• BIST 97.717
  • Altın 143,765
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 17 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 10 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 15 °C

Cenevre Rojava’sız çözüme varmaz

Muzaffer Ayata

Rojava’da Kürtler için tarihi bir fırsat ortaya çıktı. Bu tarihi fırsatı özellikle sayın Öcalan’ın etkisi ve görüşleriyle PYD öncülük ederek kullanmaya çalıştı. Kürt bölgelerinin yönetimi devralınarak özgüce dayalı savunma güçleri oluşturuldu. Kürtler için bir statünün ortaya çıktığı görüldüğünde Türk hükümeti kanlı ve kirli yollara başvurarak engellemek için uğraştı. Bu uğraşıları hala sürüyor.

Türkiye, Suriye’de gösteriler başladığında herkesten daha fazla oraya el atmaya çalıştı. Güney Kürdistan’dan çıkardığı derslerden yola çıkarak erken davranmaya ve Kürtlerin bir statüye sahip olmaması için harekete geçti. Hatay taraflarında sınır kapılarını açtı. Muhalefeti silahlı mücadeleye teşvik edip silahlandırdı, her türlü desteği sundu. Ortada silahlı mücadele yürütecek örgütlü bir muhalefet ve örgütlülük yoktu. Suriye’nin kanlı bir girdaba sürüklenmesinde Türkiye’nin büyük bir payı olduğu ortak kabul gören bir durum.

Türkiye başından beri Rojava’da Kürtlerin dışlanması ve Arap muhalefeti içinde etkisizleştirilmesi için çalıştı. Türkiye’de yapılan muhalefet toplantılarına PYD çağrılmadı. Uluslararası alanda da izole etmeye, PKK uzantısı terörist olarak göstermeye çalıştı. Bölgede de özellikle Barzaniler üzerinden Rojava devrimini kontrole almaya etkisi ve direnişi olmayan grupları öne çıkarmaya çabaladılar. Sınırları kapatıp ambargo uyguladılar.

Muhalefet denilen kırk yamalı bohçaya her türlü desteği sunup sınırlar açanlar Rojavalı Kürtlere ise katı bir ambargo uygulamaya başladılar. Bunlar yetmeyince bu defa El Kaide uzantısı grupları Kürtlerin üzerine saldılar. Bu gruplara dış devletlerden de bir sürü katılım oluyordu. Bunların çoğu da Türkiye üzerinden Suriye’ye aktarıldı. Havaalanlarında ve sınırlarda hiçbir engelle karşılaşmadılar. Ağırlanıp sınıra aktarıldılar. Bunlar istedikleri gibi sınırlardan geçip Kürtlere saldırdılar. Türkiye tarafına geçip yaralılarını tedavi ettiler. İhtiyaçlarını karşıladılar. Sınırın bu tarafında akrabaları olduğu, toprakları iç içe olan Kürtlerin yaralılarını tedavi etmelerine bile izin vermediler.

Kürtlerin koruduğu bölgeler giderek istikrarlı hale gelince Türkiye açık düşmanlık yerine Kürtleri içten bölmeye, yine KDP desteğiyle uluslararası temsiliyetten mahrum bırakmaya çalıştı. Bilindiği gibi Suriye sorunu iktidar ve muhalif kesimleriyle Cenevre’de görüşmeye başlanacak. Bu görüşmelere Suriye’nin bir parçası olan Kürtlerin de katılması gerekir. Ancak Türkiye bundan yana değildir. Kürtlerin kendi kimlikleri ve talepleriyle değil, Arap muhalefetinin bir parçası olarak katılmalarından yana. Özellikle ABD ile ortak hareket ederek yine PKK üzerinden PYD’yi ve Desteya Bilind’ı dışarıda tutmaya çalışmaktadırlar.

Türkiye’nin bu planına uygun hareket eden bazı Kürt grupları da bulunmaktadır. Özellikle bu plana yatanların başında KDP gelmektedir. Eğer Barzani bu oluşumların ayrılmasına ve gidip Arap muhalefetine katılmasına rıza göstermeseydi bunlar olmazdı. İster istemez Kürtleri kendi örgütleri ve kimlikleriyle kabul edeceklerdi. Bu da uluslararası alanda Kürtlerin hem temsiliyet hem de statülerinin kabul görmesine büyük bir katkı yapacaktı. Mevcut durumda Arap muhalefeti Kürtlere ayrı bir statü verilmesinden yana değil. Bu durum Türkiye’nin beklentileriyle çakışmaktadır. Onun için Türkiye, Kürtlerin kendi örgütleri ve kimlikleriyle üçüncü bir güç olarak katılmalarına karşıdır.

Rojava, iktidar ve muhalefet dışında üçüncü bir yolun olduğunu da kanıtladı. Kanlı iç savaşa girmedi. Ne muhalefetin ne de Esad’ın yanında yer almadı. Ancak demokratik bir muhalefetle Suriye’nin demokratikleşme projesine katılacağını ilan etti. Buna da varolan hakların, inanç ve kimliklerin özgürce bir arada yaşaması temelinde varolduğunu ekledi. Halkların katılımcı iradelerinin ortadan kaldırılmaması gerektiğini vurguladı.

Kanlı iktidar kavgaları dışında kalmalarını Türkiye bir türlü kabullenemedi. Suriye bir bütün olarak yıkık haldeyken ve kimin kimi vurduğu bilinmezken, Rojava’nın da bu kanlı girdaba sürüklenmesini dayatmaktadır. Kürtlerin buna ihtiyacı yok. Kendi bölgelerinde her taraftan daha fazla demokratik bir yönetim oluşturmuşlar. Giderek istikrar kazanan bir yapılanma oturmaktadır. Güvenlik durumu diğer tüm bölgelerden daha iyi durumdadır. Yağma, talan ve cinayetlerin olmadığı yegane bölgedir. Halkın can ve mal güvenliği sağlanabilmektedir. Bundan rahatsız olmak için bilinen Kürt karşıtlığı ve düşmanlığı dışında başka bir açıklama bulunamaz.

Rojava’daki Kürtlerin kendi temsil kurumlarıyla Cenevre’ye katılmalarını engellemek Suriye’de barış ve istikrarı istememek, çatışmalar sürsün demektir. Rojava Kürtleri kendilerini kuşatan ve dışlamaya çalışanlara karşı direneceklerdir. Kendileri dışında alınacak kararları tanımayacaklardır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89