• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 25 °C
  • Diyarbakır 26 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 29 °C
  • Berlin 16 °C

Bu ülkenin imanını ‘iktidar’ ile çaldılar

Ersin Tek

‘‘En ateşli devrimciyi alın, ona mutlak iktidar verin, bir yıl içinde Çar'dan daha beter olacaktır.’’ (Mihail Bakunin) 

Bu ülke insanının imanını ‘iktidara gelme hayalleri’ ile çaldılar. Gerçeğin en kısa ve en yalın ifadesi budur. 

Bu ülke, yalnız askerî ve iktisadî değil, iğrenç bir kültür sömürüsünün ve iktidar olma aldatmacasının cenderesinden geçmiştir. 

Yıllar yılı ezilen, horlanan, sistemin dışına itilmiş insanların rüyalarını, söylemlerini, gündemlerini iktidar olma laflarıyla doldurdu bazı kesimler. İktidar olma arzusuyla meydandan meydana, o ülkenin sorunundan diğer ülkenin sorununa sürükleyip durdular, bu ülke insanına her bedeli ödettiler…

 Böylece iktidara gelmek için, bu ülke insanının iman gömleğinden sıyrılmasını kolaylaştırarak, kendi asli ve iç sorunlarına, kendi hakikatine Fransız kalacak bir hale getirdiler. 

Her şeyin iktidarın (devletin, milletin) bekası için olduğunu dikte ettirerek; insanları milliyetçi, mukaddesatçı, statükocu zihniyetin alçak çukuruna ittiler. İnsanları bu alçak zihniyetlerine biat etmeye zorladılar. Her zulmü yaptılar. İnsanlardaki kin, nefret ve intikam duygusunu uyandırmak için etmedik oyun, çalmadık davul bırakmadılar. 

Bu yüzden bu ülke sürekli aynı kısır döngüyü yaşıyor kalbinde ve aynı yoldan yok oluşuna koşuyor. 

Kürt meselesi, demokratikleşme sorunu, özgürlükler sorunu ve yönetimin sivilleşmesi konusunda eskiye dönüyor. 

Uludere katliamı ve sonrasında yaşananlar; özür dilemesi gereken hükümet kanadının geldiği nokta, TSK’nın başındaki kişinin Ankara gazeteciye verdiği röportajda sarf ettiği cümleler, siyasete müdahaleler, Hrant Dink davasında mahkemenin verdiği karar, eskinin alışkanlıkları bütün bunlar ve acımasız ruhun geri döndüğünün işareti. 

Günlerdir yeraltından insana ait kafatasları çıkarılıyor. Geçmişteki ruhun ne kadar acımasız olduğunu ve ne kadar geri dönülmez sonuçlara yol açtığını gösteriyor bu… 

Bugün yine aynı ruh üzerimize kapaklanmaya çalışıyor, susmamızı, kabullenmemizi, iktidar aldatmacasına kanmamızı bekliyor bir daha. 

Hayır, kanmayacağız! 

Çünkü, 

İktidar, yurtlanmak, bir toprağa bağlanmak, hicret’in, yenilenmenin yüceliğinden mahrum kalmaktır, kendi kendini tüketmektir. 

İktidar yalnızca kendisi için bir yaşama alanı yaratan kirli bir yapılanmadır. 

İktidar zenginliğe tapar, bu durum onun varoluşundan gelir. Tüm bu kaos da, artan zenginliği elde tutmanın mücadelesi. 

İktidar, halkın günlük yaşama dalıp, oyalanmasına yönelik bir bilinçsizlendirme organizasyonun bir yönüdür. 

Hırs, ihtiras, körlük, acımasızlık iktidarın değişmez birer özelliğidir. 

İktidarda ikinci kişi yoktur, eleştiri yoktur, sevgi yoktur; ölüm, ezmek, yok etmek vardır, rakip vardır, rakip sevilmez ve yok edilir. 

Halkın rehberliğini üstlenmek adına vardır iktidar; trajik olan ise, her iktidarın bu rehberlikten kopup diktatörlüğe sürüklendiği gerçeği. 

Toplumsal tarih, bilinç, refah için mücadele etmez hiçbir iktidar; her şeyi kendi lehinde kullanmak ve dezenformasyon için çalışır sadece. Kurumlarını oluşturur bu yüzden. Kirlenmiş kurumlar ve kişiler. 

Aşk çaresizlikle başlar ve iktidarla biter, derler; oysa her iktidar aşkla başlar ve çaresizlikle biter. 

İktidar ağır bir seçimdir; sonsuz bir karanlığa boğulacak kadar ağır bir seçim. 

Her birey başkalarının iktidarında iktidarsızlığının oyuncağıdır; her iktidar da daha güçlü iktidarların iktidarında bir oyuncak. 

Omurgasında kibir/zulüm/sağırlık biriken her iktidarın sonu tarihin çöplüğüdür; Allah kimseyi unutmaz ve zirvede tutmaz çünkü…

  • Yorumlar 4
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Yazarın Diğer Yazıları
    ÖNE ÇIKANLAR
    Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0532 261 34 89