yıldır işkence altında imzalanan 3-5 belgeden dolayı müebbet hapse mahkum olduğu için binlerce Kürt cezaevinde değil mi? Aynı cezaları, ÖYM’lerin bir önceki hali olan DGM’ler vermedi mi? Son günlerini geçirdikleri doktor raporlarıyla ayan beyan ortada olan hasta mahkumların, sırf "huzurlu veda hakkı" istemelerine bile kör ve sağırsınız. Hukuk ve yargı, hepinizin elinde canınızın istediği şekle ve renge bürünen oyun hamurlarına dönmüş durumda.

Bu sonunda ışık zerreciği bile görünmeyen karanlık tünelden çıkabilmenizin tek bir yolu var: devleti gerçekten tüm hukuk dışı çetelerden, derininden, paralelinden temizlemek ve hesap verebilir olmak, tek bir kuruşa tenezzül etmemek; o hiç ağzınızdan düşürmediğiniz "yetim hakkı yememek", gerçekten demokrat olmak (kendine değil!)! Bunu yapmaya zihniyetiniz, yüreğiniz, istenciniz var mı, onu da zaman gösterecek!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89