• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • İstanbul 24 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 22 °C
  • Berlin 16 °C

CHP’de ulusalcı patoloji: 1930 - 2013

Hadi Uluengin

YETMİŞ dokuz yıl öncesinden bir alıntıyla başlayacağım. Virgülüne dokunmuyorum.

“Bereket versin ki en büyük imha vasıtaları ve en ezici hadiselerle bile bozulması mümkün olmayan tek şey, Türk kanı, bütün bu gürültüler içinde temiz kalmıştı.

(...) ve bütün bu kül yığınlarının arasından Garp Türklerinin şereflerini yükselten ve cihanın gözlerini kamaştıran Türk İnkılâbı’nın şaşalı güneşi doğdu.”

Oldu olacak bir ikincisini daha aktarayım.

“Benim fikrim ve kanaatim şudur ki, memleketin kendisi Türk’tür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında tek hakkı vardır: O da hizmetçi olmaktır, köle olmaktır.”

Buyurun cenaze namazına!

***

YUKARIDAKİ ilk alıntı hem sabık Başbakan, hem de Cumhuriyet Halk Fırkası Umumi Kâtibi Recep Peker’e aittir. 1934 yılında verdiği İnkılâp Dersleri’nde yer alır.

İkincisi ise yine CHP’li Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’un ifadesidir.

Ödemiş’te yaptığı Eylül 1930 konuşmasının zabıtlarına geçmiştir.

***

HÂLEN 2013 yılında yaşıyoruz. Oysa önceki gün, aynı altı oklu kurum bünyesindeki ulusalcı milletvekilleri şu ifadelere de yer veren bir “ihbarname - ihtarname” yayınladılar:

“Etnisite temelli olmayan bir yurttaşlık tanımı
önerilerek Türk Milleti ve Türk Vatandaşlığı kavramının Anayasa’dan çıkarılması öngörülmektedir.

Bu, yurttaşların eşitliği yerine etnik yapıların eşitliğini öngörmek demektir.”

Tekrar cenaze namazına buyurun!

***

MALÛM, ulusalcı kanat bu ihtarnameyi bazı “yenilikçi” CHP’lilerin de “Barış İçin Demokrasi” başlıklı çok önemli bildiriyi imzalamış olmasına tepki olarak “tebliğ etti” (!)

Gözdağı vererek onları susturmak ve kendi “savaş cephelerine” çekemeseler bile hiç olmazsa şantaj tehdidiyle parti içinde nötralize etmek hedefi güdüyorlar.

Her halükârda da seksen üç yıl önceki Mahmut Esat Bozkurt’un ve yetmiş dokuz yıl önceki Recep Peker’in mirasçıları oldukları konusunda şüpheye mahal bırakmıyorlar.

Tamam tamam, artık fazla ayıp kaçacağı için “bozulmayan Türk kanı” ve “öz Türk olmayanın tek hakkı hizmetçilik ve köleliktir” ifadelerini tekrarlamaya cesaret edemediler.

Fakat “etnik yapıların eşitliği” ilkesini reddederek hem dillerinin altındaki baklayı çıkarttılar; hem de “yurttaş”, “ulus”, “etnisite” kavramlarına ilişkin derin cehaletlerinden ve komik tahrifatlarından ötürü kendileri farkında olmadan foyalarını yine ortaya koydular.

***

EVET, bin defa evet, tabii ki “etnisite temelli olmayan bir yurttaşlık tanımı” ya!

Tabii ki “etnik yapıların eşitliği” ya!

Bundan daha normal, daha tabii, daha dürüst, daha adil ne düşünülebilir?

Çünkü “yurttaş eşitliği” denen şey zaten “etnik yapı eşitliği”dir! Ta kendisidir!

Vatandaşlık sözleşmeleri kavmî çağrışım yapmaz. Mevcutlara da eşit mesafede durur.

Dolayısıyla, Kürt, Çerkes, Ermeni, Çingene, Yahudi, Pomak vs. etnisitelerinin eşitliğini inkâr anlamına gelen biçimde, hepsini illâ Türk tanımında birleştiremezsiniz.

Aksi takdirde, George Orwell’in totalitarizmi karikatürize ettiği Hayvanlar Çiftliği romanındaki gibi “her hayvan eşittir, ama domuzlar daha eşittir” garabeti ortaya çıkar.

Yahut da dobra dobra itiraf etmekten utansanız bile yayınladığınız “ihtarname”nin satır aralarında hâlâ 1934 Recep Peker’i gibi “temiz Türk kanı”na sarılırsınız.

Hâlâ 1930’un Mahmut Esat’ı gibi “öz Türk olmayanlara kölelik” öngörürsünüz.

Oysa 2013 yılında yaşıyoruz ki, ulusalcı araz gerçekten patolojik vaka oluşturuyor!

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89