• BIST 104.918
  • Altın 147,092
  • Dolar 3,4930
  • Euro 4,1820
  • İstanbul 22 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 21 °C
  • Berlin 8 °C

Ceylan’ın fazlası, bizim eksiğimiz...

Cihan Aktaş

Orda bir Münevver daha en köylü dizilerde

En kentli yapımcıların çektiği çektirdiği

En acıklı en acı ve en hanım ağalı

Bir Ermeni konağında alabildiğine Kürt...

Mehmet Aycı’nın Münevver şiirinden.

Fayrap, sayı 17.

Birinin cesedinin parçalarını bir paçavra toplayıcısı buldu çöp kutusunda ve o ânın ağırlığına dayanamadığı için, yaşadıklarını unutma umuduyla İstanbul’u terk etti. Diğerinin bedeninin paramparça olduğunu ilk bilen kişilerden biri, ortalığa saçılan parçalarını eteğine toplayan annesi oldu.

Nasıl da yürek parçalayan bir sahnedir bu! Anne, evladının parçalarını eteğine topluyor.

Münevver ve Ceylan, birisi parçalara ayrılmış ve diğeri de parçalanarak dağılmış bedeniyle ve varlıkları kan sızdırmaya devam ederken gömüldüler mezarlarına.

Çocuklara güven duygusu kazandırmayan arazilere özgü bakışıyla Ceylan, mezraya dağılmış parçalarının hiç de toplanmış sayılamayacağını bildirmeyi sürdürüyor bize. Eski bir vesikalık fotoğrafa hâkim olan bakışlar, her türlü felaket haberine hazırlatılmış bir çocuk bilincini de yansıtıyor.

Hangi suçtan dolayı öldüğünü anlamaktan uzak olmaya devam edeceğini gösteriyor o çocuk bakışı, muhtemel felaket haberlerine yarım yamalak bilgilerle hazırlanmış da olsa. O haber şimdi geldi, yarın gelecek, ama asla beklenildiği kadarıyla sınırlı olmayarak... Temkinli ve tedbirli olmaya dönük dikkati birarada yansıtan bakışlarıyla hazırlanıyor geleceğe küçük kız, o geleceğin hiç de uzun sürmeyeceğini bilmeksizin. Hangi yabancı nesneye elini süreceğini, hangisine sürmeyeceğini öğrenmemiş olabilir mi, yabancı cisimlerin patlama seslerine aşina bir arazide yaşarken...

Geleceğin ona kısa vadede sunacağı lezzet, bir tabak makarna olacaktı. “Bana makarna yap, döndüğümde yiyeyim”, demiş annesine.

12 yaşındaki Ceylan henüz büyüyor, bedeninde meydana gelen değişimleri de herhalde bir şaşkınlık duygusuyla izlerken, ruhsal açıdan da olgunlaşıyordu. Nasıl bir genç kız olacaktı, onaltı yaşına bastığında, onsekiz yaşın eşiğini aştığında... Bir geleceğe sahip olmasını engelleyen bir patlamanın ardından dağıldı oyun oynadığı, sürü otlattığı topraklara bedeni.

Kimin umurunda olurdu Ceylan?”, Özlem Yağız da bunu soruyordu, Hertaraf’ta yayımlanan “Evet Susacağız” başlıklı yazısında ve Münevver’e getiriyordu sözü: “Biz yaklaşık bir yıldır basını ile, milleti ile zengin şımarık bir katilin öldürdüğü kızın cinayetini çekirdek çitlercesine izleyip lanetler yağdırarak vicdanımızı aklamadık mı?

Ahmet Altan yazısına konu etmeseydi, Ceylan’ın ölümüyle ilgili haberler medyada ne kadar yer bulurdu, buna bile emin olamıyoruz şimdi.

Bir bedenin nasıl bir parçalanma yaşaması gerekiyor ki yaşanan fecaat toplumsal bir sorgulamaya yol açabilsin...

Bir bedeni parçalara ayıracak ölçüde nesneleştiren soğuk, mekanik bakış değil midir burada asıl sorgulanması gereken...

Her insan kazayla bir cinayet işleyebilir. Fakat her insan işlediği cinayetin ardından kurbanının cesedini parçalara ayırmayı düşünmez, düşünemez. Münevver’i parçalara ayıran, ona zaten kendi bütünlüğü içinde bir insan olarak bakmayı öğrenememiş bir zihnin bakışıdır.

Farklılığı kendine ait kılarken azaltan ve eksilten bakışın, onu apayrı bir varlık, bir insan olarak görememesinin eseri; parçalanan bedenler. Ataerkil, eril, militer ve feodal zihin, bedenini parçalara ayırdığı kişiyi “aynılık” mantığıyla, kendinden dolayımlı bilme iddiasına sahip. Öyle ya, onu uyardı hata yapmaması için kırk defa, değil mi... Ama o yasaklı bir söze dokundu, değmemesi gereken bir nesneye değdirdi elini.

Münevver’in parçalanmış bedenine büyük bir iştiyakla işaret etmeyi sürdüren medya, Ceylan’ın bedenini parçalayan patlamanın seslerini duymaya ne kadar açık...

Ceylan’ın ailesi en az Münevver’inki kadar hak ediyor adaletin sesiyle gelen bir teselliyi. Kızlarının ölümünün nereye kadar kaza olduğunu bilmek onların hakkı. Kızları bir kazada öldü diyelim. Öyleyse, o kaza sebebinin çocukların ve hayvanların dolaştığı mezrada işi ne?

Medyanın katile ya da sebebe yönelik işareti, Münevver’in çöp kutularına dağılmış bedenini toparladı; katili yargılanmayı bekliyor. Özlem’in ifade ettiği gibi, seyirciye özgü o merakın niteliğiydi ki katilin teslim olduğu süreci başlattı. Ceylan için bilinemezler varlığını koruyor. Sıradan seyirci, kendi hayatının bütünlüğü adına onun parçalanmış bedenine ilişkin soruları bir yere kadar yaklaştıracak yanına. Ceylan’ın bedeni ise, ölümünün sebebi anlaşılmadıkça ve bu ölümden sorumlu olanlar yargılanmadıkça, Paşaçiya mezrasında darmadağınık durumda toplanmayı bekleyecek. Ceylan’ın fazlası, bizim eksiğimiz olacak. Eteklerimize topladıkça bitiremeyeceğiz topladığımız parçaları, ayaklarımız ağırlaşacak, dizlerimiz mecalini yitirecek, yine de eksik parçaları aramayı sürdüreceğiz...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89