• BIST 84.208
  • Altın 147,005
  • Dolar 3,7769
  • Euro 4,0596
  • İstanbul 5 °C
  • Diyarbakır 0 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 0 °C

Cesur başbakanın icraatları

Ferda Çetin

Her halkınki gibi Kürt halkının da kutsalları var.

Bu kutsallar içinde, gerilla şehitlikleri hiç kuşkusuz en ön sırada yer alıyor.

Türk devleti, AKP Hükümeti döneminde bir ilki deniyor. Darbe dönemlerinde dahi düşünülmeyen bir politika hayata geçirilmek isteniyor.

Devletin askeri ve polisi, gerilla şehitliklerine saldırarak mezarları tahrip ediyor. Bu yıl, bu tür saldırılarda, dikkat çekici bir artış görülüyor.

Bu saldırıların ilki, 19 Ağustos 2011’de, Zap bölgesinde, iki gerilla mezarlığının bombalanması ile başladı.

26 Ağustos 2013’te Bitlis’te gerillalara ait Xerzan Şehitliği askerlerin saldırısına uğradı.

2 Eylül’de Mardin’de, Bagok Dağı’ndaki gerilla mezarları askerler tarafından tahrip edildi.

18 Eylül 2013 tarihinde ise Van İl Genel Meclisi kararıyla, bu yıkımlar resmileştirilmek istendi.

11 Üyeden oluşan meclisin 6 üyesi BDP’nin seçilmiş üyeleri, 5 üye ise atanmış daire başkanlarıydı.

Valinin başkanlığında, BDP’li üyelerin alınmadığı bir toplantıda, 5 atanmış üyenin kararı ile Van’ın Çatak İlçesindeki Şehit Ronahi Mezarlığı’nın yıkım kararı alındı.

22 Ekim 2013’te Doğubeyazıt’ta, şehir merkezindeki gerilla mezarları polislerin saldırısı ile yıkıldı.

Yüksekova Orman Mahallesi’nde 8 gerillaya ait mezarlar son iki ayda, polisler tarafından defalarca tahrip edildi.

Kürdistan halkı, hükümetin bilgisi dahilinde ve devlet görevlilerince yapılan bu açık saldırı ve aleni saygısızlığa anında tepki gösterdi. Van’da, Bitlis’te, Nusaybin’de ve Yüksekova’da gösterilen bu tepki son derece meşru ve yerindedir. Çünkü dünyanın her yerinde egemenler, ilkönce halkın maneviyatına ve kutsallarına saldırırlar. Toplumu bir arada tutan ortak değerler yok edildiğinde, toplumun örgütlenme ve direnme gücü de kırılmış olur.

AKP devleti de bu politika çerçevesinde Kürt halkının kutsallarına saldırıyor.

Halk direnince bu kez halka saldırıyor.

Bu saldırılar sonucunda, Yüksekova’da Reşit İşbilir ve Veysi İşbilir yaşamlarını yitirdiler.

"Çözüm sürecinin cesur lideri” ve onun hükümeti, halk üzerindeki devlet şiddetini, seçim çalışmalarının bir parçası haline getiriyor.

Zindanlarda boyun eğmeyip de yaptıklarını savunan tutsaklara, AKP Hükümeti her türlü işkenceyi, kötü mumaleyi yapmakla kalmıyor; ceza içinde ceza uygulamaları yapıyor, Kürdistan’daki tutsakları Türkiye’nin en uzak noktalarına sürgün ediyor. Böylece ailelerin ve avukatlarının görüşmesi fiilen engellenmiş oluyor.

Zindanlardaki ağır hastaların tedavileri engelleniyor.

Bu "cesur lider” sadece Kürt halkıyla savaşmıyor, aynı zamanda intikam politikaları geliştiriyor.

BDP’lilerin, BDP’ye oy verme potansiyeli bulunanların evleri basılıyor.

Seçimlerde BDP ile birlikte çalışma kapasitesi ve birikimi olan herkes gözaltına alınarak etkisiz kılınmak isteniyor. "Barış sürecinin cesur başbakanı”, iktidarını tehlikeli bir saldırganlık ve ciddi bir pervasızlık içinde sürdürmek istiyor.

"Cesur Başbakan ve Adamları”nın paranoyak saldırganlık hali, kendine güven ve cesaretin değil, güvensizliğin ve büyük bir korkunun sonucu oluşuyor. Kendine güvensizlik ve kaybetme korkusunun yarattığı paranoyaklık artık devlet psikolojisine dönüşüyor. Korku büyüdükçe saldırganlık da büyüyor.

AKP ve Erdoğan, Kürt yurtseverliğine karşı kötülük ve intikam politikaları geliştirirken, diğer yandan kendi "iyi Kürt”lerini çoğaltmak istiyor. İktidarı döneminde bu politikasından hiç vazgeçmedi.

AKP Hükümetinin on yıllık iktidarındaki en büyük başarısı, ne icraatlarıdır ne de propoganda edilen hayali cesaretidir. Açık bir faşizm olduğu artık şüphe götürmeyen bu rejimin, içeride ve dışarıda hala demokratik bir yönetim olarak kendisini kabul ettirebilmesidir.

Öyle olmasaydı eğer; Bu iktidar eliyle Roboskî’de 34 Kürt çocuğu öldürüldüğü halde, on bin Kürt siyasetçisi bu iktidar döneminde zindanlara attığı halde, Kürt gerilla mezarlıkları ilk kez bu hükümet döneminde saldırılara maruz kaldığı halde, bu hükümetin icraatlarına övgüler düzülür müydü?

Recep Tayyip gelmiş geçmiş "en cesur başbakan" ilan edilir miydi?

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89