• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 23 °C
  • Berlin 23 °C

Cerablus operasyonu başlıyor mu?

Cahit Mervan

Suriye’deki güç dengeleri değişeli çok oldu. Artık hiç kimse Radikal İslamcı gruplarının, yani DAİŞ, El-Nusra ve Ehrar el-Şam örgütlerinin bu alanda bir geleceğinin olabileceğini düşünmüyor.

Özellikle de DAİŞ’in Kobanê’de aldığı stratejik yenilgi, onun Suriye ve dolayısıyla Irak’ta çöküşünü hızlandırdı. Hem Suriye’de hem de küresel çapta bu bir kaç yüz kişiyle, korku salarak şehir ve kasabaları bir günde ele geçiren gücün yenilebileceği, alt edilebileceği görüldü.

Bu nedenle Kobanê’de YPG-YPJ güçlerinin önderliğinde ortaya çıkan direniş bir dönüm noktası oldu. Bununla birlikte Kürtler ve demokratik bir Suriye arzulayan müttefikleri için bir yükseliş, DAİŞ için ise bir çöküş ve tükeniş başladı

Hatırlardadır; ‘Neden Kobanê ve çevresindeki DAİŞ güçlerini vurmuyorsunuz’ sorusuna o dönem ABD’li yetkililer ‘bizim için öncelikli yerler petrol-enerji gibi stratejik alanlardır’ diyorlardı.  Direniş öyle bir hal aldı ki, 6-7-8 Ekim dünyayı öyle bir sarstı ki, ABD öncülüğündeki koalisyon zırnık damla petrol dahi olmayan Kobanê’nin DAİŞ kuşatmasını yarması ve kurtulması için harekete geçti.

Aslında DAİŞ Kobanê’yi almak üzere 15 Eylül 2014’te bütün gücüyle saldırdığın da bunun her iki taraf için de stratejik bir savaş olacağını aklı başında herkes söylüyordu. Bu nedenle gerçekten küresel güçler açısında hiçte ‘önemli’ olmayan Kobanê,  DAİŞ’e ölümcül darbeyi vurdu.

Böylelikle DAİŞ’in 9 Haziran 2014 günü Musul’u ele geçirmesiyle başlayan parlak dönemi bir yıl geçmeden çöküş dönemine dönüştü.

DAİŞ peşi sıra sadece işgal ettiği Kobanê Kantonu’ndan sökülüp atılmadı. Aynı zamanda onun için hayati önem taşıyan Girê Sipî’den çıkarıldı. Böylelikle Türkiye-Suriye sınırının 98 kilometresi hariç önemli bir bölümü güvenli hale geldi.

DAİŞ peşi sıra Heseke ve çevresinde ciddi mevziler kaybetti. En son Güney Kürdistan’da Şengal’ı, Rojava ve Suriye’de ise Hol bölgesini kaybetti.

Rusya’nın aktif olarak, özellikle de hava saldırılarıyla işin için girmesi Şam rejim güçlerine de kısmen nefes aldırttı. DAİŞ, El-Nusra ve Ehrar el-Şam güçleri rejim karşısında bazı ‘stratejik noktaları’ kaybetti.

Savaş sahasında kıran kırana bir mücadele yaşanırken Viyana’da sorun politik çözümü için ABD-Rusya öncülüğünde görüşmeler, toplantılar belli bir sonuca ulaştı. Savaşın sona ermesi ve çözüm için tarihi bir fırsatın doğduğunun altı çizildi.

Tamda bu dönemde Türkiye’de ABD ile birlikte ‘tampon bölge’ oluşturacağız diye anlaşılan ve bu nedenle bayağı bir heyecan yaratan, dişileri bakanı   John Kerry “Suriye’nin kuzey sınırının yüzde 75’i kapanmış durumda. Türklerle geri kalan 98 kilometreyi kapatmak için operasyona giriyoruz” açıklaması geldi.

Heyecan yaratan bölüm ‘Türklerle operasyona başlıyoruz’ sözleriydi. Ancak ABD’nin Suriye politikasını yakından takip edenler bunun karadan bir hareket anlamına gelmediğini biliyorlardı.

Bu sözlerin iki anlamı olabilirdi: Birincisi ABD, müttefiki Türkiye’ye ’98 kilometre’ için içeride bir çalışma öneriyordu. Yani Türkiye sınırları içinde tedbirlerin artırılması.  İkincisi, diplomasinin diliyle ABD 98 kilometrelik alanın Suriye tarafındaki bir operasyonun, yani Cerablus’un DAİŞ’ten alınma operasyonunun ön hazırlığını anlatıyordu.

Yani Türkiye ‘sınırına’ sahip çıkacak, içteki yerel güçler ise Cerablus’u koalisyon güçlerinin hava ve istihbarat desteğiyle alacaklar…

Ancak Türk jetlerinin ‘beklenmedik’ bir şekilde Rusya savaş uçağını Suriye hava sahası içinde düşürmesi hem ABD’nin üzerinde çalıştığı DAİŞ ve benzeri güçlerin elinde olan 98 kilometrelik alanın her iki taraftan güvence altına alınmasını erteletti, hem de Viyana toplantısının sonuçlarını bir anlamda açmaza itti.

Financial Times’tan  David Gardner  konuyu ele aldığı son makalesinde bir üst düzey AB yetkilisinin Türkiye’nin Rus uçağını düşürerek Viyana’da Suriye’deki geçiş döneminin konuşulduğu diplomatik zirveye ‘taş koyduğunu’ söylediğini yazdı. AB yetkilisinin tespiti doğruydu.

Türkiye’nin Rus uçağını vurarak Cerablus’un özgürleştirilmesine ve Viyana toplantısına ‘taş koyduğu’ doğrudur. Ancak bu işleri sadece geciktirmiştir. Süreç bu krize rağmen devem etmektedir.

Çünkü ABD-Rusya ikilisinin bu konudaki fikirleri çatışmamakta, aksine bir uyum göstermektedir.

Rahatlıkla şunu söyleyebiliriz, geçmişe oranla ABD-Rusya ikilisinin Suriye’nin geleceği  konusunda görüşleri daha bir yakınlaşmıştır.

Bugün her iki güçte Suriye’nin Türkiye ile olan  sınırının yüzde 75’inin Kürtler tarafından kontrol edilmesinin kıymetini biliyor. Rusya ve ABD geri kalan kısmının da Kürtlerin ağırlıkta olduğu bir güç tarafından kontrol edilmesi ve korunmasından yanalar.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve Türkiye dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Belgrat’ta düzenlenen Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Toplantısı vesilesiyle bir araya geldikten sonra ABD Dışişleri Bakanı John Kerry’le de  bir görüşme yaptı.

İşin magazin yanını bir taraf koyarsak, Lavrov, ABD’li meslektaşı  Kerry ile yaptığı görüşme sonrası çok önemli bir kaç cümle söyledi. İki tarafın DAİŞ’in elinde olan 98 kilometrelik alanın güvenlikli hale getirilmesi için bir uzlaşı içinde olduklarını açıkladı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov aynen şunları söyledi:

“ABD’li bakan, benimle aynı fikirde olduğunu söyledi. Sınırın daha önceden kapatılması gerektiğini kabul etti. Kürtler, IŞİD ile mücadelede olduğu gibi sınırın kapatılması konusunda da müttefikimiz durumunda. Bu konuda bir anlayış oluştu”

Yani Türkiye’nin tüm itirazlarına rağmen ABD-Rusya arasında Kürtlerinde içinde yer alacağı Cerablus’un özgürleştirilmesi konusunda bir mutabakatın olduğunu açıklamış oldu.

Lavrov’un açıklamasıyla bir anlamda Cerablus’un özgürleştirilmesi operasyonu başlamış oldu. Bu başarıldığı taktirde, yani Cerablus özgürleştirilip, Suriye-Türkiye sınırında geri kalan 98 kilometrelik sınır hattı güvenlik altına alındığı zaman, çok şeyin değişeceğini göreceğiz.

Türkiye için de kritik bir zaman dilimi söz konusu. Süreci tümden kaybetmekle yüz yüze. Çok zor görünse de Türkiye rasyonel politikaları öne alarak bu krizden çıkabilir. Cerablus’un özgürleşmesiyle yeni bir aşamaya geçecek olan yeni Suriye’nin geleceğinde ‘söz’ sahibi olabilir. Bunu yürüyen tekerleğe taş koyarak engellemesi artık mümkün değil.

Bunun bir tek yolu var:  içeride, yani Kuzey Kürdistan’da  ve sınırın karşı yakasında yani Rojava’da Kürtlerle savaşı sonlandırmak, diyalog ve müzakereyi başlatmaktır. (bakur.net)

  • Yorumlar 2
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89