• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 12 °C
  • Berlin 3 °C

Bugün Kürt tarihinin önemli bir sayfası yazılıyor

Ömer Ağın

Sayın Öcalan, tüm Ortadoğu halkları için “sınırları” anlamsız kılacak bir programatik hedef ve ona silahsız yoldan ulaşma yolunu ortaya koydu. Bu hedefin daha şimdiden bölge halkları için büyük bir umut yarattığı ortadadır. Irkçı, şoven kesimlerin ve kendisine sol diyen kimi fanatik, dogmatik ve naif çevrelerin dışında toplumun tüm sağduyulu kesimleri Türkiye’nin en önemli sorunu olan Kürt sorununun diyalog ve müzakereyle çözülmesini hararetle destekliyor. Hiçbir zaman unutmamak gerekir ki, bir sorunu barışçı demokratik yöntemle çözmek çok zordur. Başta Abdullah Öcalan olmak üzere, Kürt Özgürlük Hareketi ve bir bütün olarak Kürt halkı, zor ama hümanist bir çözüm yolunu seçmiştir.

Evet, her barış sürecinde olduğu gibi, bizim sürecimizde de iki taraf var. Taraflar arasında kıyaslama yapıldığı zaman ortaya çıkan durum şu: Devlet ve hükümet tarafı; Ortadoğu’daki gelişmeler, ABD’nin uyarıları ve geçen yıl yeni bir aşamaya yükselen gerilla mücadelesinin bu yıl Türkiye için zor sonuçlar doğuracağının görülmüş olması nedenleriyle barış görüşmelerini başlatmak gereğini anladı. Kürt tarafı ise; 1993 yılından beri Kürt sorununu silahsız, barışçı, siyasi yoldan çözmek için defalarca ateşkes ilan etti. Neden ne olursa olsun barışçı çözüm sürecine girilmiş olması her iki taraf için de sevindirici ve vazgeçilmezdir. Çünkü barışçı demokratik çözümler her zaman başta insan etmeni olmak üzere üretici güçlere en az zarar verendir. Taraflar arasında güven duygularını güçlendirir ve toplumların psikolojik ve sosyolojik olarak kaynaşmasına katkı yapar. Daha da önemlisi barışçı çözüm yöntemleri en başta toplumsal gelişme yasalarını içselleştirerek topluma estetik bir ruh kazandırır. Çünkü bilimsel gelişme yasaları olmadan, yaşamı öğrenmek, tanımlamak ve değiştirmek mümkün değildir. “Politika ekonominin yoğunlaştırılmış biçimidir” yasası doğruysa, ki bize göre doğrudur, o zaman barışçı demokratik çözüm yöntemi de politikanın yoğunlaştırılmış halidir.

Pratik olarak bakarsak, buradan çıkan sonuç şudur: Birincisi, gerilla sınır dışına çekileceğine göre, devletin ve hükümetin yeniden barış şartlarını bozmasını önleme görevi ağırlıklı olarak BDP’ye düşmektedir. Bu da partimizi güçlendirmek için olağanüstü önlemler almayı ve kitle içindeki örgütlenme çalışmalarını yeni bir aşamaya yükseltmeyi gerektirir. Nereden gelirse gelsin çözüm sürecine yönelen ideolojik, politik ve fiili saldırılara karşı durmak sürecin ana görevdir. Açık ya da gizli, aleni ya da satır aralarıyla başta Sayın Öcalan’a ve Kürt politik değerlerine yönelen saldırıları göğüsleme döneminden geçiyoruz. Daha şimdiden çok net olarak görülüyor ki bu sürecin “tıkandığı” her yerde sorun Öcalan’ın müdahalesiyle aşılıyor. Bu doğaldır ve kaçınılmazdır. Ancak sürecin yükü başta BDP olmak üzere özgürlükten yana olan tüm kesimlere düşüyor. Kürtlerin, partimizin bu noktada sorumlu davranarak inisiyatif ve öncelik geliştirmesi gerekir. Ekonomik, kültürel ve politik sorunların çözümü için talepler öne sürerek mücadele etmek önem kazanmıştır. En basit talepler için ciddi kampanyalar yapmak BDP’nin ve Kürt halkının önünde duran önemli görevdir. Kürt halkının büyük kitle eylemleriyle kendini göstermesi gereken zamandır. Şimdi artık politika ve “örgüt” bu görev için gereklidir.

İkincisi, çözüm sürecini ve gerçekleşecek barışı garanti altına almak ise ancak demokratik bir anayasa ve ondan önce de “yol temizliği” ile sağlanır. Yapılacak olan anayasa, Kürt sorununu silahsız yoldan çözmemiz için gereken bütün özgürlükleri tanımış olmalıdır. Ancak o zaman demokratik bir anayasadan söz edilebilir. Herkesin içine sindireceği demokratik bir ülke bu yollarla sağlanabilir. Çözüm süreci boyunca yürüyecek olan müzakerelerin, aynı zamanda Kürtleri yeni bir döneme hazırlayan mücadele süreci olduğunu hiçbir zaman unutmamak gerekir. Kürtler bu süreçte hem çözümün önündeki engelleri kaldırmaya çalışacak, hem de bu aşamada kendini sarmalın bir üst halkasına taşımak zorundadır. Sayın Öcalan’ın, “yeni bir zihniyet değişikliği gerekir” demesindeki amaç bizce burada yatmaktadır. Bu sürecin temel esprisi Kürt sorununun çözümünü amaçlamış olmasıdır. O nedenle “gerillanın sınır dışına çekilmesi” ve tüm diğer düzenlemeler buna hizmet etmeye çalışacaktır. O nedenle barış süreci ya da çözüm diyalogları sadece “gerillanın kuzeyden” çekilmesine indirgenemez.

Yeni dönemin zorlukları ortada. Kürtlerin demokratik, barışçı siyasette de başarılı olabilmeleri için her zamankinden daha fazla mücadele etmeleri gerekir. Legal çalışmada “hantallık” yapma döneminin geride kalması gerektiğini biliyoruz. Yeni süreci özümsemek ve ona uygun politikalar geliştirmek Kürt halkına düşmektedir. Gelişmelerin hızının önüne geçmek ve politik yaşama yön vermek başta gelen güncel görevdir.

Evet, tarih yazılıyor. Daha doğrusu tarih yapılıyor. Kürtler bu tarihin hem nesnesi hem öznesidir. Bunun ne anlama geldiği başka bir yazının konusudur. Bu tespit duygu okşamasın. Tam tersine yeni dönemde Kürtlerin önünde duran çok ciddi zorlukları görmek gerekir. Milyonların demokratik çıkışları Kürt özgürlüğünün garantisi olacaktır.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89