• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 23 °C
  • Diyarbakır 29 °C
  • Ankara 21 °C
  • İzmir 25 °C
  • Berlin 21 °C

Cesaria Evora... O da gitti...

Güler Yıldız

Gitmiş olmak için... Bir sabaha kalkmak için uyuduğun o gece... Ani bir karar... Gitmeyi tasarlamamışken daha, henüz başındayken hayatındaki keyfin, bir sesin geceyi bölmesine izin vermen, çok anlaşılır bir kabullenme değil, ama yine de... Sen, kesilen soluğun, kısılan sesini de koyup bavula, gitmiş olmak için gittin belki de...

Bu sabah, dünyanın her dilinden senden sözedildi: Nasıl bir hayat sürdüğünden, sigara ve içkinin kalınlaştırdığı sesinden, film gibi geçmişinden, çıplak ayaklarından, uzun tırnaklarından ve senin bir aşkın sesi olmaya nasıl da yakışık durduğundan... O zaman yüreğimin sana komşu kıyısının öksüzlüğüne inandım... Ve kendi dilini herkese öğretemediysen de dinlettirdiğin için, dilini de seni de çok kıskandım.

Sonra sadece yerel dilinle değil, ayaklarını çıplak bırakarak tüm Afrikalı kadınların destekçisi oldun... „Aç insanlarla, dünyanın fakir halklarıyla dayanışma içinde olmak amacaıyla...“ Tüm derdin bu dayanışma ruhunda... Belki o nedenle şarkılarının bir adı da morna! Hüznünü damlattığın notalarını tüm dünya dinliyor Cesaria! Sahneye ilk adımını attığın ayakların sesinden daha fazla yoruldu ve yaşlandı; Afrikalı kadınlar hala yazgılarını yaşıyorlar ve sen birkaç gün önce öldün!

1941’de doğmuşsun, arkadaşların sana Çize demiş hep... Sesin çok güzelmiş, dikkat çekmişsin ama çok da etkili olamamışsın. Ama yıllar sonra senin memleketten birkaç Fransız genç, gel demişler sana, gidelim Paris’e, kaydı orada yapalım... Tamam demişsin, ne de olsa kaybedecek bir şeyin yokmuş geride... Yok muymuş, iki kız çocuk ve bir anne? Neyse... Paris’te „Yalınayaklı Diva“ olarak aldığın kayıt doğduğun topraklarda bir hit olmuştu artık. İlk konserin küçük bir topluluğa... İlk albüm 1988’de... İkinci albüm 1990’da... Yaşın 50’ye yakınken işte, bir anda dünyanın tanıdığı, bildiği, bayıldığı bir Cesaria Evora...

Şarkıların senin yaşamışlığını bize dolambaçsız anlatsınlar diye bu kadar süslülerdi, değil mi? Aşk süs ister, deniz özlemi mavilik... Peki topraklarından ayrı olmak, hangi renk yakışır özlemi anlatmaya?

Ahh Cesaria... Seni anlattığım şu saatlerde, bizim yalınayak hep sokakta olmamızı gerektiren bir üzgünlük var yakamızda...

İnsanları yaka paça topluyorlar burada; sorgusuz sualsiz alıyorlar ve dilini bir halkın Cesaria, sen ki iyi anlarsın, dilini yalnız bırakıyorlar. Gazetesi yok, tv’si yok, siyaseti yok... En kötüsü çocukları kayıp bir halkın tüm geleceğini sokaklarda sürüyerek tüketmeye çabalıyorlar...

Ve hiçbir şarkı bu durumu anlatmaya yetmiyor; hiçbir ciğer bu denli yüksek ıslık çalamıyor. Çığlıklar boşlukta ve ıssız Cesaria...

Sana bizim zamandan bir şarkı mırıldandım şimdi... Yazılarımın annesi olan Cesaria... Gittiğin yer bir ülke, adı da Morna olsun mümkünse... Ne kadar uzak bilinmez, geldiğimizde yolumuzu düşürürüz senin hüzünlü ülkene....

Şarkıların için teşekkürler, yalınayaklı diva...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89