• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin -5 °C

CHP silah bırakacak mı

Demiray Oral

Enteresan günlerden geçiyoruz.

Bir yandan hiç beklenmedik isimler mazeret dilekçesi verip, barış hususunda homurdanıyor her gün.

Diğer yandan müzakere sürecinin tarafları, tabanlarını olup biteceklere hazırlamak için giderek daha fazla efor sarf ediyor.

Bu manada Başbakan Erdoğan gayet sıkı bir iletişim stratejisi izliyor.

Her vesileyle gittiği her yerde, katıldığı her organizasyonda kadınları sendikacıları, çalışanları, parti grubundakileri ikna etmeye uğraşıyor.

Ve belli ki bu stratejiyi ivme kazandırarak devam ettirecek.

Ancak Erdoğan’ın kendisinden başka kimsenin bu mevzuda iletişimde bulunmasına tahammülü yok.

İşi iletişim olan basın dâhil.

Ondan duymadığımız her şeyin dedikodu, spekülasyon ve yalan olduğunu ilan etmiş vaziyette.

AKP’li milletvekilleri, bakanlar, partililer zaten tembihli, hepsi bir-iki-üç tıp deyip susmuş durumda.

Ancak bu yetmiyor.

Hepimiz, Erdoğan’ın başhemşire kıvamında işaret parmağını dudaklarının üstüne götürüp “Susss” dediği bir fotoğrafı duvarımıza asıp, güne ona bakarak başlasak iyi olacak.

Yoksa Başbakan’ın hiddetini bir gün herkes tadacak.

Masanın diğer yanındaki Öcalan’ın ise koşulları malum.

Onun yerine aslında BDP’nin aynı işlevi görmesi gerekiyor.

Ama onlar şimdiye kadar “gölge etme başka ihsan istemem senden” dedirtecek bir performans sergilediler.

Dolayısıyla Kandil’de BDP’lilerle yaptığı toplantıda söylediklerini baştan sona okuyunca, kendi örgütünü ve tabanını ikna konusunda başrol için adayım Murat Karayılan oldu.

Karayılan, evet her telden çalıyordu konuşmasında, her türlü alıcının istediği yere çekecek malzeme sunuyordu.

Ama sözlerinin bütününe hâkim olan çaba, bu seferki çözüm sürecinin öncekilerden nasıl farklı olduğunu anlatmaktı.

“Herkesin kazandığı, hiç kimsenin kaybetmediği, herkes açısından ‘kazan kazan’ formülünün sözkonusu olduğu bir çerçeve eksen alınıyor”
diyordu.

Barış yolunda çıkarılan engeller konusunda Erdoğan’a katıldığını çünkü kendi önlerine de benzer engeller çıkarıldığını söylüyordu.

Nihayet, her iki tarafın da kararlı duruşuyla bunların aşılabileceğini vurguluyordu.

Bu enteresan günlerin en ironik yanı da yine Karayılan’ın konuşmasında ortaya çıktı.

Ben o satırları okuduğumda direkt olarak başlığı attım: “Karayılan’dan CHP’ye silah bırak çağrısı.”

Karayılan’ın CHP ve MHP’ye yönelik sözlerini şimdi hep birlikte okuyalım: “Siz savaşmak mı istiyorsunuz? Ee savaşırsanız biz de 50 yıl daha savaşabiliriz. Bir arada yaşanacaksa bunun çözüm formülünü bir biçimde bulmak gerekiyor.”

Vaziyeti idrak ediyoruz değil mi?

30 küsur senedir elinde silah dağda yaşayan, gerilla komutanı Karayılan memleketin sivil siyasetçilerine, “Derdiniz ne kardeşim, hâlâ savaşmak mı istiyorsunuz” diye soruyor.

MHP zaten ümitsiz vaka...

Dolayısıyla geriye Karayılan’ın “Savaşma barış” dediği CHP kalıyor.

Bugüne kadar mümkün mertebe “susarak” barış sürecine CHP için küçük ama memleket için hatırı sayılır katkı veren Kılıçdaroğlu ise birden hareketlendi.

Sanki birileri dürtmüş gibi Çankaya Köşkü’nden randevu istedi.

Cumhurbaşkanı Gül bunun üzerine Kılıçdaroğlu’na “ivedi” olarak randevu verdi.

Köşk’ten çıkışta Kılıçdaroğlu öyle bir laf etti ki, iki gündür memleketin tüm İrfanlarını kıllandırdı.

CHP liderinin cümlesi şöyleydi: “Türkiye Cumhuriyeti’nin binlerce yıllık birikimle zenginleşmiş aklı ve milletin derin irfanını acilen devreye sokmak mecburiyetindeyiz.”

Peki, ne demekti bu?

Malum olduğu üzere “irfan” doğu toplumlarının alâmetifarikası olan bir kavram.

Kılıçdaroğlu da burada “sezgi” manasında kullanıyor “irfan” sözcüğünü.

Bir tercüme teşebbüsünde bulunursak, devletin aklı ve milletin derin sezgisini acilen devreye sokma mecburiyetinden söz ediyor.

Nedir o devlet aklı, nedir o milletin derin irfanı diye bana soruyorsanız eğer, bugün geldiğimiz noktadır cevabı.

Onun yerine bence hepimiz CHP liderine “Siz hâlâ savaşmak mı istiyorsunuz” diye soralım.

Mümkünse de içinde çok çektiğimiz “devlet aklı” ve “milletin derin irfanı” geçmeyen bir cevap rica edelim.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89