• BIST 89.282
  • Altın 145,897
  • Dolar 3,6363
  • Euro 3,8917
  • İstanbul 11 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 14 °C

Burada, yerimizde kalacağız*

Hilal Kaplan

6 Eylül 1955 gecesi, yağmacılar tarafından tahrip edilen yerlerden birisi de Embros (İleri) gazetesinin matbaasıydı. Aldığı zarardan ötürü sekiz gün yayın yapamayan gazetenin, tekrar yayına başladığı 15 Eylül 1955 günü yayımlanan başyazısı şöyleydi:

'Burada, yerimizde kalacağız. Kiliselerimizi yeniden yapmak, ölülerimizi gömmek, okullarımızı, işyerlerimizi, evlerimizi toparlamak için düştüğümüz yerden doğrulacak ve yerimizde kalacağız.

Doğduğumuz, büyüdüğümüz, dedelerimizin ve babalarımızın şimdi kırık dökük de olsa mezarlarının bulunduğu bu ülkede kalacağız, kırık mezarlardan, harabeye dönmüş kilise, okul, dükkân ve evlerimizden yeni bir dünya yaratacağız. Sebat ve cesaretle o harabelerin arasında yine yaşantımızı düzene koyacağız.

Sesimizi yükselteceğiz ve başımıza gelen bu felâketin gelmemiş olması gerektiğini haykıracağız. Üzerinde yaşamakta olduğumuz ve bizim de vatanımız olan bu ülkede rehine ya da esir olmadığımızı ve bazıları bizi kovmak istiyor diye gitmek zorunda olmadığımızı haykıracağız. Burada kalacağız. Büyük bir çınarın toprağı kökleri ile sarması gibi, bu ülkede köklerimiz olduğunu devamlı söyleyeceğiz. Dallarımızı budayabilirler ama yaşlı ağacımızın köklerine kimse ulaşamaz.

Bizler bu ülkede lütuf ve keyfi kararlarla kalmıyoruz. Kalmaya hakkımız olduğu için buradayız. Devletin bizi korumasını istemiyoruz. Ancak bu ülkenin vatandaşları olarak devlet kavramının korunmasını istiyoruz.

Güvenlik olmayan bir ülkede devlet kavramından söz edilemez. Türk devleti var oldukça onun içinde bizler de olacağız.

Yaşadıklarımızı unutacağız ve burada kalacağız. Ancak yarınımız için garanti istiyoruz. Tanrı'nın manevi desteği ve devletin koruması ile Rumlar kısa zamanda kendilerini toparlamayı başaracaklardır.'

'Burada, yerimizde kalacağız' demişlerdi ama olmadı. Bugün Türkiye'de toplam 80.000 azınlık vatandaşımızın yaşadığı tahmin ediliyor. Rum nüfussa, bunun en küçük olan kısmına, yaklaşık 2.000 kişiye tekebül ediyor.

'Laik' cumhuriyet ve azınlıklar

Azınlıklara 'laik'lerin yönetiminde 'laik cumhutiyet'in yaptığı eziyet eşi benzerine az rastlanır cinstendir. 1934 Trakya pogromuyla başlayan 'azınlıkları elimine etme' sürecinde, iki yılda yaklaşık 1.200 Yahudi vatandaşımız Filistin'e göç etti.

Azınlıklara en ağır darbelerden birisi 1942-44 arasında uygulanan 'Varlık Vergisi'ydi. 'Laik cumhuriyet', vergi düzenlemesini (M) Müslüman, (G) gayrimüslim, (E) ecnebi ve (D) dönme olarak sınıflandırdı. Ve pek çok azınlık mensubundan haksız oranlarda vergi toplandı. En vahimi, varlık vergisi uygulamasına karşı çıkan 1229 kişinin Erzurum Aşkale'deki bir 'çalışma kampı'na zorla yollanmasıydı.

Yine girişte bahsettiğimiz ve iki günlük bir yağma ve terör süreci olan 6-7 Eylül, âdeta azınlıklara verilmiş bir gözdağıydı. 1964'teki nüfus mübadelesi sayesindeyse, Rum nüfus gittikçe artan oranda eridi. Ermenilerin 'icabına' ise zaten 1915'te bakılmıştı. 1960 darbesinden birkaç yıl sonra, Türkiye artık azınlıkların kayda değer bir nüfusunun kalmadığı, dolayısıyla devletin asimilasyoncu ve baskıcı politikalarının 'meyve'sini verdiği yeni bir döneme girecekti.

Demokrat Parti ve azınlıklar

Bu bağlamda Demokrat Parti (DP) dönemi ve Ak Parti dönemi, tüm hata ve eksiklerine rağmen, bakış açısı müsbet iki istisnadır. Hatta DP'nin karnesi, bu bağlamda Ak Parti'den daha parlaktır. Sıralamak gerekirse:

Azınlık okulları ile ilgili düzenlemeler Lozan Barış Antlaşması'nın azınlıklar komisyonundaki 37–45. madde hükümlerine uygun olarak yapıldı. Yangın ve işgaller dolayısıyla hizmet kayıtları kaybolan azınlık okulları öğretmen ve yöneticilerine Haziran 1950'de belgeleri tanzim edildi.

27 Mayıs 1955 tarihinde azınlık okullarında görevli öğretmenlerine maaş iyileştirilmesi yapıldı. Böylelikle, o zamana dek, Türk okullarında çalışan meslektaşlarından daha az maaş alan azınlık okulu öğretmenleri aynı özlük haklarına kavuştu.

DP iktidarı döneminde Heybeliada Ruhban Okulu yüksek okul statüsüne dönüştürülerek iyileştirme yapıldı.

Langa Özel Rum Azınlık İlkokulu DP'nin izniyle 1952'de açıldı.

DP döneminde, Fener Rum Patrikhanesi, Ermeni Patrikhanesi ve Yahudi Hahambaşı ile ilişkiler önemli bir mesafe katedildi.

6 Haziran 1952'de, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak Adnan Menderes, Patrikhane'yi ziyaret eden ilk ve tek başbakan oldu.

DP döneminde Ermeni, Rum, Yahudi dini liderlerin seçimleri konusunda Lozan Antlaşması çerçevesinde hakları verildi.

Azınlık cemaatlerinden 12 milletvekili, DP çatısı altında Meclis'te hizmet etti, hatta Menderes'le Yassıada'nın yolunu tutan bile oldu. DP İstanbul milletvekili Zakar Tarver, Yassıada'da gördüğü işkencelerden ötürü vefat etti.

On yıllık DP iktidarındaki diğer azınlık vekillerini saymak gerekirse: Salamon Adato, Andre Vahram Bayer, Ahilya Moshos, Aleksandros Hacopolos, Henri Soryano, İzak Altabef, Yusuf Salman, Mıgırdıç Şellefyan, Hırıstaki Yoannidis, Danyal Akbel, Pertev Arat.

Bunları neden mi hatırlattım? Merhum Menderes'i hayırla yâd eden herkes, bu geçmişi ve burada, yerinde kalamayanları da anımsamalı diye düşündüm.

*Ahmet Yaşar Akkaya'nın 'Menderes ve Azınlıklar' kitabından istifade edilmiştir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89