• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • İstanbul 7 °C
  • Diyarbakır 3 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 9 °C
  • Berlin -1 °C

Çarşaflı Kürtler İran’a!

Hamid Omeri

Baktığımız pencereden başka pencereler de bakar hayata. Sadece bizim girdiğimiz kapılardan hayat denilen eve girilmez. Başka pencereler de vardır yıldızları gösteren; ayın ve güneşin görkemini gösteren. Yaşamın ne kadar da güzel olduğunu kavratan başkaca düşünceler de vardır. Sadece bizim inandıklarımız yok çünkü sadece biz yaşamıyoruz yeryüzünde. Bir sarhoş bize hayatın hakikatini gösterebilir, bir dervişin gösterdiği gibi. Sarhoş bunu kendi özel dünyası ile yapar. Kendi dili, sesi ve müziğiyle. Birçoğumuz okumuşsuzdur Suç ve Ceza'yı. Orada hakikati gösterenin sadece Raskolnikov olmadığını aynı zamanda Marmeladov'un da olduğunu.

Bu hafta sonu her yağmurda gariplere ve evsizlere ağlayan arkadaşımın önerisiyle İran sinemasının önemli filmlerinden Marmoulak'ı(Kertenkele) izledim. “Allaha giden yollar insanların sayısı kadardır”ı merkeze alan film, İran rejimine inceden inceye yaptığı sağlam eleştirilerle örülü. Filmi izlerken her nedense son günlerde Batman'da çekilerek servis edilen bir fotoğraf karesi üzerinden koparılan fırtınaları düşündüm. Çarşaflı 144 kadın için eğitimlerini tamamlaması nedeniyle düzenlenen törenle “icazet” verilmişti. Hizbullah'ın da içinde olduğu diğer Kürt örgütlerinin de etkisiyle ne yazık ki sayıları azalmış Kurdistan Medreselerine uzak olmayan ya da bir ölçüde haberdar olanlar yılın belli dönemlerinde Medreseler'de gerçekleşen İcazet törenlerini bilirler. Feqiler(öğrenciler) saf şeklinde gelenleri karşılar ve onlarla birlikte medreseye kadar yürürlerdi. Dualarla eğitimlerini tamamlayan Feqiler icazet alırlardı. Batmadaki bu tören bir yönüyle böylesi bir törendir ancak pek haksız olmayan bir algıdan dolayı beni üzmüş olsa da ne yazık ki hoş olmayan bakışlarla çok farklı okunmuş ve okunmaktadır. Ancak;

Hayatı sadece kendi doğrularından okuyan ve milletleri 'hakikatine' yani dillerine ve kültürlerine kör eden Kemalist düşünce Türkiye'de yıllar yılı kendisinden farklı düşünen insanlara büyük acılar çektirdi. Kemalist düşünce kendisi dışındaki bütün düşüncelerin gerici olduğunu ve bu düşüncelere bağlı insanları medeni etmek için de türlü türlü eziyetler uyguladı. Eğitim-öğretim kar etmeyince, hapishane, sürgün, işkence ve yasaklar. Bu yasak, şu yasak. Yasakların sonu gelmedi. 

Farklı düşünceleri ve düşünenleri büyük bir tehlike olarak gördüğü için bir solcularla mücadele etti, bir Alevilerle, bir dindarlarla. Her dönemde kendine bir düşman tayin etti ve onun üzerinden toplumu korkutarak yönetmeyi sürdürdü. Komünistleri Rusya'ya gönderme arzusundan vazgeçmeyen bu akıl tutulması Mollaları da hep İran'a göndermek istedi. Ne solcular Rusya'ya gitti ne de mollalar İran'a. Kemalist düşünce eridikçe eridi ya da köşesine çekildi. Kim bilir belki de 'lobi'den, 'kasa'dan ve 'kutu'dan sonra tekrar çıkagelir. Zira o aklı savuşturmak için uygulanan yöntemler ne derinlemesine sorgulanabildi ne de adilce yapılabildi. Kemalist düşüncenin Kürt ve Kurdistan'a dair olan mahkemesi kurulmadı; kurulmak istenmedi. Ak Parti ve 28 Şubat üzerinden kurulmaya çalışılanı da ne yazık ki aradan çok zaman geçmeden adalet tesis etmek için değil de iktidarı sağlamlaştırmak için yapıldığından çürük meyve gibi kokmaya başladı. 

İnsanın anlamından uzaklaşması böylesi bir şeydir işte. Kemalistlerin solcuları ve mollaları ülkelerinden başkaca ülkelere gönderme hırsı ve şiddeti Kurdistan'da da bir başka şekilde kendini hissettiriyor. Kurdistan'ın özgürleşme ve örgütlenme sürecinde Kurdistan'ın özgürleşemeyişinin nedenleri olarak belli başlı gerekçeler bulundu ve sorgulandı. Ağalar, Şeyhler ve bir bütün olarak adı konulan feodal düşünce. Halk içinde inançların sağlamlığından dolayı direkt söylenmese de dine karşı oluşturulan bariyer Kemalist düşünceninkinden belki de daha sert oldu. İnananlar bunu özellikle bu örgütlenmelerin içine girdiklerinde yaşadılar, hissettiler. İnanıyor olmak Kurdistandaki sol örgütler arasında bir eksiklik ve aşamamışlık olarak görüldü. Gariptir üzerinden yıllar geçse de hala aynı yaklaşımlar sergileniyor. Kurdistan için İslami çizgide hareket eden bir İnisiyatifle müzakere yapılamasını dahi içlerine sindiremeyen ve kabullenemeyen siyasi yapılanmalar hala başarılı olacağına inanıyor. PKK'nin bu konuda 90 sonrasında peyder pey bu düşüncesini yumuşatması ve ılımlı politikalar izlemesi Kurdistan için olumlu ve stratejik bir hamle olmuştur. Özellikle Öcalan'ın Demokratik İslam Kongresi teklifi şu Malazgirt'ten beri kardeşiz tehlikesinin farkında olmak şartıyla faydalı olabilecek bir tekliftir.  

Fotoğrafa dönecek olursak 'Hizbullah'ın bir dönem yaptıklarının bu fotoğraf üzerinden dile gelen söylemlere etkisini kabul etmekle birlikte Kemalist düşüncenin Kurdistan'a öyle ya da böyle sızmış olduğunu düşünüyorum. Hizbullah'ın partileşmesini Kurdistan için olumlu bulsam da Batman'da, Silvan'da, İstanbul'da ve diğer yerlerde gerçekleştirdiklerinden dolayı Kürde ve Kurdistana sadece özür borçlu değildir. Hizbullah konuşmak ve açılmak durumundadır. Birilerinin siyaseti sadece kendisine has kılması gibi Hizbullah da İslam'ı kendisine ait kılma hastalığından kurtulmak durumundadır.  

Ve elbette Kürtler de düşüncelerini özgürce ifade edeceklerdir ve etmelilerdir. Ancak geçmişin acılarından dolayı yapacakları değerlendirmeler bugünü ve yarını kuşatmamalıdır. Fiilden ve sözden neşet eden mananın önemli olduğunu bilmeli ve 'algı'dan dolayı çarşafa dair edilen sözlerin bir bağlamının olduğunu hesaba katmalıdır. Çarşafı seversiniz sevmezsiniz ya da çarşaf eskiden bu topraklarda yoktu vardı tartışmasından ziyade bugüne bakmak herkes için daha faydalı bir mülahaza olur. Kurdistanda çarşaflı kadınlar vardır ve pek muhtemeldir olmaya devam edecektir. Demokrasiye inanmış insanların sadece kendi düşüncelerini değil kendilerinden başkaca düşünen insanların düşünce, inanç ve tercihlerini de korumanın demokratik duruşları gereği olduğunu bilmeleri gerekir. Bir diğerinin hayatına müdahale etmediği sürece herkes tercihlerinde özgür olmalıdır ve bu tercihlerin güvencesi de özgür düşünen demokrat insanlar olmalıdır. Gelin Kemalist aklın Kurdistan'da boy vermesine izin vermeyin ve bir zamanlar Komünistleri Moskova’ya, mollaları ise İran'a gönderenler gibi davranmayalım. Kurdistan, üzerinde yaşayanların özgür bir şekilde tercihlerini, inançlarını yaşayabilecekleri bir ülke olmalıdır. 

  • Yorumlar 3
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89