• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 12 °C

Cerablus’tan sonrası ne?

Metin Gürcan

24 Ağustos sabahı başlayan Fırat Kalkanı operasyonu daha ne kadar sürecek? Ankara’nın bu harekatla stratejik amacı ne? Harekat YPG güçlerinin batıya ilerlemesini kesmek için El Rai-Azez hattına, daha da önemlisi güneybatıya El Bab’a doğru genişleyebilir mi?

Yeni Şafak gazetesinin 25 Ağustos’taki manşeti bu soruların yanıtını verir gibiydi: “Bu daha başlangıç”. Al-Monitor’a konuşan ÖSO kaynakları da Fırat Kalkanı operasyonunu “amaçları büyük ve uzun soluklu” bir harekat olarak tanımlıyor.

Ankara’da operasyonun, Türkiye’nin değişen dış politika tercihleri ve yürüttüğü sıkı mekik diplomasisi sayesinde büyük bir başarı olduğu kanaati hakim. Cerablus’un 12 saat gibi kısa bir sürede, neredeyse zayiatsız ele geçirilmesi ve şu ana kadar IŞİD ile büyük çaplı bir çatışmaya girilmemesi “büyük bir başarı” olarak tanımlanıyor. Al-Monitor’a konuşan bir güvenlik kaynağı “Artık bu başarıdan faydalanma zamanı geldi. Yaklaşık bir yıldır üzerinde çalışılan bu operasyonunun sadece Cerablus’la sınırlı kalacağını düşünmek büyük hata olur” diyor.

Al-Monitor operasyonun süresi ve kapsamına ilişkin herkesin merak ettiği soruları hem sahadaki hem de Ankara’nın stratejik koridorlarındaki kaynaklar ile konuştu. İşte bu sorulara verilen yanıtlar:

Fırat Kalkanı ile Ankara’nın stratejik amacı ne?

Ankara’nın bu operasyonla güttüğü stratejik amaçları siyasi ve sahadaki hedefler olarak ikiye ayırmak mümkün.

Ankara siyasi düzeyde, başta Suriye’nin kuzeyinde, yapabilirse tüm Suriye’de Sünni silahlı muhalefeti tek çatı altında toplama çabası içinde. Washington ve Moskova’yı Suriye muhalefetinin önemli bir kısmının ülkenin geleceğinde denklem dışı bırakılmaması gerektiği konusunda ikna etmiş görünen Ankara operasyonla, muhalefeti askeri anlamda tek bir amaç, tek komutanlık ve tek bir askeri yapı altında örgütleme imkanı elde ettiğini düşünüyor. Ankara öncelikle Suriye’nin kuzeyindeki müteakiben de Halep ve İdlip’teki muhaliflerin birleşmesiyle ülkedeki güç dengesini değiştirmeyi ve muhaliflerin müzakere masasına bir taraf olarak oturmasını amaçlıyor.

Ancak Cerablus’u ele geçiren Özgür Suriye Ordusu’nun (ÖSO) geçmiş sicili sahadaki performansı hakkında soru işaretleri doğurmuyor değil. İsminin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan bir kaynak şu bilgileri veriyor: “Suriye’deki savaş ideolojiler savaşıdır. Bir Şii milis 12 imam için, bir YPG’li Apo ve Kürt milliyetçiliği için ölüyor. ÖSO milisi kim veya ne için ölecek? Cihatçı motivasyon olmazsa ÖSO’nun büyük bir bölümü para için savaşan bir çete görünümünde”.

Dolayısıyla, Fırat Kalkanı operasyonu Suriyeli muhalifleri hem siyaseten hem de sahada tek çatı altında toplama imkanı yaratsa da muhaliflerin cihatçı motivasyonunun seviyesini yönetme işi Ankara’yı zorlayacak gibi görünüyor. Çünkü sahada ÖSO’nun savaşma azmini beslemesi için gerekli olan bu motivasyonun aşırısı ‘terörizm’ tanımına giriyor. Şu an operasyona katılan Feylak El Şam, Şamiye Cephesi, Nureddin El Zengi Tugayları, Sukur El Cebel, Ceyş El Tahrir, Ahrar-ur Şam gibi ‘ılımlı cihatçı’ grupların ÖSO’nun cihatçı motivasyonunu artırma gibi bir faydaları olduğu doğru. Ancak bu noktada Moskova ve Washington’un kaşlarının kalkmaması önem kazanıyor.

Askeri düzeyde ise Ankara’nın Fırat Kalkanı ile üç amacı olduğunu söylemek mümkün. İlk amaç, Cerablus bölgesinde aynen Musul’un kuzeyindeki Başika Üssü gibi sabit bir üs kurmak. Bu üste hem ÖSO unsurları eğitip donatılabilecek hem de üs Cerablus bölgesinde alan hakimiyeti sağlamak için Türkiye’ye hava koridoruyla bağlı olacak. Nitekim, şu an Cerablus bölgesinde süren istihkam faaliyetleri de bu planın bir göstergesi. Şayet Ankara Cerablus bölgesine bir komando taburu gönderirse bu konuda somut bir adım atıldığını düşünmeye başlayabiliriz.

Ancak diğer başkentler sabit üs konusunda ikna edilemezse yedek plan şöyle: Cerablus’u ÖSO’nun Suriye’nin kuzeyindeki bir askeri güç merkezi olarak dizayn etmek. İçinde eğitim ve donatım için Türk askerlerinin de bulunacağı, Türkiye ile bağlantılı sabit bir ÖSO üssü kurmak, ki bu da Ankara’nın işini görür.

Ankara’nın Fırat Kalkanı ile güttüğü ikinci stratejik amaç ise Cerablus’taki bu başarıyı batıda El Rai-Azez (Cerablus-Çobanbey) hattına kadar genişletmek. Ankara bununla iki şeyi hedefliyor: İlki Cerablus-Çobanbey arasındaki yaklaşık 90 kilometrelik sınır hattını tamamen kontrol altına almak. Diğeri ise kuzeyden zaten sıkıştırdığı PYD’nin Afrin kantonunu bu sefer de doğudan sıkıştırarak çift taraflı bir kıskaca almak. Bu hat, IŞİD’in en önemli ikmal hattı olduğu için Ankara’nın amacı Washington ve Moskova’nın da talepleriyle örtüşüyor. Ancak Ankara’nın bunun için IŞİD’le mücadele konusunda Washington ve Moskova’ya net bir güvence vermiş olması gerekli. Fırat Kalkanı’na iki büyük başkentten de sert bir tepki gelmemesi bu güvencenin verildiğine işaret ediyor.

Son stratejik amaç ise bu üç madde içinde en riskli olanı: Cerablus’taki başarıdan faydalanarak güneybatıya doğru ilerleyip El Bab’ı ele geçirmeye çalışmak. Ankara bu amaca yönelirse artık operasyonun adını ‘Fırat Kalkanı’ndan ‘Fırat Hançeri’ne değiştirmemiz gerekecek çünkü bu hançer Halep’in kuzey batısına hakim konumdaki El Bab üzerinden hem PYD’nin Afrin’le birleşme hayalini hem de IŞİD’in Türkiye’deki bağlantılarını tamamen kesecek.

IŞİD’in haftalardır sürdürdüğü hazırlıklardan El Bab’ın örgütün en yüksek direniş kapasitesine sahip olduğu kent olduğunu söylemek mümkün. IŞİD’in Cerablus’un aksine içinde binlerce sivilin yaşadığı El Bab’da çok sayıda militanı ve askeri yığınağı var. Öte yandan, YPG’nin çoğunluğunu oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) de gözü bu şehirde. Şayet Türkiye destekli ÖSO Cerablus’ta kazandığı tempoyu koruyup El Bab’ı ele geçirebilirse Suriye’nin kuzeyinin güney bölgesinde önemli bir direnek noktası kazanacak. Nitekim, ÖSO’nun El Bab’taki muhaliflerle temas kurma ve onları iş birliğine ikna çabası da bu yüzden olabilir.

Ankara’nın özellikle 26 Ağustos’tan itibaren Türkiye’den Afrin kantonundaki YPG hedeflerine yönelik topçu atışlarını sıklaştırması ve Türk savaş uçaklarının ilk kez Afrin kantonundaki YPG hedeflerini vurması operasyonun sıklet merkezinin yavaş yavaş batıya kayacağının ilk işaretleri. YPG’nin 28 Ağustos’ta Cerablus’un güneyindeki Amarne köyü çevresinden tanksavar roketleriyle iki Türk zırhlı aracını vurması ise sahanın daha da ısınacağını gösteriyor. Bu saldırı da bir asker hayatını kaybederken, üç asker de yaralandı.

Şimdi gözler batıda El Rai’de, güneybatıda ise Menbiç’te. Başta Washington ve Moskova olmak üzere artık herkesin gözü Türkiye destekli ÖSO unsurlarının sahada göstereceği performansta. Bu performans göz doldurursa bir iyi niyet göstergesi olarak Ankara’ya El Bab’ı temizleme ‘ayrıcalığı’ tanınabilir. Başarısız olursa ise bu ayrıcalık YPG’ye verilecek.

Neticede, bu iki güç arasında El Bab’ı almak için ölümüne bir rekabet yaratan Washington ve Moskova gelişmelerden memnun. Ankara’nın sınavı tek çatı altında toplamaya çalıştığı ÖSO’daki cihatçı motivasyonu yönetmek. PYD’nin sınavı ise Suriye’nin kuzeyindeki alternatifsiz yükselişinin sona erdiğini ve IŞİD’le mücadelede motivasyonu çok yüksek ve Türkiye destekli bir rakibi olduğunu kabullenip kabullenmemek.

Yani önümüzdeki günlerin en kritik sorusu şu olacak: Suriye’nin kuzeyi için stratejik bir düğüm noktası olan El Bab’ı IŞİD’in elinden PKK destekli YPG mi; yoksa Türkiye destekli ÖSO mu alacak?

Ankara’nın niyetini anlamak için Suriye içine kaydırılan askeri birliklerin tipini ve sahadaki askeri hareketliliği iyi okumak gerekiyor. Ankara Cerablus’a bir komando taburu gönderirse bu, orada uzun süre yerleşmeyi hedeflediğini gösterir. Sınırda bekletilen mekanize piyade tugayı harekete geçerse ise hedef batıya doğru genişleyip El Rai üzerinden Azez’e sınır hattını süpürmektir. Şayet hem zırhlı tugay hem de mekanize tugay birlikte gönderilirse niyet El Bab’a yürütmektir. Bana sorarsanız Ankara’nın öncelikli hedefi Cerablus’taki hakimiyetini sağlamaya çalışmak olacak. Ayrıca operasyonu zamana yaymak Ankara’nın pazarlık masasındaki gücünü artıracağından Türk birliklerinin Suriye’nin kuzeyindeki varlıklarının uzun süreli olacağını söylemek yanlış olmaz. (Al Monitor)

Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89