• BIST 109.050
  • Altın 153,876
  • Dolar 3,8375
  • Euro 4,5051
  • İstanbul 13 °C
  • Diyarbakır -3 °C
  • Ankara -2 °C
  • İzmir 7 °C
  • Berlin 1 °C

Çatışma dönemi dersleri

Mesut Yeğen

Çatışmasızlık durumunun sona ermesinin ardından ortalığın kan gölüne döndüğü bu birkaç aydan herkes için çıkarılacak dersler var. 

İlk ders PKK’ye. Haziran’dan bugüne yaşananlar, yürüyen çatışma durumu, özyönetim ilanları, yürürlüğe konulan Devrimci Halk Savaşı vs. hepsi birden tek bir şeyi gösterdi: PKK’ye en ‘müzahir’ olanlar da dahil, Türkiye Kürdleri Türkiye devletine karşı ayaklanmak, isyan etmek niyetinde değil. Türkiye devleti yaygın ve sürekli bir biçimde Baas tipi bir devlet gibi davranmadıkça, Kürd kitlelerinin Devrimci Halk Savaşı’na icabet edeceği yok. Bu durumda Devrimci Halk Savaşı’nda ısrar etmek PKK’ye çok da müzahir olmayan Kürdlerde bir ‘soğuma’ yaratırken, PKK’ye en müzahir olanların canının çok yanmasından başka bir sonuç üretmiyor. PKK’ye düşen ders bu. 

Birkaç ders de devlet için var. Devletin payına düşen ilk ders şu: Evet, Kürdler ayaklanmıyor, isyan etmiyor ama PKK’ye (HDP’ye) de yüz çevirmiyor. Kürdlerin isyan etmeye niyeti yok ama PKK-HDP hattının kalıcılaştırdığı taleplerden, Kürdçe’den, Kürdistan’dan, dağdaki evlatlarından, kardeşlerinden vazgeçmeye de niyetleri yok. 

Devletin payına düşen ikinci ders biraz daha ağır. Türkiye devleti Kürdlere karşı Baaslaşma ihtimalinin henüz uzağında olmakla beraber devletin uzuvları, personeli zaman zaman ve yer yer Baas fotoğrafları vermekten geri kalmıyor. Çatışma bölgelerinde fetih orduları gibi davranan Esadullah çeteleri, çocukları, yaşlıları katletmekten, ceset sürüklemekten, güçsüzlere ‘Türkün gücünü göstermekten’ sakınmıyor. Bütün bu Baas manzaralarının çatışmasızlık durumunun birkaç hafta sonrasında yaşanması, çatışmasızlıkla geçen senelerde oluştuğu düşünülen devlet Kürdler barışmasının büyükçe bir balon olduğunu gösteriyor. Kürd yurttaşlar bir kısım devlet personelinin nazarında halen düşman, halen düşman. 

Bir ders daha var devletin payına düşen. Çatışma durumunun avdet etmesi sadece Kürdlere dair devlet (personeli) algısının pek değişmediğini göstermekle kalmadı, çözüm süreci boyunca atılan reform adımlarının da kalıcı olmayabileceğini gösterdi. Kürdçe konuşulmasına ve Kürdçe yayıncılığa karşı doksanlarda gösterilen huşunet devlet personeli eliyle bölgeye geri döndü. Kürdçe konuşmayı yasaklamak ve (eğer doğruysa) bir müddettir epey eskide kaldığını düşündüğümüz Kürdistan isimlilerin yolculuktan edilmesi gibi pespayelikler de yeniden başladı. Bütün bunlar övünçle duyurulan kimi temel reformların bile duruma göre kullanılabilir olduğunu, bu itibarla çözüm süreci diye bellediğimiz sürecin pek bir şeyi çözmediğini gösteriyor. Bir ders de bu. 

Bir de Suriye dersi var tabii ki devletin payına düşen. Suriye’de işlerin Türkiye devletinin arzuladığından çok başka biçimde seyretmeye başlamasının, YPG’nin Fırat’ın batısına geçme ihtimalinin oluşmasının ardından başlayan çatışmalarla beraber Suriye’de işler Türkiye için düzelmek bir yana, daha da kötüleşti. Son üç ayın verdiği bir ders de bu: Kürd meselesi bu kadar açık bir yara olarak kanamaya devam ederken Suriye’den de başka yerlerden de uzak durmak gerekiyor. 

Biz yurttaşların payına düşen de bir ders var: Barış, çözüm, her neyse, ancak biz gerçekten çok istersek ve birbirimize karşı adil ve dürüst olursak, bu da yetmez yakın olduklarımızı, devleti, PKK’yi, siyasi partileri, basını, STK’ları bu işe zorlayabilirsek mümkün olacak. Devlete ve birbirimize Kürdlerin kendi dillerinde eğitim görmesinin de kendi kendilerini yönetmesinin de en tabii hakları olduğunu, PKK’ye de bu tabii hakları elde etmek için çatışmaya değil siyasete ihtiyacımız olduğunu kabul ettirdiğimizde mümkün olacak barış ya da çözüm. 

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89