• BIST 105.964
  • Altın 163,264
  • Dolar 3,9325
  • Euro 4,6364
  • İstanbul 12 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Berlin 10 °C

'Çatışma çıksın' diye el ovuşturanlar...

Oral Çalışlar

Gözler PKK’ya dikilmiş durumda. Kandil, silahı devreye soksun ve Türkiye yeniden bir şiddet sarmalı içine yuvarlansın diye bekleyenlerin sayısı az değil.

Bu felaket beklentisi üzerinden tehdit üretenler arasında Kürtlerin siyasi hakları için düne kadar çaba sarf etmiş, risk almış isimler de bulunuyor, “Kürtlerin yediği yenmez” diyen ırkçılar da... Oluşan koalisyonu garipsememek imkânsız.

Kandil’den gelen her tehditkâr ifade, “Yakarım ha!” diye yükselen her ses, bu ‘sıradışı koalisyon’un umudunu ateşleyebiliyor. Bir heyecanla, “Göreceksiniz, Kandil İmralı’yı dinlemeyecek” tahlilleri devreye giriyor. Hükümete her sinirlenen, çareyi Kandil’den gelebilecek şiddet çağrılarında arıyor.

Öcalan’ın geliştirdiği ‘silahlı mücadeleden siyasi mücadeleye geçiş’ stratejisi, genel tepkisel ruh haline hiç denk düşmüyor ve Kürtler tarafından her gün daha çok benimseniyor. “Şimdi silahı patlatırlar” diye bekleyenlerin kafası karışıyor. Eskisi kadar iddialı konuşamıyorlar. Örneğin ‘Öcalan-PKK ilişkisi’ konusunda, istemeye istemeye, daha ihtiyatlı bir dille yetiniyorlar.

Van milletvekili DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk, Taha Akyol’a yolladığı çok tartışılan mektupta, çözüm sürecini şöyle tanımlıyor: “Öncelikle belirtmeliyim ki, çokça tartışılan geri çekilme konusu, durdurulması kararına rağmen, aşama itibariyle artık teknik-sayısal bir sorundur. İşin esası şu: Kürt hareketi teorik ve politik olarak Newroz’da okunan mektubun ruhuna uygun davranacak, davranıyor. PKK, süreci hiçbir şekilde bitirmez. (...) Savaş seçeneği önümüzdeki birkaç yılda işlem dışıdır. Mukabele-i bilmisil amaçlı silahlar patlasa bile, savaşa kimse kalkışmaz. Çünkü bu felaketimiz olur!..”

Tuğluk da barış sürecinin bazı çevreleri mutlu etmediğinin farkında. Bu çevrelerden gelen eleştirilere karşı Öcalan’ın tutumuna dikkat çekiyor:

“Öcalan’ın özgürlükçü, sol ve Türkiye demokrasi güçleriyle stratejik ittifak yaklaşımını sezen hamasi Kürt milliyetçileri ve Kürt ‘siyaset sınıfı’ şimdiden ‘mevzi savaşı’ başlattılar. (...) Bilinmeli ki ‘çözüm süreci-AKP denklemi’ üzerine konuşmak bir hatadır. Bedeli ağır olur. ‘Çözüm süreci ve Türkiye’nin geleceği denklemi’ üzerinde konuşmak, tartışmak ve davranmak gerekiyor.”

Tuğluk, değişimi ve çözümü hükümetle sınırlı bir denklem üzerinden okumanın yeterli ve doğru olmadığını ifade ederek soruna daha geniş bir çerçeveden bakmayı öneriyor. “Bu hükümet çözemez” diyerek umutsuzluk üzerinden siyaset yapmak yerine, genel bir demokratik Türkiye bakış açısının öne çıkması gerektiğine vurgu yapıyor. 

Yeni barış enerjisi

Tabii bizi asıl ilgilendiren şu: Kürt hareketinin silahı bırakma kararını açıklaması, yeni bir toplumsal enerji imkânı yarattı... Bu enerji hem Kürtleri hem de Türkiye’nin bütününü olumlu yönde etkiliyor. Şimdi yapılabilecek en önemli şey, demokrasi paketinin mümkün olduğu kadar olumlu yönde çıkabilmesi için demokratik baskıyı arttırmak; çıkacak paketi, çatışmanın, öfkenin diliyle değil demokratik siyasetin diliyle tartıp biçmek.

Selahattin Demirtaş ve Pervin Buldan, bu yazı yazıldığı sırada henüz Kandil’den dönmemişti. Ne olursa olsun, şunu net bir şekilde söylemeyi sürdürebiliriz: Öcalan’ın çizdiği ‘silahtan siyasete geçiş’ stratejisi sürecek...

Kürtler, bölgenin yeni ve en dinamik aktörleri olarak engelleri aşarak sahnedeki yerlerini alıyorlar...

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89