• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 6 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin -1 °C

Cemaat ve iktidar ya da ifrat ve tefrit

Hamid Omeri

Cemaatin bütün mensuplarının dinin bütün öğretilerini bildiği ve uyguladığı sanılıyor. Diğer yandan iktidar ve iktidar mensupları için de benzer bir kanaat var sanki. Hem cemaat için hem de hükümet için şunu açık yüreklikle ifade etmekte beis görmüyorum. Görünenler temelinde baktığımızda her iki yapının da tabanlarından ziyade yönetici kadroları daha dindardır. Dindar olan bu üst kadrolar hem itikadi/iktidar hem de ameli/pay konusunda derin bir tartışma yaşıyorlar. Her iki taraf da tartışmanın merkezine henüz tabanlarını çekemediler. Ancak cemaatin sivil duruşa olan yakınlığı tabanının meseleyi daha içli yaşayacağını gösteriyor. Sayın Ekrem Dumanlı'nın Başbakan'a yazdığı mektup bunun işaretleriyle doludur ve oldukça önemli bir metindir. Hükümet, Gezi Meselesinde olduğu gibi bu meselede de kendini sayılara boğarak cemaatin seçimlerdeki olası oy oranı mevzusuna girdi ve kırgınlığın bir kırılmaya gitmesinde herhangi bir korkusunun olmadığı izlenimini verdi. İktidar bu ve benzeri konulardaki yaklaşımları ile ya toplumsal kutuplaşmaları derinleştirdiğinin farkında değil ya da bunu umursamıyor.

Gezi'den önce farklı siyasi görüşte olanlar daha rahat görüşebiliyor ve fikir alışverişlerinde bulunuyordu ancak iktidarın bu meseledeki nobran tavrı ne yazık ki toplumda derin yarılmalara sebebiyet verdi. Başbakanın kişisel yaklaşımları ve dini öğretilere olan bağlılığından olsa gerek siyaseti de bu çerçevede şekilleniyor. Teşbihte hata olmaz. Başbakanın siyasi duruşu bir selefinin dine olan bakışı gibi biçimleniyor. Ve ilginçtir halk bu selefi yaklaşıma ilgi duyuyor. Erdoğan'ın siyasetine baktığımızda bu siyasetin ara renginin olmadığını görüyoruz.

Aslında dinde önemli bir hüküm vardır o da ifrat ve tefrit meselesidir. Hükümet bu hususa hem iç siyasette hem de dış siyasette dikkat etmiyor; edemiyor. Bunun daha ziyade Erdoğan'ın kişisel özelliklerinden kaynaklandığını düşünüyorum. İç siyasette onun gibi düşünmeyenlerin hain ve çapulculuğundan dem vuran yaklaşımını bir yana bırakırsak dış siyasette de sözünü dinlemeyenlerle savaşı farklı boyutlarda yaşadığını görmek pekala mümkün. Suriye ile yürütülen ilişkiler de bu manada bir ifrat ve tefrit meselesidir. Mısır ile yürütülenler de benzer özelliktedir. Kardeş olmak çok kolay olduğu gibi düşman olmak da çok kolay Başbakan'ın siyasetinde. Siyasetinin gri alanları yok. Ya ondansındır ya da değilsindir. Bu düşüncenin siyaseti daralttığının da farkında değil iktidar. Bu yaklaşım, halka ve seçmene düşünce ve tavır belirleme noktasında zaman da tanımıyor. Bireyler kendi düşüncelerinden ziyade gelişen bu 'baskı' halinden dolayı liderin düşüncesini kendi düşünceleri kabul edip kendilerini ona göre konumlandırıyorlar. Cemaat için de farklı bir perspektifle bu temelde bir yaklaşımda bulunabiliriz.

Her iki yapının (Hükümet/Başbakan-Cemaat/Gülen) kendi pozisyonlarının ve normlarının dışına çıkmasından sudur eden bir sorundur son günlerde konuşulan. Her ne kadar mesele dönüp dolaşıp dershane olayına bağlanıyorsa da aslında asıl mesele sivil bir yapı olduğu ısrarından vazgeçmeyen ”Hizmet-Cemaatin” gerektiğinden fazla siyasi davranması ve siyasi bir yapı olarak herkese eşit mesafede olduğunu iddia eden iktidarın da gerektiğinden fazla sivil davranma aruzundan kaynaklanıyor. Biri devletin iç işleyişindeki her kademeye diğeri sivil hayatın her aşamasına müdahale etme arzusunda. Tespit ettiğimiz bu arzu kendini farklı boyutlarda biçimlendiriyor ve fiiliyata döküyor.

Cemaat son günlerdeki tavrı ile İktidarın dershanelere dönük uygulamasını Cumhuriyet döneminde medrese ve zaviyelerin kapatılması ile eşdeğer görüyor ve bu yönüyle de tepkisini her alanda oldukça sert gösteriyor. Cemaat, kurulduğu günden beri lokomotif gücü olan dershaneleri kaybetmekle karşı karşıya. Bunun yerine koyacağı başka bir alternatifi olmadığı için de kırılmayı oldukça derin yaşıyor. Ancak Cemaat, bakan belirleme ve bakan gönderme, kadrolaşma noktasındaki ısrar ve sertliğini devletin çok farklı ve derin noktalarına taşıdığında (MİT Meselesi) sivil duruşunun çok ötesine geçtiğinin hesabını iyi yapmadı. Pek muhtemeldir ki bugün kendisini yeterinden fazla güçlü görmenin bedelini ödemekle karşı karşıya. Aynı şekilde iktidar da cemaat kadroları kadar 'hizmet ehli' olmayan kendisinin ve tabanının gücünü ilelebet sanma sanrısı ile karşı karşıya. İktidar, bu sanrı ve nobranlığın bedelini çok zararlı ödememek için farklı politikalar geliştirmede şimdiden gecikmiş olduğunu da hesaba katmalıdır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89