• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin 4 °C

Çeteler her dem el üstünde

Yıldırım Türker

Ergenekon davası süredursun, Korkut Eken de şahsi ordusuyla ortalıkta racon kesip insanlara tehditler savuruyor. 

Cumartesi İnsanları 2 Mayıs günü Mehmet Ağar’ın kapısındaydı. Ellerinde “Ağar, kayıplarımız nerede?” yazılı pankartlarla Ağar için özel olarak tefriş edilmiş Aydın Yenipazar K1 Tipi Cezaevi’nin kapısında basın açıklaması yaptılar. AKP’den Ağar’a yapılan özel muamelenin hesabını sordular.

Ama elbette bu, öyle kolay olmadı. Grup cezaevine ulaşamadan polis barikatıyla karşılaştı, cezaevinin önüne yaklaşmalarına izin verilmedi. Gözaltında kaybedilen Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız haykırıyor, oğlunun kemiklerini istiyor ve bulana kadar da Ağar’ın kâbusu olacağına yemin ediyordu. Bütün kayıp yakınları, kayıplarının müsebbibi olanların cezasız kalmasından şikâyetçiydi. İHD’den Necla Şengül, “Adalet Bakanlığı’na iletilen cezaevi şikâyetlerini bildirdikleri halde hiçbir ilerleme kaydedilmediğini, buna rağmen ‘devlet adına bin operasyon yapan’ Ağar’ın en iyi koşullarda tutulduğunu” söylüyordu.

Iğdır Milletvekili Pervin Buldan da yaptığı konuşmada, 1994’te öldürülen eşi Savaş Buldan da dahil gözaltında kayıplar ve faili meçhullerden Ağar’ın sorumlu olduğunu vurguladığı konuşmasında Ağar’a şöyle sesleniyordu: “Sen bizi iyi tanırsın, biz de seni tanırız. Sen unutmazsın Savaş’ları, Ahmet’leri, Rıdvan’ları, Ali’leri, Düzgün’leri. Biz de unutturmayacağız seni. Ama sen cezanı çekene kadar senin kâbusun olacağız ve olmaya devam edeceğiz.”

Gururlu çeteci Türkler elbette sessiz kalmayacaktı. Eylem sonrası şehir merkezine giden Cumartesi İnsanları’nın yolunu kesen bir grup “Ağar gururumuz” diye slogan atıyordu. Cezaevinin önünde İstiklal Marşı’nı söyledikten sonra dağıldılar. İçlerinden bazıları Cumartesi İnsanları’nın otobüsünü motosikletle bir süre takip etti. Polis, evet doğru tahmin ettiniz, Ağar’la gurur duyan gruba hiçbir müdahalede bulunmadı.

Bir zamanlar kendi hapse düştüğünde yanı başında olan, canla başla kendini savunan Ağar’a olan vefa borcunu cümle Türk âlemi önünde ödemekte olan Özel Harekâtçı Korkut Eken de eylemi uzaktan izlediğini söylüyor ve Buldan’a karşılık veriyordu: “Diğer milletvekili ve etrafındakiler de bizi çok iyi tanırlar, asıl kâbus biz oluruz.”

Korkut Eken, mahpus yoldaşı gibi bu memleketin, özellikle de Kürt insanının en büyük kâbuslarından biri olmuşluğun verdiği gururu saklayacak değil ya. Nasılsa Aydın Emniyeti de milli güçlerin yanında. 

Korku duvarı

Evet, onca yüzleşmenin arasında kendilerine zoraki dokunulurmuş gibi yapılmış sır küpleri var hâlâ. Devrimci AKP hükümeti tarafından el üstünde tutulduklarını da biliyoruz. Ama katiller ve hamilerinin bilmediği bir şey var. İşte Cumartesi eyleminin 35. haftasında İHD Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon adına açıklama yapan Hasan Ocak’ın kardeşi Aysel Ocak’ın söyledikleri: “Yenipazar’da bizi ellerinde Türk bayrakları, sırtlarında cilalanmış kalın sopaları, gömleklerinin içine doldurulmuş taşları ve ağızlarında galiz küfürleri ve kurt işaretleriyle faşist gruplar karşıladı.

Grubun içinde Mehmet Ağar’ın korumalarının da olduğunu öğrendik. Eylemin Aydın Emniyeti’nin onayı ve kontrolü altında oluşu, Korkut Eken’in ‘Ben de oradaydım’ diyerek aileleri ve insan hakları savunucularını tehdit etmesi, bu karşılama eyleminin göz korkutmaya ve yıldırmaya yönelik organize bir hareket olduğunun açık göstergesidir”. Aysel Ocak, Cumartesi İnsanları adına Eken’e de şu yanıtı verdi. “Bütün gururlu katillerin bir yere not etmelerinde yarar var: Emniyet güçleri, kontrgerilla eskileri ve onların maşaları bilsinler ki evlatları, eşleri, kardeşleri kaybedilenlerin korkma duygusu da kaybolur. Bizi devletin polisi, ordusu, cinayet şebekeleri, cellatları korkutamadığı için 17 yıldır buradayız. Biz korku duvarını aştık, asıl siz bizden korkun. Korkun çünkü peşinizdeyiz. Korkun çünkü yaptıklarınızın yanınıza kâr kalmasına izin vermeyeceğiz. Korkun çünkü işlediğiniz insanlık suçlarının hesabını vermek zorunda kalacaksınız.” 

Korkut bakalım

Korkut Eken’in, Susurluk çetesinin elebaşılarından biri olduğu sabit görüldüğü için ceza aldığını, bu cezaya, devletinin ‘bekası’ için her türlü karanlık çete örgütlenmesini mubah görenlerin nasıl karşı çıktığını hatırlarsınız. Çatlı, Kırcı gibi kimi namlı ülkücü katillerle kumarhane kralları, mafya babalarıyla el ele vererek silah, uyuşturucu ticareti, kara para aklama ve cinayet şebekesi olarak çalışan bu ‘Türkiye’nin gururu’ örgütlenmesinin PKK’yla mücadele etmişliği sebebiyle vicdanlarda aklanıvermesi için az çaba sarf edilmedi. Son koz olarak da biri eski Genelkurmay Başkanı olmak üzere dört emekli general ortaya çıkıp Eken’i savundular. Doğan Güreş, “Korkut Eken ne yaptıysa bilgimiz dahilinde yaptı, o hiçbir zaman verilen emirlerin dışına çıkmadı” diyordu. Böylelikle Genelkurmay’ın da çeteden haberdar olmakla kalmayıp bu oluşumu onayladığını öğrenmiş oluyorduk.

Eken, tahliye olduğu gün bordo beresini kafasına geçirdiği gibi şunları söylemişti: “Devletin bekasına yönelik her türlü tehdidi def etmek azmini hiçbir zaman yitirmedim. Vatan hainlerinin ve işbirlikçilerin bizleri pasifize etmek maksadıyla yürüttüğü iftira kampanyaları sonunda mahkûm edildim. Ancak ben sizin vicdanlarınızda hürdüm.” Daha sonra Kıbrıs’tan PKK’ya kısa bir durum tahlili yapıyor, 4 DEP milletvekilinin ‘meydanlara salıverilmesine’ ateş püskürüyor, ‘AB uyum ve kültürel zenginlik saçmalığı’ndan dem vuruyor, kahraman ordusuna sahip çıkıyordu. Onca ‘faili meçhul’ cinayet, uyuşturucu ticareti, yasadışı örgütlenme bir kez daha vatanseverliğin tanımına yazılıyor, yandaşlarının yürekleri şişiyor, gözleri yaşarıyordu. Korkut Eken, devletine en ufak bir sitemde bulunmamaya dikkat gösteriyor, yattığı 2,5 yılın hesabını sormuyor. “Devlet istedi, yattık” diyor. Ama bu kahraman çetecinin en çarpıcı sözleri: “Mecburi istirahatı şerefle tamamladık.”

Şimdi o şerefle kayıp yakınlarını tehdit edebiliyor. Ne olursa olsun, hapse de girse memleketin sahiplerinden olduğunun bilinciyle.

Kayıp yakınları, mağdurlar, madunlar, mazlumlar hâlâ katillerin şerefinin gölgesinde tutuluyor. Bir yandan Ergenekon davası sürdürülüyor, öte yandan hapis çıkışı ‘2. Ergenekon’ adı verilmiş bir törenle karşılanan Eken şahsi ordusuyla ortalıkta racon kesip insanlara tehditler savuruyor.

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89