• BIST 73.600
  • Altın 132,411
  • Dolar 3,5398
  • Euro 3,7975
  • İstanbul 1 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Ankara -9 °C
  • İzmir 5 °C
  • Berlin -1 °C

Cemaat: 30 Mart’ın mağlupları arasındayız

Utku Çakırözer

Seçim sonuçlarına ilişkin yorumlarda sıkça duyulan bir görüş “Gülen cemaatinin iktidar ile girdiği kavgayı kaybettiği” şeklinde. Tabii bununla birlikte cemaatin AKP oyları üzerindeki gerçek etkisi de hesap edilmeye çalışılıyor.

Akıllardaki soruları Gülen hareketinin içeride ve dışarıda görüşlerine başvurulan önemli isimlerinden olan Fatih Üniversitesi Siyaset Bilimi Doktora Programı Başkanı Doç. İhsan Yılmaz’a yönelttik. Açıklamalarından satırbaşları şöyle:

Oyumuz yüzde 1
“Hizmet hareketimiz için ortaya konan ‘yüzde 1’ rakamı gerçekçi bir rakam. Özgül ağırlığı olan bir hareketiz. Ancak insanları korkutmak için bu rakamı 3-5 milyon gibi gösteriyorlar. Gazete satışımız belli, ki onu da camiamız dışında alanlar da var. Özgül ağırlığı olan bir hareket. Hükümetin oylarındaki 5 puanlık düşüşün tamamı bizim etkimiz değildir. Liberaller, demokratlar, Twitter kullanıcısı AKP’liler vardı. Bizim etkimiz olsa olsa yüzde 2-3’tür.”

‘Yolsuzluk’ tek başına etkilemiyor
“Bunca yıpranmış bir hükümetin yüzde 45 oy alması başarıdır. Muhalefet açısından ise başarısızlık. Dünyanın her yerinde yolsuzluklar tek başına seçimleri etkilemez. Ekonomik krizle birlikte olursa etkiler. Vatandaş tamamen ekonomik gidişata bakıyor. Şimdi de öyle oy verdiler.”

Medya hâkimiyeti belirleyici
“Tabii bir de medyaya hâkimiyet önemli rol oynadı. Başbakan yarattığı ‘tehdit algısı’ ve düşmanlara’ karşı sürekli mağduru oynuyor. Ve kontrolündeki medya ve özellikle televizyonlarla kitleleri bu mücadelesine ikna ediyor.”

Biz de kaybedenlerden biriyiz
“Sorulan ‘Cemaat mağlup oldu mu’ sorusu yanlış bir çerçeve önümüze koyar. Doğrusu şu: Kavga Erdoğan ile Hizmet Hareketi’nin kavgası değil, demokrasiye karşı Erdoğan’ın savaşıdır. İnternetin, YouTube’un yasaklanması, yolsuzluk soruşturmalarının örtülmesi... Bunların hepsi demokrasiye yapılan saldırılar. Asıl kaybeden demokrasi güçleridir. Bunlar arasından sadece biri, bir sosyal hareket olarak camiamızdır.”

Bildiğimiz yolda devam
“30 Mart seçimleri sonrasında ne olur diye soranlar oluyor. Sandık sonuçları ayakkabı kutularını yok etti mi? Twitter yasağını, AB ile inatlaşmayı, Şanghay İş Örgütü’ne girme çabalarını yok edecek mi? Şeffaf devleti, hukuk devletini getirecek mi? Bağımsız yargıyı getirecek mi? Biz bunları söylemeye eskisi gibi devam edeceğiz. Dünyanın sonu değil.”

Toplum patlama noktasına gelebilir
“Sonuçların en kötü yanı, Erdoğan’ı daha da cesaretlendirecek olması. Türkiye şu anda kutuplara ayrılmış durumda. İki taraf da çok keskin. En ufak olayda ortam gerilebilir. İnsanlar muhalefetten ümidini keserse, toplum patlama noktasına gelebilir. Türkiye yönetilemez bir ülke haline dönebilir. Ateş ile barut birbirine yakın durmaz.”

Cemaatte çatlak mı?

Cemaatin önde gelen bir başka ismi Hüseyin Gülerce dün verdiği bir demeçte özeleştiri yaparak “CHP adına kapı kapı dolaştık. Çoğunluğun karşısına, Başbakan’ın karşısına çıktık, kaybettik” dedi. Doç. İhsan Yılmaz bu görüşlere katılmadığını belirterek şu karşı görüşü savundu:

“Hüseyin Gülerce Ağabeyimiz bu süreçte bu tür eleştiriler getirdi. O, devlet ile mücadele ettiğimizi zannediyor. Oysa bu kavgayı başlatan biz değiliz. Dershane kapatmayı gündeme getiren Hizmet değil. ‘Çoğunlukla hareket edelim’ derken, 40 yıllık prensiplerimizi kenara mı bırakacağız? Öyle bir iktidar var ki, işadamlarını, medyayı tehdit ediyor. Bizi yok edeceğini her gün her şehirde söylüyor. Zulmün, baskının karşısında biz ne yapacaktık? Hani savunduğumuz demokrasi? Hani şeffaflık? Erdoğan’ın karşısında biz tek CHP’yi seçmedik. Her ilde bizi tehdit görmeyenler arasında daha iyi olanı ya da en az kötü olanı seçtik. Erzurum’da MHP, Sivas’ta BBP gibi...”
Yılmaz, Gülerce’den farklı biçimde kendi özeleştirilerini şöyle aktardı:

“1. Biz o kadar çok safmışız ki 5-6 yıldır hükümet bir yandan açıktan bize iyi davranırken, diğer yandan ‘şike’, ‘kasetler’, ‘Ergenekon’ diye perde arkasından bizi sorumlu tutuyormuş. Başkan Obama’ya bile hakkımızda evrak vermişler.

2. Gezi olayları, uzun tutukluluk gibi olaylarda daha net, daha ilkeli davranmalıydık. Öyle yapsak şimdi bu kadar yalnız kalmazdık.”

Cemaatin oy oranı

Hükümet ile Gülen cemaati arasında Şubat 2012’deki MİT krizi ile başlayan ve 17 Aralık yolsuzluk soruşturması sonrasında iyice sertleşen kavga, “Cemaatin oyu” sorusunu da beraberinde getiriyor. 2011 seçimine AKP ve cemaat omuz omuza girdi. Hem CHP hem de MHP o dönem Gülen hareketine karşı mesafeli bir duruş sergiledi. AKP ise tam tersine cemaate kontenjan tanıyarak bazı isimleri listesinden milletvekili yaptı. O seçimlerde AKP yüzde 49.8 oy aldı. Hemen arkasından iki stratejik hamle ile Numan Kurtulmuş’un liderliğindeki HSP ile, DP’nin başkanı Süleyman Soylu’yu saflarına transfer etti. Böylece iki partinin toplam yüzde 1.3’lük oy potansiyelinin önemli bölümünü hanesine geçirmiş oldu.

Yani AKP ile cemaat arasında ilk büyük tartışma çıktığında Erdoğan yüzde 51’i bulan bir çoğunluğa sahipti. O dönem basında AKP’li yetkililere atfen çıkan kulis bilgilerinde “Yüzde 6’lık oyu var” değerlendirmelerini iyi hatırlıyoruz.

Arkasından yaşanan dershaneler krizinde ise hükümet kanadı bu tahminini biraz daha düşürerek “yüzde 3-4’ seviyesine çekti. 17 Aralık sürecinde ise “Yüzde 1 oyları var ama özgül ağırlıkları fazla” sözlerini duyduk.

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89