• BIST 106.711
  • Altın 143,580
  • Dolar 3,5587
  • Euro 4,1404
  • İstanbul 33 °C
  • Diyarbakır 37 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 36 °C
  • Berlin 24 °C

Büyük maçın sokaktaki sonucu: Açılım:1 Darbe:0

Ece Temelkuran

Geleceğimizin teminatı olan gençlerin yabancı ideolojilerin etkisinde birer anarşist olarak yetişmesini engellemek için elimizden gelen tedbirleri alacağız.” Kenan Evren

Ermenistan-Türkiye maçına saatler varken, yeşil Bursa hiçbir maçta olmadığı kadar sessizken, binlerce polis bütün şehri ablukaya almışken, Sarkisyan ve Gül iki halkın dostluğunu teyellemeye çalışırken ve seyirciden daha kalabalık medya ordusu kameralarıyla stadyumda tetikteyken... İşte tam o esnada, Barış ve Eyüb, şehrin gri-sarı ara sokaklarından birinde, sessizce, kimse görmeden kafa tokuşturdular. Küçükler, okuldan çıkmış, internet cafe’nin önünde birikiyorlardı, akşamki maç için ‘abilerin’ siyah poşetlerde getirdiği takımın yeni atkıları merak ediyorlardı. Yeşil-beyaz, taze atkıların üzerinde şöyle yazıyordu:

“Adı aşk bu eziyetin! Teksas-Bursaspor”

Az ülkücü ama gururlu

“Nasıl abla? Süper di mi? Yeni bunlar?”

Eyüb, 23 yaşında. Liseyi altı yılda zor bitirmiş’ Eyüb, gururlu. Akşamki maça ‘seçilenler’ arasında çünkü. “Nasıl oldu?” diyorum. “Ülkücüleri almadılar abla” diyor ve fakat yanlış anlaşılmasın diye ekliyor:

“Tabii yani biz de ülkücüyüz ama...”

Ama?

Ama biz az ülkücüyüz. Öbürkülere bilet yok zaten.”

Ve hararetle anlatmaya başlıyor:

Yani gelsinler tabii Ermeniler filan. Yani bize farkmaz. Ama bu Azerbaycan bayrağı meselesi...”

Aniden, kendiliğinden sinirleniyor:

Sokacağız tabii bayrağı sonuçta!”

Coşkulu bir gururla söylediğine göre Azerbaycan-Ermenistan hadisesine hâkim. Açıklıyor:

Olay şöyle abla. Şimdi bu Ermenilerle Azerilerin arası şey ya... Biz de yani tabii Türküz sonuçta... Yani şimdi bu protokoller filan... Yani iyi olmadı... Yani biz Türküz, anladın mı? Yani işte biz sokacağız bayrağı sonuçta!”

‘Psikopatız biz!’

Sonuçta Eyüb, 23 yaşında olarak ‘mahallenin abisi’. Sonuçta yani, gururla gitmemiş üniversiteye, gururla ‘Eğiteceğiz onları da’ diyor kendinden küçük oğlan çocuklarına bakıp. Ahmet’i gösteriyor, kardeşi, 14 yaşında. Yine gururla söylüyor:

“Bu 10 gün okula giderse 30 gün gitmez. Ama sor kimle oynadı Bursa son maçı diye. Sor bak!”

Soruyoruz. Ahmet’ten otomatik geliyor cevap:

Manisa!”

Beşiktaş’tan intikam, şundan bundan öç muhabbeti arasında, bu durumdan anladıklarım sonucu soruyorum Ahmet’e:

Gidiyor musun ocağa?

Kimse ne ocağı, hangi ocak diye sormuyor elbette. Ahmet, büyük adam havasıyla cevaplıyor:

Yaza” diyor, “İnşallah!”

“En son hangi kitabı okudun?” diyorum Ahmet’e. Karşılık olarak ‘abi’ Eyüb’den gururlu bir kardeş tanıtımı alıyorum:

Çok psikopattır bu!”

Ahmet, kitap sorusuna gülüyor hâlâ, ne saçma bir soru o öyle! Hiç böyle soru sorulur mu! Peki şunu soralım o zaman: Akşama küfürler hazır mı? Hepsi gülüyor. “Sürpriz” diyor Eyüp ve 80’li yılların hepimize öğrettiği üzere yapması gereken resmi açıklamasını yapıyor:

“Sarı Gelin türküsünü söyleyeceğiz.”

Sözlerde manidar değişiklik var mı peki?

Bir şüpheli gülüşme... “Birer anarşist olarak yetişmemiş” gençlik, Bursa’nın ara sokaklarında, internet cafe’lerin, kahvelerin önünde öbek öbek kafa tokuşturuyor. Özenle seçilip bilet dağıtılmış ‘az ülkücüler’, biletsiz kalmış ‘çok ülkücülere’ biletleriyle hava atıyor ve diplomasiyle teyellenen dostluk arka sokaklarda sadece küfürleri yumuşatıyor.

Dostluk sıkıyönetimi

Şehirde bir sıkıyönetim havası. Beyinlerine, 80 darbesinin şoven cümleleri kazınmış, ‘Ermeni dölü’ diye sıra sıra dizilen ölüleri televizyonda gururla izlemeyi öğrenmiş gençler, yeni ‘açılım’ durumuna alışmaya çalışıyor. ‘Açılımlar’ barışın kırılgan dilini ülkeye yerleştirmeye çalışırken, ‘her türlü tedbir alınarak’, itinayla yetiştirilmiş bir kuşak, yapılmak için kuruldukları şeyi kurmalı bebekler gibi yapıyor: Öfkeleniyor, nefret ediyor, düşünmüyor, bilmiyor. İşin doğrusu, gururla yaptıkları, hep desteklenen bu hareketlerinin artık neden geçer akçe olmadığını da anlamıyorlar. Niye şimdi onlara bilet verilmiyor?

Tuhaf bir durum: Sıkıyönetimin ürettiği kuşağa karşı şimdi sıkıyönetim uygulanıyor. Ne diyeceğimizi bilmediğimizde İstiklal Marşı okumayacak mıydık? Dış mihraklardan nefret etmeyecek miydik? Her Türk asker doğmaz mıydı? Ermeniler, Kürtler bu ülkeyi bölmeyecek miydi? Biz onları gördüğümüz yerde zımbalamayacak mıydık? E peki o zaman şimdi niye bizi oyunun dışında bıraktınız?

Bursa’da, maçın sonucu Darbe:1 Açılım:0 olmasın diye, binlerce polis, parçalı bulutlu bir havada adı konmamış bir sıkıyönetimin nöbetini tutuyor.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89