• BIST 97.484
  • Altın 144,385
  • Dolar 3,5643
  • Euro 3,9997
  • İstanbul 21 °C
  • Diyarbakır 15 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 26 °C
  • Berlin 24 °C

Burkay’ın dönüşü ya da farklılıklarımız…

Fehim Işık

PSK’nin eski lideri şair, yazar Kemal Burkay 31 yıllık sürgünden sonra geri döndü. Geri dönüşü büyük bir ilgi gördü. Bu ilgi sonrasında, özellikle sosyal medyada büyük çoğunluğu uç noktalarda olan epeyce yoruma rastlamak mümkün. Burkay’ı AKP’li ilan edenler mi dersiniz, MHP cephesinden bakıp Burkay’ın dönüşünü Türkiye’yi parçalama girişiminin yeni Habur’u biçiminde değerlendirenler mi dersiniz; ne derseniz deyin sonuçta yorumun bini bir para.

Elbet bu tür uçta gezen yorumların yanı sıra aklı başında değerlendirmeler de yok değil. Özellikle Oral Çalışlar, Burkay’ı alabildiğine objektif yansıtmaya büyük bir özen gösteriyor. Hatta belki de Türkiye siyasetini iyi bilen, medyasını iyi tanıyan biri olarak Burkay’ın mihmandarlığını da yapıyor diyebiliriz. İyi de yapıyor.

Burkay Türkiye’ye dönmeden önce de, döndükten sonra da her açıklamasını, her yazısını takip edenlerdenim. Zaman zaman yorumlarında karşı çıktığım yerler olduğu gibi, hah işte aynen budur, dediğim değerlendirmeleri de oldu. Örneğin seçim döneminde HAK-PAR’ın bağımsız Kürt adayları desteklemesine karşı çıkmasını anlayamamış ve yanılabilirim ama, bunun nedenini de daha çok ülkeden uzak olmasına bağlamıştım. O HAK-PAR’ın seçimlere kendi kimliği ile katılmasından yanaydı. Bu olmayınca, “HAK-PAR yanlış yaptı,” diyerek seçimleri protesto etme anlamına gelecek düşüncelerini dillendirdi.

Elbet zaman zaman AKP’ye gereğinden fazla güven duymasını da yadırgadım. Örneğin bazı yazılarında AKP’nin “Demokratik Açılım” politikasına hak ettiğinden fazla değer biçti. Neyse ki AKP’nin pragmatizmi, “Demokratik Açılım”ın giderek “Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi”ne dönüşmesi, Başbakan’ın dilinden düşürmediği “Tek Millet, Tek Devlet, Tek Bayrak” söylemleri Burkay’ın AKP’nin politikalarına hak ettiğinden fazla değer vermesinin önüne geçti.

Tüm bunlar bir yana; kanaatimce esas olan bu geri dönüşten Kürtlerin ne gibi sonuçlar çıkarması ve durumu nasıl kendi lehine çevirmesi gerektiğini tartışmaktır.

Yıllardan beridir yazarım; kabul edin ya da etmeyin ülkede sıcak gündemin içinde olmak ile dışarıda olmak değerlendirmelerimiz üzerinde de etkili olabiliyor. Siz bir hareketin lideri olsanız bile en nihayetinde sıcak gelişmeleri ülkedekiler kadar yakından izleme olanağınız yok. Fiziki değişim bir yana, 31 yıldan bu yana korkunç bir sosyal ve siyasal değişim de var. En azından 30-35 yıl önce, gençliğimizin ilk yıllarında kahveye giderken paramızın olup olmadığına bakmazdık. Bilirdik ki paramız olmasa bile kahvede içecek bir çayımız vardı. Oysa şimdi öyle mi? En yakın dostunuz bile paranız yoksa size sırtını döner, görmezlikten gelir. Artık eskisi kadar komün değiliz; hatta alabildiğine bencil bireyleriz. Hele birimiz düşmeye görsün, bir tekmeyi de biz basarız.

Belki acımasız bir yorum ama bugün ne yazık ki böyle.

Bu örnek bile değişimin ne düzeyde olduğunu göstermeye yeter bir örnektir.

Madem bunca büyük değişimin yaşandığı, eski siyaset tarzlarının ve dengelerinin yerini yeni siyaset tarzları ve dengelerinin aldığı bir dönemdeyiz, o zaman gardımızı da, safımızı da buna göre belirlemeliyiz. Hiçbir şeye gücümüz yetmezse bile en azından Kürtlerin özgürlük mücadelesinin aleyhine olacak, olabilecek tavırlardan kaçınmalıyız.

Tüm bunları yazarken, elbet derdim Kemal Burkay’a veya onu AKP yanlısı gibi göstermek isteyenlere akıl vermek değil. Ne Burkay’a, ne de Burkay’ı AKP’li gibi gösteren, görmek isteyen Kürtlere akıl vermek işim de değil, haddim de değil. Üstelik bunların çok da benim aklıma ihtiyaçlarının olmadığını biliyorum. Ama tüm bunlardan şu sonucun çıkarılması gerektiğine inanıyorum: Sonuçta bugün Kürt hareketi eğer hala istediğini elde edebilmiş değilse, bunun en önemli nedenlerinin başında hem yaşanılanları kendi gerçekliği dışında değerlendirmemiz, hem de farklılıklarımızı giderek yok etmemiz, köreltmemiz gelmektedir. Demokratik bir düzeni hedefleyen bizler, ne yazık ki kendimiz gibi düşünmeyen herkesi tu-kaka ettik ve bu konuda alabildiğine ustalaştık.

Bu minvalde ben hem Burkay’ın, hem de farklı görüş ve yaklaşımları olan her Kürt bireyi ve yapılanmasının Kürtlerin bir zenginliği olarak değerlendirilmesi gerektiğini düşünenlerdenim. Beğeniriz ya da beğenmeyiz, Burkay, Kürt ulusal hareketinin önemli aktörlerinden biridir. Burkay’ı bir nebze de olsa tanıyan biri olarak 50 yıllık bir mücadeleden sonra kişisel ikbal peşine düşmeyeceğine, Kürt ulusal hareketinin aleyhine bir tutum içine girmeyeceğine de inanırım.

Burkay’ın hassas bir dönemde dönüş yapması nedeniyle özellikle döndükten sonraki her açıklamasını daha bir dikkatle izledim. Geçtiğimiz akşam CNN’de Ahmet Hakan’ın Tarafsız Bölge programında da neredeyse her sözcüğünü not ettim. Başarılı bir program olmasının yanı sıra Burkay’ın her kelimesini seçerek dillendirdiğini, tüm program boyunca da ağırlıkla kendini anlattığını söylemek mümkün. Bir siyasetçi açısından da en doğru olanın kendisini anlatması olduğuna inanırım. Burkay’da ağırlıkla bunu yaptı. PKK ile farklarını ortaya koydu; yakınlaşma dönemlerini ve yakınlaşmanın nedenlerini açtı; Kürt sorununun çözümü için yapılması gerekenleri kendi penceresinden paylaştı. Elbet Kürt hareketinin diğer kesimlerine özellikle de PKK’ye eleştirilerini yöneltti; AKP politikalarını da eleştirdi; ama en önemlisi Kürt hareketinin diğer kesimlerine karşı da, çözümün diğer tüm aktörlerine karşı da hep yapıcı ve mülayim bir tutum içinde oldu.

Burkay elbet PKK’den, BDP’den ayrı düşünüyor. Bu nedenle onun bir PKK’li ya da BDP’li gibi davranmasını bekleyemeyiz. Hatta bırakın PKK veya BDP'yi zaman zaman kendine yakın gördüğü HAK-PAR’la, hatta kendisi gibi düşünen yol arkadaşlarıyla da farklı yaklaşımlar gösterebilen biri, Burkay.

Burkay’ın dönüşünü ve açıklamalarını bu yönüyle değerlendirdiğimizde bir kez daha görüyoruz ki Kürt hareketinin en büyük ihtiyacı farklılıklardır; farklılıklara tahammül göstermektir.

Ne yazık ki Kürt hareketindeki farklılıkları el birliğiyle yok ettik; aydınlarımızı, sanatçılarımızı, yazarlarımızı adeta hadım ettik. Hadım etme girişimlerini, aynı düzeyde olmasa bile PSK'sinden PKK'sine, BDP'sinden HAK-PAR'ına, neredeyse her Kürt hareketinde gördük. Üç kişilik örgütlerimiz bile birbirlerinin başının etini yemekten, birbirlerini hadım etmeye uğraşmaktan Kürt halkını özgürleştirmeye ne yazık ki zaman ayıramadılar.

Bugün ise bize gerekli olan Kürtlerin tüm kesimlerinin, farklılıklarıyla birlikte bir arada olmasını savunmak ve hatta mümkünse bu biraradalığı sağlamaktır. Kendine aydınım, sanatçıyım, yurtseverim, yazarım, duyarlıyım velhasıl kelam Kürdün özgürlük mücadelesinin yanındayım diyen her bireyin, her kesimin bu farklılıkların bir araya gelmesini zorlamada, en azından birbirlerine bel altı vurmalarını önlemede payları olmalı.

Hal böyle iken yazımın ilk cümlelerinde de dediğim gibi, özellikle Burkay’ın gelişinden sonra sosyal medyada, Kürtler arasında, Kürt gençleri içinde karşılıklı bel altı vuruşlar alabildiğine arttı. Belki bu türden bel altı vuruşlar facebook'ta, twitter'de reyting yapar. Ama emin olun, bunların hiç biri Kürt hareketinin işine yaramaz. Tam aksine Kürtleri kendi içinde çatıştırmak isteyenlerin ekmeğine yağ sürer.

Madem Burkay geri döndü ve sorunsuz bir biçimde Türkiye’deki siyasal yaşama dahil oldu; benim de ikrar etmemde sakınca yok. Burkay’ın düşüncelerini ta 1975-76’larda, daha 14-15 yaşındayken benimseyerek siyasete başlayanlardan biriyim. 12 Eylül büyük bir cendereydi ve hepimizi ezip geçti. Kopan ilişkilerimizi 1987’lerden itibaren tamir etmeye başladık ve ilişkilerimizin düzene girmesinden, özellikle de 1989’dan sonra Burkay’ın siyasi çizgisinin yürütücülüğünde farklı düzeylerde sorumluluklar da üstlendim. Yaklaşık oniki yıl önce de ağırlıkla ilegalizme olan inancımı yitirmem nedeniyle eski siyasi geleneğimle yollarımı ayırıp onlarla dost kalmayı yeğledim.

Bugün eski yoldaşlarımla benzer birçok yanım olduğu gibi elbet farklı yaklaşımlarım ve bakış açılarım da var. Ama şunu da hiç unutmam; Burkay en azından 50 yıldır bu mücadelenin içinde olan biri. Biz Kürtler bu deneyimden/birikimden yararlanmanın, bu deneyimi/birikimi daha etkili bir biçimde, Kürt hareketini ayrıştırmadan, tam aksine onu zenginleştirecek, bütünleştirecek, güçlendirecek bir yaklaşımla Kürt sorununun adil, demokratik, barışçıl çözümünün hizmetine sunmanın yollarını aramalıyız ve bulmalıyız.

Yoksa her farklılığımızı tu kaka ederek bir yere varacağımız yok.

  • Yorumlar 11
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89