• BIST 108.434
  • Altın 151,237
  • Dolar 3,6580
  • Euro 4,3278
  • İstanbul 16 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 15 °C
  • Berlin 13 °C

Bu krizin

Ali Bayramoğlu

Dün, hem bu köşede hem bir televizyon kanalında yaptığım bir yorum-analiz, dolaylı aktarımlarla gözlem olmaktan çıkıp bir emir kipi haline gelmiş olsa da, altını çizdiğim ve önem verdiğim üç husus vardı:

1. Bir ittifakın tarafları büyük bir gerginlik içindeler,

2. Bu gerginlik bizzat aralarındaki (geçici ya da kalıcı şekilde) ittifakın bitmesine işaret eder,

3. Bu bitişin anlamı büyüktür, ayrıca siyasi sonuçları olmaktadır ve olacaktır...

Taraflar bu tablonun bu şekilde telaffuz edilmesinden hoşlanmıyor olsalar da, bizim dürbünden görünen budur.

Nitekim bu krizin arka planında yatan önemli noktalardan birisi, "meşru" ve "gayri meşru", "ilkeci tutum ve faydacı tutum" arasındaki ayrım oldu...

Bir durumu, bir krizi, bir gelişmeyi objektif ve demokrasi hassasiyetlerine uygun bir istikamette anlamak ve buna ilişkin tavır almak için, hadiseye, "kim ve kimler" merceğinden bakmak yerine, "ne, ama özellikle nasıl" merceğinden bakmanın öneminin altı tekrar tekrar çizildi.

Örneğin, Ergenekon, Balyoz, KCK gibi soruşturmalarda büyük işler yapan "bir dizi iyi adam"ın nasıl olup da "kötü adam haline geldiğini" açıklayamayanlar, siyasi gerginliklere iyi-kötü, bizden-ondan diye bakanlar, daha doğrusu "meşru ve gayri meşru ayrımı"nı önemsemeyenler oldular.

Bu bakış, hayatı "adamlar" ve "kim" sorusu üzerinden algılar, bir "siyasa"yla bir "özneyi" özdeş görür. Siyasi ve toplumsal hayatı kim sorusuyla "adamlar grubu" üzerinden algıladıkları için faydacı, mutlakçı tavırların içine hapis olurlar.

Sadece MİT krizi değil, Devlet Denetleme Kurulu'nun Dink Raporu da aynı noktaya işaret ediyor.

Bu raporun Susurluk döneminde yayınlanan Başbakanlık Teftiş Kurulu raporuna eşdeğer bir nitelik taşıdığını ve benzer bir işlev göreceğini söyledik, daha önce...

Gerçekten de bu raporlar, hukuki yaptırım gücü içermeseler de, "devletin itirafları" olarak karşımıza çıktılar, bir tür "hakikat"e işaret ettiler, hakikati ikame ettiler, daha doğrusu vicdanlarda, akıllarda, belleklerde hakikat işlevini gördüler.

İki rapor da şunu söyler:

Sorun sistem ve zihniyet meselesidir...

Bir tarafta iyi adamlar, öbür tarafta kötü adamlar yoktur...

Sistem, adamları hem iyi hem kötüyle donatır...

Devlet Denetleme Kurulu raporu, jandarmanın polise, polisin jandarmaya, İstanbul'un Trabzon'a ya da Ankara'ya suç yüklemesini, yüklenmesini anlamsız ilan ediyor.

Diyor ki, "suç ortak"...

Ve bu suç, devletin ilgili tüm birimlerinin suçudur.

Cinayet onların adeta gözetiminde işlenmiştir ve cinayet onların katkısıyla örtbas edilmiştir.

Dahası var...

Devlet dışında, onun şekillendirdiği siyasi alan ve aktörler var...

Nitekim Dink dosyası yıllardır, ülkedeki istihbarat savaşlarının, sert siyasi kutuplaşmaların araçlarından birisi olarak kullanılıyor. Dosya kirletilirken, Ergenekoncular ve diğerleri birbirini yıpratmak için Dink cinayetinin sorumluluğunu birbirlerinin üzerine atarken, gerçeği örtbas ettiler.

Demokrasi, meşruiyet, şeffaflık...

Çözülmeyi bekleyen dosyaların, sorunların, değişim süreçlerinin, ittifakların, denge değişimlerinin belirleyici unsurları bunlardır...

Dayanışma, örtbas etme, susma ya da gayrimeşru ve doğru arasında ilişki kurma oyunu değil...

MİT krizini ancak, istihbarat kirliğini, tarafların örtme güdüsünü, faydacı anlayışları ancak zihnimizden uzak tutarsak anlarız.

Bir nokta daha: Pekçok insan "olanı" değil, "olmasını istediğini" gerçek haline getirmeye çalışır, ne var ki o insanın istediği noktaya ulaştıracak olanın bizzat kendisidir, onun karşısında aldığı tutum ve olandan hareketle kendisine bakmayı bilmesidir.

  • Yorumlar 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış
    ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
ÖNE ÇIKANLAR
Tüm Hakları Saklıdır © 2009 İlke Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0532 261 34 89