• BIST 97.713
  • Altın 144,103
  • Dolar 3,5652
  • Euro 3,9996
  • İstanbul 20 °C
  • Diyarbakır 23 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 24 °C
  • Berlin 19 °C

Cennette suç işlemek

Roni Margulies

Cennet vatanımız, adı üstünde, cennet gibidir.

Doğal güzelliklerinin yanı sıra, ayrıca bir “nefret suçları” cennetidir.

Şaşarım bazen, turizm şirketlerinin aklına niye hiç gelmemiş? Dünyanın her yanından kazasız belasız nefret suçu işlemek isteyen turistler için niye özel turlar düzenlenmiyor?

35167“Kendiniz gibi olmayanlara,
sırf sizin gibi olmadıkları içi
hakaret mi etmek istiyorsunuz?
Come to Turkey!”
Veya
“Keyif sizin değil mi?
Gelin, keyfinizce eşcinsel dövün!
Gelin, etnik kökeni farklı olan insanları keyfinizce öldürün!
Kommen Sie in die Türkei!”

Kuşkum yok, talep çok olacaktır.

Çünkü Almanya’da, İngiltere’de filan nefret suçu işlemenin cezası ağır.

Bizde ise “nefret suçu” diye bir suç bile yok.

Nedir nefret suçu?

Bir insanı gıcık olduğum için, bana yan baktığı veya bana karşı bir kötülük yaptığı için öldürürsem, bunun adı cinayettir. Suçtur.

Hiç tanımadığım bir insanı, ortada fol yok yumurta yokken, sırf siyah veya Kürt veya Ermeni veya eşcinsel olduğu için ve ben siyah, Kürt, Ermeni veya eşcinselleri sevmediğim için öldürürsem, bu hem cinayettir hem de nefret suçudur.

Ne farkı mı var?

Farkı şu.

Cinayet işlersem, bundan etkilenenler öldürdüğüm kişi, ailesi ve yakınları olur.

Nefret suçu işlediğimde, öldürdüğüm kişinin ait olduğu bütün grup, yani tüm siyahlar veya Kürtler veya Ermeniler veya eşcinseller etkilenir. Hepsi kendini tehdit altında hisseder, hepsi huzursuz olur, korkar ve kaygılanır.

Örneğin, 6-7 Eylül olaylarında İstanbul’da gayrımüslimlere saldırıldığında, evleri, dükkânları ve ibadethaneleri yıkılıp yağmalandığında, Manisa veya Malatya’da yaşayan gayrımüslimlerin bundan etkilenmemesi, “Bana ne yahu İstanbul’da olanlardan” diye düşünmesi mümkün müdür?

Veya Trabzon’da Rahip Santoro cinayetinden, Hrant Dink cinayetinden, Malatya Zirve Yayınevi katliamından, Manisa Selendi’de Romanlara karşı linç girişiminden, Kürt vatandaşlara karşı yapılan sayısız saldırıdan sadece olaylara maruz kalan kişilerin etkilendiği düşünülebilir mi?

Veya Geçen yıl 24 Nisan’da Batman Kozluk’taki Gümüşörgü Jandarma Karakolu’nda askerlik yaparken öldürülen Ermeni delikanlı Sevag Şahin Balıkçı’nın ölümü sadece Balıkçı ailesini etkilemiş olabilir mi?

Cinayetin ardından birbiriyle çelişen iki farklı tutanak düzenlenmiş olması; ilk tutanakta yer alan tanık ifadeleri birbiriyle çelişkili ve belirsizken, aynı gün düzenlenen ikinci tutanakta yer alan ifadelerin tek bir ağızdan söylenmiş gibi olması; askerî yetkililer tarafından hazırlanan iki tutanağın da Sevag’ın kasten değil, arkadaşıyla şakalaşırken vurulduğunu ileri sürmesi; tanıklardan birinin daha önceden verdiği ifadeyi değiştirmesi ve “Komutanlar bizi topladılar” diyerek nasıl ifade vereceklerinin kendilerine söylendiğini açıklamış olması... Ve bütün bunlara rağmen dokuz aydır süren davada sonuç alınamıyor olması sadece Balıkçı ailesini mi etkiler?

Askere giden herhangi bir Ermeni vatandaş bu cinayetten sonra kendini güvenli hissedebilir mi?

Nefret Suçları Yasa Kampanyası’ndan Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu’nun sözleriyle, “Nefret suçları, mağdurlara olduğu kadar, toplumun çoğul yapısına ve bir arada yaşama kültürüne de onarılması güç zararlar verir. Devletin nefret suçlarına karşı alacağı tutum ve yasal düzenlemeler konusunda atacağı adımlar, toplumsal barışın güçlenmesi için çok değerli bir mesaj vermiş olacaktır.” (www.nefretme.net)

Yıllar önce İngiltere’de bir afiş görmüştüm. Dört tane insan beyni, altlarında Afrikalı, Avrupalı, Asyalı ve Irkçı yazıyor. Hepsi aynı, sadece ırkçı beyin diğerlerinden çok daha küçük!

Küçük beyinlilerin işlediği suçlara suç demenin zamanı gelmedi mi?

  • Yorumlar 1
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89