• BIST 89.879
  • Altın 145,062
  • Dolar 3,6242
  • Euro 3,9031
  • İstanbul 8 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 14 °C
  • Berlin 4 °C

CHP çözüme omuz verebilir, vermelidir

Şahin Alpay

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir süredir, Kürt sorununu ancak CHP'nin çözebileceğini söylüyordu. Partisinin 15 Mayıs'ta yapılan grup toplantısında sorunun "40 yıldır" çözülemeyişinin sorumlusunun siyasiler olduğu üzerinde durdu; "Erdoğan, bu sorunu çözemez. Çözüm adresi CHP'dir... Toplumsal uzlaşma ile çözülür..." dedi.

Ne kastettiği 1 Haziran'da anlaşıldı. CHP'nin iki genel başkan yardımcısı, TBMM Başkanı'nı ziyaret ederek, Kürt sorununun çözümü için on maddelik bir öneri paketi ilettiler. Öneri, dört partinin TBMM'de bir "toplumsal mutabakat komisyonu", TBMM dışında da bir "akil insanlar grubu" kurmalarını öngörüyordu, ama sorunun konuşulması dışında herhangi bir somut önlem içermiyordu. Kılıçdaroğlu, ertesi gün yaptığı konuşmada şöyle diyordu: "Yeni CHP demokrasiyi, özgürlüğü savunan partidir. Mazlumların yanında olan, ezilenlerin yanında olan parti, ülkede düzeni değiştirmek için yola çıkan partidir." 

Kılıçdaroğlu'nun Kürt sorunu için bir araya gelme önerisini, AKP ve BDP olumlu karşıladı; MHP ise "Kürt sorunu yoktur" diyerek kapıyı kapattı. Başbakan Erdoğan ile Kılıçdaroğlu, 6 Haziran'da buluşup bir saat konuştular. Toplantı sonrasında AKP sözcüleri, dört partiyi bir araya getirmek mümkün olmasa da, CHP ile birlikte çalışabileceklerini açıkladı. Kılıçdaroğlu da çözüm için umutlandığını söylüyordu.

 

Derken, 2009'da başlatılan "Demokratik Açılım"ın sorumlusu, Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, müphem ifadelerle, hükümetin "çoğulcu yapıyı daha iyi nasıl kurarız anlamında, demokratikleşme ve insan hakları alanında... vatandaşlarımızın anadillerini öğrenmeleri yönünde yeni neler olabilir..." yönünde çalışmalar yürüttüğünü; "Kuzey Irak'ta silah bırakmaya, teslim olmaya kadar giden görüşmeler..." yapıldığını; ABD'nin "sürecin başından beri işin içinde olduğunu"; Başbakan'la Kılıçdaroğlu'nun görüşmesinden "fayda beklediklerini" açıkladı (8 Haziran). 

Gelinen noktada yeniden hatırlatılması gereken hususların başlıcalarını şöyle sıralayabilirim: 1) Kürt sorunu, özünde, Kemalist devletin Türkiye'de Kürtlerin de var olduğunu inkâr ve Türk kimliği içinde asimilasyonu politikalarından kaynaklanmıştır. Evet, inkâr bitti, ama asimilasyon sürüyor. Kürt kimliğinin özgürce yaşanmasını engelleyen bütün yasa ve uygulamalar ortadan kalkmadıkça, Kürt sorunu bitmez. 2) AKP'ye oy verenler dâhil bütün Kürtlerin ortak ve asgari talepleri, yeni anayasada herhangi bir etnik kimliğe atıfta bulunulmaması, anadilde öğrenim hakkının tanınması ve Avrupa Konseyi Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın kabul edilmesi. Bu talepler yerine gelmeden sorun bitmez. 

3) Kürt sorununun bir ürünü olan PKK sorunu, topla, tüfekle, ABD'den satın alınacak silahla donatılmış insansız hava araçları ile, yani militarist yöntemlerle, yani PKK'lıları öldürerek çözülemez. Iraklı Kürtlerin ve Amerikalı müttefiklerin yardımıyla da olsa, başta İmralı'daki Abdullah Öcalan ve Kandil'deki Murat Karayılan olmak üzere PKK liderleriyle silahların susması ve bırakılmasının şartları üzerinde görüşmek ve anlaşmak gerekir. 4) Silahların ebediyen susmasının vazgeçilmez şartı, şiddeti tümüyle dışlamak koşuluyla, bütün Kürt partilerine, bu arada PKK'ya siyaset yapma kapısının açılmasıdır. Bunun için PKK militanlarına kapsamlı af çıkarılmalıdır. 

Kılıçdaroğlu haklı, Kürt sorunu AKP'nin ya da herhangi bir partinin tek başına çözebileceği bir sorun değil; çözüme CHP'nin ve BDP'nin de omuz vermeleri gerekir. CHP eğer gerçekten "Yeni CHP" olabilirse, reformlara köstek olacağına destek olursa, üç partinin çözüm için birleşmelerinin yolunu açabilir. Böylelikle Cumhuriyet'in kuruluşundan bu yana büyük acılara neden olan sorunun çözümü mümkün olabilir. Böylelikle Kurtuluş Savaşı'nda zaferi getiren Türk-Kürt güçbirliği yeniden hayata geçer... Türkiye, bütün Kürtlerin saygı gördüğü bir devlet haline gelir... Bu takdirde giderek güçlenecek demokrasisi ve ekonomisiyle gerçek anlamda esin kaynağı bir ülke olur.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89