• BIST 89.113
  • Altın 146,730
  • Dolar 3,6439
  • Euro 3,9308
  • İstanbul 19 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 20 °C
  • Berlin 13 °C

Bu seçimden sonra ne olur?

Şahin Alpay

2011 seçimleri sonrasındaki Tayyip Erdoğan’dan II. Erdoğan diye söz ediyorum. Kısmen öncesinden çok farklı bir Erdoğan’la karşılaştığımız için, kısmen de yeni Erdoğan’ın padişahlık özentisini ima için.

II. Erdoğan uzun süre kararsız kaldıktan sonra, sonunda sanırım başlıca iki nedenle cumhurbaşkanlığına aday olmaya karar verdi. Belki orada oturan rüşvet ve yolsuzluk iddialarından dolayı değil ancak vatana ihanetle ve de Meclis’in dörtte üç çoğunluğuyla Yüce Divan’a gönderilebileceği için Çankaya’ya çıkmayı, en azından 5 yıl için daha güvenli gördü. Ayrıca belki, askerî vesayet yanlılarıyla kurduğu ittifaka güvenerek, hem cumhurbaşkanı, hem başbakan, hem de parti başkanı olabileceğine gözü kesti. İki hesabın da riskler içerdiği muhakkak.

Erdoğan’ın seçimi kaybetmesi, kuşkusuz ülke için çok hayırlı olur. Ne var ki, CHP ve MHP çok saygın ama maalesef siyaseten zayıf bir adayla karşısına çıktıkları için, HDP adayının da sınırlı bir seçmen tabanı olduğu için yoklamalar II. Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkacağını gösteriyor. Çıkacak, ama nasıl? Eğer birinci turda kazanamaz ya da ikinci turda az farkla kazanırsa, çoğunluğu temsil ettiği şüpheli, zayıf bir konumda çıkar. Daha fazla sarsıntıya mahal bırakmamak için hemen 3 dönem kuralını ilga etse dahi, parti grubu ve genel olarak partisi gelecek için ona fazla bel bağlamaz. Bu da Türkiye için, II. Erdoğan’ın seçimi kaybetmesine yakın ölçüde iyimser bir senaryonun başlangıç noktası olabilir.

II. Erdoğan seçimi birinci turda veya ikinci turda ama açık farkla kazanacak olursa, “Büyük usta!” olarak partisindeki güçlü konumunu korur. Anayasayı hiçe sayar; aynı zamanda cumhurbaşkanı, başbakan ve parti başkanı olarak bütün siyasi kararları elinde toplar. 3 dönem kuralına dokunmaz. Parlamento seçimlerini erkene alır. Emir erlerinden oluşan bir AKP grubu kurar. Kendisini “Türk usulü” başkan yapacak anayasa taslağını referanduma sunar ve (Kürtlerle “ver başkanlık, al özerklik” pazarlığıyla) halka onaylatır ve padişahlığını resmen ilan eder. (Bu durumda, askerî vesayet yanlılarıyla kumpas safsatası üzerinde kurduğu ittifakı nasıl sürdürür, bilemem.) Vaad ettiği gibi, ömrünün sonuna kadar toplumu kutuplaştırmaya, nefret söylemi yaymaya devam eder. (Kimilerinin seçildikten sonra tam tersi bir role soyunabileceğine dair kimi iyi niyetli beklentileri hiç gerçekçi sayılamaz.) Bu senaryonun aynen yaşanması, Türkiye için tam bir karabasan olur. En kötü ihtimalle Kemalist bir askerî darbeyi tetikleyebilir. Ülke darmadağın olur. Allah hepimizi bundan korusun!

Başta sözünü ettiğim iyimser senaryo ise şöyle gelişebilir: II. Erdoğan ancak ikinci turda ve az farkla seçilir; partisi tarafından bile siyaseten zayıf olarak algılanmaya başlar. Giderek partide ayaklanma çıkar. Grup üyeleri 2015 seçimlerinde yeniden iktidarı güven altına alabilmek için partinin başında Erdoğan’ın kuklası olmayan, güçlü bir lider görmek ister. Bu durumda gözler kaçınılmaz olarak, 17–25 Aralık sonrasında Çankaya noterliği yaparak siyasi sermayesinden hayli kaybetmiş olsa da, Abdullah Gül’e döner. Gül parti başkanlığını ve sonra başbakanlığı üstlenir. Erdoğan bile Gül başkanlığında devam eden AKP iktidarını tercih eder hale gelebilir, zira ufukta alternatifler belirebilir.

II. Erdoğan’ın birinci veya ikinci turda, az veya çok farkla seçilmesi, Kemalist “ruh ikizleri” (yani CHP ve MHP) için iç hesaplaşma döneminin açılması anlamına gelebilir. Belki kendilerine çekidüzen vermeleri, Kemalizm’in zincirlerinden kurtulmaları için vesile olur.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89